Son zamanlarda ülke gündemi çok iç açıcı değil...


Bakıyorum şöyle bir etrafa...


Herkesin gündeminde ekonomik kriz var.


 İş adamı mutsuz...


Esnaf yorgun...


Memur isyanda...


 İşçi perişan...


7’den 77ye herkes zor durumda...


Zengin, yoksul, patron, işçi, kadın, erkek fark etmiyor.


Kimse halinden memnun değil!


çok düşündüm, bu haftaki yazım da vatandaşın sorunlarını, ödenemeyen faturalarını mı yazsam diye! Ya da cep delik cepken delik diye bir edebiyat mı patlatsam!


Yok dedim sonra: ‘özge senin gündeminde bunlar olmamalı!’


Senin köşen ağlama duvarı değil!


 Doğal bir şekilde anlatmalısın içinden geçenleri!


Düşündüm, düşündüm, düşündüm.


Ve buldum!


‘Kuşları yazacağım ulan!’ dedim.


Bildiğiniz kuşları...


Gökyüzünde özgürce kol gezen beyaz güvercinleri anlatacağım.


Sert bir şekilde kendimi sarstım.


‘Ormanlardan bahsedeceğim’ diye söz verdim.


Toprak kokulu o yolda yapılan gösterişsiz seyahatleri betimleyeceğim.


Yakan değil ısıtan güneşten, asi değil serinleten rüzgardan, yılların derdini omuzlarında biriktiren yemyeşil koca çınarlardan bahsedeceğim.


Porsuk’un huzurundan, kendi durgunluğunda acele etmeden ilerleyen kayıklardan, gökkuşağının her bir tonunu gösteren rengarenk çiçeklerden konuşacağım.


Tam da bugün!


Burun kıvırmayın hemen!


 Romantik bir yazı da beklemeyin!


çok zaman oldu bunlardan bahsetmeyeli!


Uzun uzun anlatmayalı!


Kalbimizin en derinlerinde sıkıştı kaldı ‘Doğala, güzele’ dair her şey...


Hatırlatmak istedim.


Yüzeye çıkarmak istedim, görünür kılmak!


Yeniden başlayabilmek için ayağa kalkmaya ihtiyaç var!


Yaşama sevincine, umuda, gülümsemeye!


Ceplerin dolması, borçların ödenmesi, işlerin açılması için de aynı şekilde...


O halde çıkarın gündeminizden krizi, cinayetleri, kavgayı, gürültüyü...


Gökyüzüne bakın!


Kuşlar ne kadar keyifli bugün değil mi?


Söyledikleri şarkılardan belli!


Yarınlar  güzel olacak diyorlar gibi...