Önseçimin kazananı Çalıkuşu’ndan ilk açıklama: Sonucun değişeceğini sanmıyorum
Önseçimin kazananı Çalıkuşu’ndan ilk açıklama: Sonucun değişeceğini sanmıyorum
İçeriği Görüntüle

Saadet Partisi Eskişehir tarafından yapılan yazılı açıklamada, üniversitelerin yalnızca diploma veren kurumlar olmadığı, bilginin üretildiği, farklı fikirlerin tartışıldığı ve gençlerin sorgulama becerisi kazandığı alanlar olduğu vurgulandı. Açıklamada, akademik özgürlüğün güçlendirilmesinin Türkiye'nin bilimsel gelişimi açısından önem taşıdığı ifade edildi.

"Akademik özgürlükte gerileme yaşandı"

Açıklamada, akademik özgürlüğe ilişkin uluslararası veriler hatırlatılarak, V-Dem verilerine göre, Akademik Özgürlük Endeksi'nde Türkiye'nin puanının 2015 yılında 0,278 seviyelerinde iken 2025 yılında 0,088'e gerilediği belirtildi. Bu durumun yaklaşık yüzde 68'lik bir düşüşe işaret ettiği ifade edilirken, araştırma ve öğretim özgürlüğü ile akademik ve kültürel ifade özgürlüğü alanlarında da benzer gerilemeler yaşandığı kaydedildi.

"Bilim özgür ortamda gelişir"

Saadet Partisi açıklamasında, akademik özgürlüğün yalnızca akademisyenleri ilgilendiren bir konu olmadığı belirtilerek, özgür düşüncenin olmadığı bir ortamda bilimsel üretimin, yeni fikirlerin geliştirilmesinin ve ülke sorunlarına kalıcı çözümler bulunmasının zorlaşacağı savunuldu.

Üniversitelerin herhangi bir siyasi anlayışın etkisi altında olmaması gerektiği vurgulanan açıklamada, bilim insanlarının araştırma konularını bilimsel ölçütlere göre belirleyebilmesi ve ulaştıkları sonuçları özgürce paylaşabilmesi gerektiği ifade edildi.

"Akademisyen toplumun her alanında yer almalı"

Açıklamada, akademisyenlerin yalnızca üniversite bünyesinde değil, sanayi, yerel yönetimler, siyaset ve toplumsal yaşamın farklı alanlarında da bilgi ve deneyimleriyle katkı sunmalarının önemine dikkat çekildi. Bilimsel bilginin toplumun yararına kullanılmasının gerekliliği vurgulandı.

Kurumsal özerklik ve liyakat vurgusu

Saadet Partisi, üniversitelerin kurumsal özerkliğinin güçlendirilmesini savunduklarını belirterek, rektörlerin belirlenmesinde akademik camianın daha fazla söz sahibi olduğu; liyakat, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin esas alındığı bir yönetim modelinin oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Açıklamada, devletin denetim görevinin önemine işaret edilirken, bu denetimin akademik yaşam üzerinde baskı unsuruna dönüşmemesi gerektiği de kaydedildi.

"Güçlü yarınlar güçlü üniversitelerle mümkün"

Açıklamanın sonunda, "Önce Ahlâk ve Maneviyat" anlayışı çerçevesinde bilginin ahlak, liyakat ve toplumsal fayda ile buluşturulmasının önemine vurgu yapıldı. Türkiye'nin güçlü yarınlarının güçlü üniversitelerle mümkün olduğu belirtilirken, hedeflerinin "siyasetin gölgesinde kalan değil, bilimin ışığında yol alan; özgür, ahlâklı, liyakatli ve üretken üniversiteler" olduğu ifade edildi.

Kaynak: Haber Merkezi