Gazete ve radyo haberlerine, TV kanallarının haber ve yorum kuşaklarına ya da Twitter, Instagram, Facebook vb. gibi sosyal medyaya dikkat ettiğinizde neredeyse tüm zamanlarda siyaset gündemin ilk sırasını alır. Sanki siyaset olmasa ağzımızı bıçak açmayacak. Hiç tanımayan biri bu gündemi görse bu toplumda insanlar siyaset dışında bir kültür geliştirmemişler diyebilir. Yaşadığımız dönemde siyasetle ilişkilendirilmeyen bir alan kalmadı gibi… Futbolu, müziği ya da manevi inançları bile siyasetle ilişkilendirmeden konuşamıyoruz.

Bu durum sadece iktidarın veya muhalefetin kalitesinden kaynaklanmıyor. Muhtemelen siyasetle birlikte diğer kurumların hızla erozyona uğramasının ve çöküyor olmasının etkisi var. “Muz Cumhuriyetleri” ya da benzerlerinin futbolla uyutuldukları söylenirdi. Sanki toplumumuz –kendisinin doğrudan katkılarıyla da– adeta ‘çirkin siyasetle’ uyutuluyor. İş dünyasını, ekonomiyi, üretimi, geçim düzeyimizi, eğitimi, yaşamsal iyiliği, sağlığı ve daha birçok şeyi unuttuk ve günlük siyaset dedikodularıyla kendimizi uyuşturuyoruz. Medyanın her türlüsünde, sosyal birliktelik mekânlarında veya herhangi bir ortamda siyaset üzerine yaptığımız ‘gevezelikler’ sabun köpüğü baloncukları gibi uçulup ardından kayboluyorlar.

TV kanallarındaki futbol konulu ‘geçmişte televole denen yorum isimli dedikodu programlarını’ her gördüğümde aklıma bu kadar ‘boş laf’ kimin işine yarar diye aklımdan geçiririm. Bu soru, kendi zihnimde “Herhalde bu programları yapıp para kazananlar” diye cevaplanır. İnsanların ilgileri üzerinden bir tür rant elde etme çabası olmalı. Her transfer döneminde bu kanaatim biraz daha pekişir. Malum kişiler tarafından üretilen uydurma transfer haberleri ‘futbol yorum pazarını’ canlı tutar ve sektörün rantçıları ceplerini doldurmaya –en azından geçimlerini sağlamaya– devam ederler.

Muhtemelen siyaset alanında da benzer senaryolar yer alıyor. Yapay gündemler yaratılıp toplum işe yaramaz ‘fikir ucubeleri’ ile meşgul ediliyor. Vatandaşlar alıştırıldıkları bu uyuşturucu ile ‘siyaset manipülasyonu pazarını’ daha canlı tutmaya katkı yapıyorlar. Son zamanlarda bir de ‘strateji uzmanları’ türedi. Kim kazanıyor? ‘Siyasi uyuşturucu’ etkisiyle bu siyaset curcunasının ortağı olduğunuzda iktidar yandaşıysanız muhalefet, muhalefeti destekliyorsanız iktidar kazanıyor. Sadece vatandaş kaybediyor. Aklını, düşünsel gücünü, moralini, motivasyonunu ve zamanını boşuna harcıyor. Verimli faaliyetler uğraşabileceği yerde sanal hayallerle meşgul oluyor, ediliyor.

Gündemimizi verimsiz biçimde işgal edenler sadece siyaset ya da futbol değil. Vatandaşın önüne servis edilerek onun sırtından kurban kesilen başka alan ve konular da var. Örneğin ekonomi olarak dünyanın görece küçük borsalarından birine sahip olduğumuz veya nüfus olarak pek azımızın gerçek anlamda dövizle işimiz olduğu halde bunlar, kişisel gündemimizi geçimimizden daha fazla işgal ediyor. Para kazanma ümidiyle teşvik edildiğimiz saçma sapan TV yarışmaları ile zamanımız çalınıyor, hesabını sormak bile aklımıza gelmiyor. Dizilerdeki sanal yaşam, gündemimize adeta gerçekmiş gibi servis ediliyor. Dizi oyuncularının ‘ne halk ettikleriyle’ yakınlarımızın dert ve sorunlarından daha fazla ilgilenmeye itekleniyoruz.

Günümüzde çirkin siyasetin –kendi kişisel alanımız dâhil olmak üzere– her alanı ve kurumu sömürgeleştirdiğini bilmemek mümkün değil. Hiç kuşkusuz; hırsızlığa, yolsuzluğa, talana, yalana, kandırılmaya ve kötü yönetime karşı çıkmak bir vatandaşlık gereğidir. Ama sonuçta toplumsal gerçeklik, sürdürülebilir kurumlarla oluşmuş bir sistem olmak zorundadır.

Eğer içinde yer aldığımız siyaset ortamı, gevezelikten başka bir şey üretmiyorsa o zaman beğenmediklerimize hizmet ediyoruz demektir. Bir örnek vermek gerekirse; temiz bir yaşam çevresi istiyorsanız başkalarına engel olduğunuz kadar siz de çöpünüzü ortalığa atıp saçmayacaksınız.