20 Temmuz 2019 Cumartesi 1157 Okunma

Haccın farziyeti

Hac dinimizin beş esasından biridir. Hicretin dokuzuncu yılında farz kılınmıştır. Farziyeti Kur’an-ı Kerim, sünnet ve icma ile sabittir. Hem mali hem de bedeni birçok zorluklara katlanmayı gerektiren bir ibadettir. Belirli şartları taşıyan müslümanlara fevri olarak (yani şartları gerçekleştiğinde geciktirmeden) ömründe bir defa haccetmek farz-ı ayındır. Ancak şartlar gerçekleştiğinde hemen haccetmeyip daha sonraki yıllarda haccedenlerin haccı da kaza değil edadır.
Hac; her yıl dillleri, renkleri, ülkeleri, kültürleri farklı fakat hedef ve gayeleri aynı, milyonlarca müslümanın bir arada hep birden ibadet edip Allah’a yönelmelerini birbirleri ile tanışıp kaynaşmalarını, Müslümanların dertlerini görüşüp ortak çareler bulmalarını sağlar.
Hac esnasında günlük giysilerden soyunup ihrama giren Müslümanlar, ziynet ve servetle böbürlenmemeyi insanlar arasındaki eşitliği, ölüm ve haşri unutmamayı fiilen yaşar ve öğrenirler. İhramlı için konulan yasaklar, kişiye hiç kimseye hatta haşerelere bile zarar vermeme, yaratıklara şefkat ve merhamet, zorluklara sabretme melekesi kazandırır.
Böylece hac farizasını eda eden kimseler, Allah’a (c.c.) kulluk vazifesini ifa etmiş oldukları gibi çevresindekilere yararlı olma, hiç değilse zarar vermeme alışkanlığı kazanmış olurlar.
Rasülülllah Efendimiz (a.s.) bu anlayışla hac edenler için, “Kim Allah (c.c) için hacceder de (bu sırada Allah’ın rızasına uymayan) kötü söz ve davranışlardan sakınırsa, annesinin onu doğurduğu günkü gibi (tertemiz ve günahsız olarak hacdan) döner buyurmuştur. (et tac,2/16 Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesei)
Maddi ve manevi bir çok zorluklara katlanarak hacca giden bir Müslümanın haccını noksansız eda edebilmesi ve Hz.Allah katında en yüksek ecri kazanabilmesi için bu kutsal ibadetin nasıl yapılacağını hac esnasında nelere dikkat etmesi gerektiğini, hangi fiil ve davranışların suç sayıldığını, kısaca erkanından adabına kadar bu ibadetle ilgili hükümleri kendisine yetecek kadar öğrenmesi gerekir.
Rasülü Ekrem Efendimiz (a.s) bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyuruyor:
“Haccetmek isteyen kimse acele etsin geriye bırakmasın. Çünkü zaman geçtikçe ya hasta olur, ya gitme imkanı kaybolur. Yahut da daha önemli ihtiyaçları ortaya çıkar” (Ebu Davud, et tac 2/107)
Hac, Mekke’deki Kabe’yi ihramlı olarak ziyaret etmek, Arefe günü Arafat’ta bulunarak dua etmekle yerine getirilen dini kutsal bir görevldir. Kabe, Müslümanların kıblesi olan mübarek bir mekandır. Kabe’yi farz tavafı yaparken ‘Hacerül Esved’i’ öperek veya karşıdan elleri kaldırıp selamlamakla Bezm-i elestte “Kalü-bela” cevabını Mevlamıza verdiğimizde “Allah’ı Rab kabul ederek mü’min Müslüman olduğumuzu tekraren teyid ederek Hz.Allahımıza verdiğimiz ezeldeki sözü tekrarlamış oluyoruz.
Müslümanlığın önemi bilinci Hac görevinin ifasıyle çok daha iyi anlaşılmış oluyor. Onun için her Müslüman kişiye Cenab-ı Hak (c.c) Hac etmeyi nasip eylesin, Hacı olmayı ve ölmeyi kısmet eylesin (Amin)