Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, öğrenciler için hazırlanan yeni müfredattan ‘Kurtuluş Savaşı’ ifadesinin çıkarılacağını söyledi:
-Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı!
‘Kurtuluş Savaşı’ ifadesinin yerine ‘Milli Mücadele’ kavramı kullanılacak.
Kimlerden kurtulduğumuz belli!
Yunaniler, İngilizler…
En canlı örneği Eskişehir’! Hem İngilizler hem Yunanlılar işgal etti! Şehri yaktılar yıktılar…
Esaretten kurtulduk!
Tarihi tamamen de değiştirebiliriz! Sonuçta tarihi Fesli Kadir Mısırlıoğlu’ndan öğrenenlerin sayısı epey fazla!
Okullardaki yeni tarihimiz “Fesli” tarihidir!
Yunan galip gelesiye kadar devam!
Ve bir başka sözü:
- Şeriat gelsin de isterse Türkiye batsın, razıyım!
Edebiyat konusunda da mahirdi…
- Shakespeare aslında "Şeyh Pir"dir. Kendisi gizli Müslümandır!
Yunanlılar arkalarına bakmadan kaçalı tam 104 yıl olmuş! 104 yıl sonra tarihi eğip bükmeye çalışıyoruz.
Tarihi sürekli değiştiriyoruz. Olmamış olayları olmuş gösteriyoruz. Kahramanlar yaratıyoruz.
Tarihi dizilerde yazıyoruz ve halkımıza dizilerde öğretiyoruz…
Kanuni Sultan Süleyman, oğlu şehzade Mustafa’yı boğdurdu! Muhteşem Yüzyıl dizisinde bu sahne canlandırıldı! Tam 500 yıl sonra vatandaşımız Şehzade Mustafa’nın kabrine akın etti dualar okudu!
Ahlar… Vahlar…
Uzun aylar hatta yıllar boyunca süren diziler bize yeni bir tarih öğretti! O tarihe inandık, o tarihi birbirimize anlattık, o tarihi gerçek kabul ettik!
TARİHİ GERÇEKLİKTEN KOPARSAN!
Dünle bugünün birbirine karıştığı zamanlarda, en büyük kaybımız hafızamız olur. Tarihi, bugünün siyasi tartışmalarına göre yeniden yorumlamaya başladığımızda, gerçekler yerini kişisel görüşlere bırakır. Oysa tarih, hoşumuza giden kısmı seçip geri kalanını yok sayabileceğimiz bir alan değildir.
Bir toplumun geleceği, geçmişiyle kurduğu dürüst ilişkiye bağlıdır. Kahramanları putlaştırmadan, hataları inkâr etmeden, başarıları küçümsemeden ve yenilgileri saklamadan bakabilmek gerekir. Çünkü tarihi gerçeklikten kopan toplumlar, aynı hataları tekrar etmeye mahkûmdur.
Bugünü anlamanın yolu, dünü değiştirmeye çalışmak değil; onu bütün yönleriyle anlamaktan geçer. Hafızasını koruyan toplumlar güçlü olur, hafızasını kaybedenler ise her dönemde yeniden aynı tartışmaları yaşar.
TARİH YAPMAK!
Atatürk’ün tarih konusunda bilinen sözlerinden biri şöyle:
-Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan, yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır!