Koronada yeni döneme adım attık bile!


Mart ayıyla birlikte ülkemize giren COVİD-19 ile aylarca mücadele ediyoruz.


Evlerimizde kendimizi karantina altına alarak, sokağa çıkma yasaklarıyla salgınla bir nebze olsun mücadele edildi.


Fakat…


Ben bu önlemlerin de çok yeterli olduğunu düşünmüyorum.


Hafta sonu getirilen sokağa çıkma yasaklarının, hafta içi salgının yayılmayacağını göstermiyordu.


65 yaş üstü vatandaşları evlere hapsetmenin, dışarıda sokak sokak gezen bir akranından kendisine hastalık bulaşmayacağını da garanti etmiyordu.


Aylarca evde kalarak hastalığı taşıma riskini azaltan çocuklar da etkisizdi. çünkü iş yerinde, fabrikalarda tüm gün çalışarak evlere gelen ebevnylerin ilahi bir güç tarafından hastalığın taşınma riskini azalttığını mı düşünüyorsunuz?


Diyeceğim o ki…


Normalleşmeye bu kadar tepki göstermeye gerek yok.


Zaten süreç ‘normal’ yönetilmedi.


Siz bence süreci baştan sona bir izleyin…


Normal miydik?


önce onu bir sorgulayın…


 


KABULLENDİĞİNDE…


 


Kabullendiğin zaman daha bir küçülüyor gözüne büyük gelen her şey…


Ancak içinden geçip yaşandığında anlamını yitiriyor.


Devleştirdiğimiz hisler…


Kaçmadan, cesurca yüzleştiğin zaman bilgeleşiyor insan…


Büyüyor…


Olgunlaşıyor.


Kabullendiğin zaman hayat daha bir güzelleşiyor.


Dönüşüyor.


Tam da hayal ettiğin şekle bürünüyor.


Kabul etmek, kabule geçmek, akışa teslim olmak öyle büyük bir teslimiyet ki…


Herkes yapamıyor.


Beceremiyor ya da elinden gelmiyor.