Sonra sustum… Hiç de layık olmadığım şeyler yaşadığım için sustum. Konuştuklarımı benden başka hiç kimsenin duymadığını anladığım için sustum. Konuşmak gereksizdi, en iyisi artık sessizlikti. Ama mesele sadece susmak da değildi aslında. İnsan bazen susarak anlatır en çok şeyi. Kırıldığını, yorulduğunu, artık mücadele etmek istemediğini… Çünkü bazı kırgınlıklar kelime kabul etmez. Anlatsan da anlaşılmaz, susan hep “abartan” olur, konuşan ise hep “yanlış anlaşılır.”
Kırıldım… Ama öyle bir kırılmak değil bu; gürültülü değil asla. Kimseye hesap sormayan, sessizce içine çöken bir kırılmak. İçinde çatırdayan ama dışarıya tek bir ses vermeyen. İnsan en çok da böyle kırılınca yoruluyor işte. Çünkü kimse görmüyor, anlamıyor.
Alındım… Ama trip atar gibi değil. Beklentimin, verdiğim değerin, içtenliğimin karşılık bulmamasına alındım. İnsan bazen küçücük sanılan şeylere değil, o küçük şeylerin birikmesine alınıyor.
Ve sonra soğudum… İnsanlardan, cümlelerden, yarım kalan ilgilerden. Öyle bir soğumak ki bu; geri dönmesi zor, ısınması imkansız, affetmesi uzun. Çünkü güven dediğin şey bir kere sarsıldı mı, aynı yerden tekrar filizlenmiyor. Güvenememek ise insanın en sessiz yalnızlığı…
Kimseye güvenememek…
Belki de en çok bu ağır geliyor. Sürekli tetikte olmak, her iyi niyetin altında bir şey aramak, “acaba”larla yaşamak… Oysa insanın en çok ihtiyacı olan şey güvenmek… Ama bazı insanlar bu duyguyu öyle hoyratça tüketiyor ki, geriye sadece şüphe kalıyor ve gece yastığa başını koyduğunda kafanda dolaşan soru işaretleri...
Sessizken seni sadece önemseyenler duyabilir. Gerisi zaten duymazdan gelir. Sesini duyan yoksa hep yalnızsındır. Sana sağır kulaklar kalbini kırar, gönlünü incitir. O zaman üzülme, değmez de geç. Yap kendine bir kahve, otur ve iç sessizce. Çünkü bazen en iyi cevap, hiçbir şey söylememektir karşındakine. En net tavır, biraz geri çekilmektir.
En güçlü duruş ise, kimseye kendini anlatmak zorunda hissetmemektir.
Hiç kimseden sevgi ve ilgi görmek için ısrar etme. Değer görmenin yasası, karşılıksız ve gönülden vermektir. Aramak isteyen arar, merak eden sorar, hata yapan çaba gösterir, kalp kıran özür diler. Gerisi mi? Gerisi kalabalık. Ama onunda içi boş!..
