2 Temmuz 1993…

O tarihten bu yana 33 yıl geçti.

Hala unutulmuş değil…

33 değil 333 yıl geçse de unutulmaz o tarih…

Unutulmamalı da zaten…

Unutturmak isteyenlere inat her yıl anımsatılmalı…

Unutulmamalı da unutturulmamalı da…

O tarih yalnızca Türkiye Cumhuriyeti tarihine değil insanlık tarihine kazınmış kap kara bir gün.

Yaşanan benzeri görülmemiş bir olay var.

İnsanı insan olduğundan utandıracak bir olay…

35 can sığındıkları bir otelde katledildi.

Hem de cayır cayır yakılarak katledildiler.

Söylerken bile insanın tüyleri ürperiyor.

O canlar ki, kültür ve sanat etkinlikleri için gitmişlerdi Sivas’a…

Aydındılar, sanatçıydılar.

Kimisi saz çalıp türkü söyleyecek, kimisi şiirlerini okuyacak, kimisi de zihinleri aydınlatmaya çalışacaktı.

‘’İnsanı sevmek’’ dışında bir suçları yoktu onların…

Tut ki suçları olsun… Bir otele sığınan çaresiz insanlar ateşe verilip yakılmaz…

Ne yazık ki, yakıldı insanlar…

Yakanlar için söylenecek söz bulmak çok zor.

Hasan Hüseyin Korkmazgil’in söylediği gibi…

‘’Sırtlan desen sırtlan küser

Akrep desen akrep kızar…’’

Daha önce de dedik…

İnsanı insanlığından utandıracak bir olay.

Gerçekleştirildiğinde iktidarda olanlar büyük sözler verdi.

‘’Olay her yönüyle aydınlatılacak, failleri yakalanıp hesap sorulacak’’ ve benzeri türden sözler…

Onlar verdikleri sözleri tutamadılar.

Bazıları artık aramızda da değiller…

O günden bu yana geçen 33 yılda çok sayıda iktidar değişikliği yaşandı.

Değişen bir şey olmadı.

Ne insanlık tarihine utanç verici kara sayfa olarak yazılan olay aydınlatıldı, ne de çaresiz insanları yakanlardan hesap soruldu.

Devlet, kendisine emanet edilen canları koruyamadığı gibi o canlara kıyanlarda hesap da soramadı.

Öfkelenmemek elde değil…

33 yıl sonra hala yürekler yanıyor.

Korkunç katliam hatırlandıkça insan insanlığından bir kez daha utanıyor.

Öyle de olsa unutmamak gerek…

Sadece unutmamak yetmez…

Unutmaya çalışanlara da unutturmamak gerek…