14 Mayıs Eczacılar Günü nedeniyle Eskişehir Eczacı Odası Başkanı Mustafa Çelik, oda yöneticileri ile birlikte oda binasında açıklamalarda bulundu. Yaptığı açıklama ile eczacıların sorunlarına dikkat çeken Çelik, ilaca erişim sorununun artık yapısal bir mesele haline geldiğini kaydetti.
Çelik, “OECD verilerine göre Türkiye’de sağlık harcamalarının Gayrisafi Yurt İçi Hasıla içindeki payı yaklaşık %5,3 düzeyindedir. OECD ortalaması ise %9,3 seviyesindedir. Kişi başı ilaç harcamasına bakacak olursak OECD ülkelerinde bu rakam ortalama 570 dolar seviyesindeyken, Türkiye’de son 10 yılın en düşük seviyesi olan yaklaşık 131 dolar düzeyindedir.
OECD ortalamasının oldukça altında kalan bu oranlar, Türkiye’yi OECD ülkeleri arasında son sıralara yerleştirmektedir. Sağlığa ayrılan kaynağın bu seviyelerde olması, doğrudan ilaç politikalarına da yansımaktadır. Son yıllarda özellikle yenilikçi ve yüksek maliyetli yeni nesil ilaçların Türkiye pazarına girişini olumsuz etkilemektedir.
Nitekim küresel ilaç şirketleri, düşük geri ödeme seviyeleri ve kur baskısı nedeniyle Türkiye’den yavaş yavaş çekilmekte veya çok sınırlı sayıda yeni nesil ilaçla Türkiye pazarına girmektedir. Bu durum artık sıkça yaşadığımız bir sorun halini almıştır ve en çok da hastalarımız zarar görmektedir. Avrupa’da yenilikçi ilaçların erişim oranı yaklaşık %46 düzeyindeyken, Türkiye’de bu oran %3 seviyelerine kadar gerilemiştir. Öte yandan TÜİK’in sağlık harcamalarıyla ilgili açıkladığı rakamlara bakacak olursak, 2024 yılında toplam sağlık harcaması bir önceki yıla göre yüzde 89,6 artarak 2,3 trilyon TL’ye yükselmiştir. Ama burada dikkat çekici kısım şudur ki: vatandaşın cebinden yaptığı sağlık harcamaları da 442,3 milyar TL seviyesine çıkmıştır. Yani toplam sağlık harcamaları içinde vatandaşın cepten ödediği tutar artarak neredeyse yüzde 19’a kadar çıkmıştır. Bu nedenle bütçeden sağlığa ayrılan payın vatandaş lehine artırılması gerektiğinin altını bir kez daha çizmek istiyoruz. Bu tablo bizlere ilaca erişim sorununun artık yapısal bir mesele haline geldiğini göstermektedir. Bu ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Türk Eczacıları Birliği olarak özellikle vurgulamak isteriz ki; ilaç yoklukları eczacıların iradesiyle ortaya çıkan bir durum değildir. Zira eczacılar olarak amacımız, bütün hastaların güvenli, etkili ve erişilebilir biçimde ilaçlara ulaşmasını sağlamaktır. Sorunun temel nedeni ilaç fiyatlandırma politikalarının mevcut ekonomik koşullar göz ardı edilerek belirlenmesidir” diye konuştu.
“UZUN SOLUKLU BİR DEVLET POLİTİKASINA İHTİYAÇ DUYULMAKTADIR”
Türkiye’de yerli ilaç üretiminin stratejik bir ulusal hedef olarak önceliklendirilmesinin artık bir zorunluluk olduğunu kaydeden Çelik, Akademik birikimlerinin yetişmiş insan kaynaklarının ve Ar-Ge kapasitesinin bu üretimi başarıyla gerçekleştirebilecek düzeyde olduğunu söyledi.
Çelik “Ancak bu potansiyelin hayata geçirilmesi için güçlü, istikrarlı ve uzun soluklu bir devlet politikasına ihtiyaç duyulmaktadır. Kendi ilaçlarımızı ülkemizde üretmediğimiz ve dışa bağımlılığı kırmadığımız sürece, ilaç yoklukları kronik ve yapısal bir sorun olarak varlığını sürdürmeye devam edecektir. Türk Eczacıları Birliği, 70 yılı aşkın geçmişi ve 55 bin üyesinin gücüyle ilaca güvenli erişimin en önemli teminatlarındandır. Mesleğimiz bugün; artan işletme maliyetleri, ilaç yoklukları, istihdam baskısı ve ekonomik zorluklar karşısında çok katmanlı bir mücadele vermektedir.
Bu yalnızca mesleki değil, aynı zamanda halk sağlığının geleceğine ilişkin bir mücadeledir. Bu nedenle eczacılık mesleğinin sorunları; günü kurtaran geçici yaklaşımlarla değil, akılcı, kalıcı ve sürdürülebilir politikalarla ele alınmalıdır.
Türk Eczacıları Birliği; Halk sağlığını, Mesleğimizin bilimsel niteliğini, Eczacının mesleki bağımsızlığını, sürdürülebilirliğini, Vatandaşlarımızın güvenli ilaca erişim hakkını kararlılıkla savunmaya devam edecektir. Hastalarımızın ilaca ve sağlık ürünlerine en doğru danışmanlıkla ve en güvenilir şekilde erişebileceği tek adres eczanelerimizdir.
Eczanelerimizin sunduğu birinci basamak sağlık hizmetinin sürekliliği, ancak ekonomik olarak güçlü ve mesleki bağımsızlığı korunmuş bir eczane yapısıyla mümkündür” sözlerini kaydetti.





