12- Misafirperverliği:
Peygamberimizin üstün vasıflarından biri de misafirperverliğidir. Uzaktan yakından kendisini görmeye gelenlerin sayısı çoktu. O, misafirlerini en iyi şekilde ağırlar, onlara bizzat kendisi hizmet ederdi. Peygamberimiz, müslüman olmayan misafirlerine de aynı şekilde davranırdı.
Fazla misafir gelince evindeki yiyecekleri onlara verip çocukları ile birlikte geceleri aç yattığı zamanlar olurdu.
O, misafirlerle ilgili olarak şöyle buyurmuştur:
«Allah'a ve ahiret gününe inanan misafirine ikram etsin.» (Buhari, Edeb, 31)
13-İbadeti:
Peygamberimiz, her işini tam bir düzen içinde yapardı. İbadet zamanları, dinlenmek için ayırdığı saatler belli idi. Vakitlerini boş geçirmez, her dakikasını faydalı bir işle değerlendirirdi.
Peygamberimiz, Allah'ın en sevgili kulu olduğu halde Allah'tan çok korkar, kıyamet gününden endişe ederdi.
O, her an Allah'ı anar, ibadetten çok büyük haz duyardı. Geceleri kıldığı namazlarda uzun süre ayakta durmaktan ayakları bile şişerdi. Eşi Hz. Aişe O'nun bu durumunu görünce:
- Ey Allah'ın Rasûlü! Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışladığı halde kendine niçin bu kadar zahmet ediyorsun? deyince, Peygamberimiz O'na şu cevabı vermiştir:
- 'Allah'a şükreden bir kul olmıyayım mı?' (Buhari, Teheccüd)
14-Allah Korkusu:
Peygamberimiz, Allah'a rahmet olarak gönderilen son Peygamber olduğu halde Allah Teala'dan, herkesten daha çok korkar ve "Kıyamet günü acaba ne olacağım" derdi.
Bir gün Hz. Ebu Bekir Peygamberimize: "Ey Allah'ın Rasülü, görüyorum ki saçlarınız ağarıyor" demiş, Peygamberimiz de:
"Evet, Hûd, Murselât ve Amme sureleri beni ihtiyarlattı" cevabını vermiştir. (Tirmizi, Tefsiru'l-Kur'an, 57)
Bir gün Peygamberimiz bir cenazeye katılmış, cenazenin mezarı kazılmakta olduğundan beklemek mecburiyetinde kalmıştı. Bu, O'nu o kadar etkilemişti ki, ağlamış ve toprak O2nun göz yaşları ile ıslanmıştı. Sonra da orada bulunanlara şu sözleri söylemişti:
"Kardeşlerim, kendinizi bugün için hazırlayın" (İbn Mace, Zühd, 19)
15-Allah Sevgisi:
Kurân-ı Kerim müminlerin Allah'ı her şeyden daha çok sevdiklerini bildiriyor. (Bakara, 165)
Şüphesiz Peygamberimiz Allah'ı herkesten daha çok severdi. Bunun içindir ki O, geceleri ayakları şişinceye kadar namazda dururdu.
Hz. Ömer bin el-Hattab anlatıyor: Bir gün Peygamberimiz çocuğundan ayrılan bir kadın gördü. Kadın, çocuğuna olan hasreti sebebiyle rastladığı her çocuğu kucağına alıyor ve emziriyordu. Peygamberimiz orada bulunan arkadaşlarına dönerek: "Bu kadın çocuğunu hiç ateşe atar mı?" diye sormuş, orada bulunanlar: "Asla" cevabını vermişler. Bunun üzerine Peygamberimiz:
"O halde biliniz ki, Allah'ın kullarına merhameti, bu kadının çocuğuna olan merhametinden çok daha fazladır." Buyurdu. (Buhari, Edeb, 18)
16-Çocuk Sevgisi:
Peygamberimiz çocukları çok severdi. Onları kucağına alıp okşar, sevgi ve şefkatle öperdi. Peygamberimiz, torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'i öpüyordu. Orada bulunan bir adam bunu görünce;
- Benim on çocuğum var, onların hiç birini öpmüş değilim, dedi.
Peygamberimiz ona:
- 'Merhamet etmeyene, merhamet olunmaz' buyurdu.
Peygamberimiz namaz kılarken sevgili torunları Hasan ve Hüseyin omuzlarına çıkardı. O, ibadet halinde bile çocukların bu davranışını hoş karşılar, oyunlarına engel olmazdı.
Bir yerde otururken kızı Hz. Fatma gelince, ayağa kalkar, O'nun alnından öper ve O'nu yerine oturturdu. O sadece kendi çocuklarını ve torunlarını değil, kimin çocuğunu görürse onunla konuşur, hatırını sorar ve severdi, çocuklara, hoşlarına giden şeyler vererek sevindirirdi. O, müslüman olmayan kimselerin çocuklarını da sevip okşardı.
Peygamberimiz, çocuklarla çok ilgilenirdi. Bir defa çocuklar arasında koşu düzenledi, kendisi de yarışın sona ereceği noktada durdu. Koşarak yanına gelen çocukları öptü ve kendilerine hediyelerini verdi. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, c.1, s.214)
Peygamberimiz, çocuklarla ilgili şu tavsiyelerde bulunmuştur:
«Allah'tan korkun çocuklarınız arasında adaletli davranın.» (Buhari, Hibe, 8/26)
«Şüphesiz ki Allah, çocuklarınız arasında öpücüklerinizde de eşit davranmanızı sever.» (El-Camiu's-Sağir)
Özet olarak Peygamberimiz; içi ve dışı tertemiz, kalbi; şefkat ve merhamet duyguları ile dopdolu, başkalarını kendinden çok düşünen, ömrünü insanlığın kurtuluşu için harcayan büyük bir Peygamber, en üstün ahlâkî faziletleri kendinde toplayan örnek bir şahsiyet idi.
Ne mutlu, O'nun gösterdiği aydınlık yoldan gidenlere...
Ne mutlu, O'nun yaşayışını ve ahlâkî davranışlarını örnek alanlara...
Yorumlar