21 Şubat 2019 Perşembe 1177 Okunma

KUR’AN’DA 3 DEFA EŞEK GİBİ DAVRANMAYIN İKAZI VAR

 


Her ne zaman Kur’an sohbetinde söz Kur’an’da 3 defa eşek ifadesi geçtiğini açıklasam, dinleyenlerin daima tuhafına gitmiş ve hemen inanmamışlardır. Bunun üzerine ben de her zaman ilgili 3 ayeti açıp okumuş ve ne amaçla kullanılmış olduğunu açıklayıp, bu amacın insanları bu duruma düşmemeleri yönünde ikaz etmek olduğunu vurgulamışımdır. Kur’an’ın surelerinin iniş sırasına göre olmak üzere sıra ile Müddessir-49-51, Lokman-19 ve Cumu’a-5 nci ayetlerdeki kullanıma ve amaçlarına değinerek konuyu toparlamaya çalışayım.


Müddessir-49. Çünkü bu kişiler, ayrıca Dünya yaşamlarında kendilerine öğüt veren vahiy kitabından /zikir kitabından, O’nu zikretmekten /anlamaktan, düşünüp öğrenmekten ve benimseyip bildirdiklerine göre yaşamaktan  uzaklaşmışlardı, 50. Öyle ki, bir şeyden ürküp sağa sola kaçışan eşekler /merkepler gibi kaçmışlardı. 51. Sanki bir aslan onları kovalıyormuş gibi (49. Fe ma lehum 'anittezkireti mu'ridiyn. 50. Keennehüm humurün müstenfire. 51. Ferret min kasvere).


Burada, biri Aslan, diğer ise Eşek olmak üzere 2 hayvandan söz edilmiştir. Aslan, güç timsali olarak Kur'an için, eşek /merkep de anlayışının, aklının kıt olması ve mevcut bir durumu değerlendirme yetersizliğinde olan varlık şeklinde bir simge olarak kullanılmış olmaktadır. Ve bu varlık, okuduğu kitabı anlamadığı için, içinde olduğunu bilmemekte ve bu bilgisizliği sonucunda da kitaba karşı korku duyma duygusuna kapılmaktadır. Çünkü eşek simgesi ile aynı tutulan kişiye bu benzetme ile İman ettiği Kur'an'a yaklaşırken, “Ben okursam çoğunu anlamayacağım, yanlış anlayıp veya yanlış okuyup günah işleyeceğim' diye sakınıp korkarak yaklaşmazlık, okumazlık yapmaması ve eşek misali Aslan gibi  ürkütücü gördüğü Kur'an'dan uzaklaşıp kaçmaması ile bu düşünceye kapılmaması için de Kur’an’ı anlamadığı dilde okumaması ikazı yapılmış olunmaktadır". Dolayısıyla, Kur’an’a inanan bizlerin Kur’an’ı anlamak, anladığımızı düşünmek ve doğru bulduklarımızı benimsemek üzere okumamız, ilâhî sistemin gözünde bizleri eşek grubuna girmekten koruyacaktır. Çünkü insan, bildiğinden değil, bilmediğinden korkar.


Kur’an’da eşek kelimesinin kullanıldığı 2 nci ayet, indirilişin 57 nci  sırasında bulunan Lokman suresinin 19’ncu ayetidir.


Lokman-19. "Davranışlarında, yürüyüşünde doğal ol, abartıdan kaçın ve insanlara karşı yüksek sesle, bağırarak konuşma. Unutma ki insanı en bıktırıcı seslerden biri anıran eşeklerin sesidir". (19. Vaksıd fı meşyike vağdud min savtike* inne enkeral asvati le savtül hamir).


Ayette, konuşmayı yapan Lokman Hekim ve oğluna tavsiyelerde bulunmaktadır. Görülüyor ki yapılan öğütlerden biri olan bu öğütte, oğlunun konuşurken bağırmaması, hatta yüksek sesle ve abartarak konuşmaması ikazı söz konusudur. Öğütün etkisini arttırmak ve abartarak ve bağırarak konuşmanın yanlışlığını vurgulamak amacıyla da eşek benzetmesi yapılmıştır.


Eşek ifadesinin bulunduğu üçüncü ayet, indirilişe göre 110 ncu sırada olan Cumu’a suresinin 5 nci ayetidir.


Cumu’a-5. Kendilerine Tevrat verilip de, onu anlayarak okumadığı için Allah’ın buyruklarını da yerine getirmeyen topluluğun örne­ği, yük olarak içinde ne olduğunu bilmediği kitaplar taşıyan eşeğin durumuna benzer. Allah'ın ayetlerinin gerçek anlamlarını bilmediği için red eden ve dolayısıyla da istenenlere uymayan bir topluluğun durumu ne kötüdür. Allah, bu şekilde zulme sapmış bir toplumun hidayete /doğru yola ulaşmasını gerçekleştirmez. (5. Meselülleziyne hümmilüt tevrate sümme lem yahmiluha ke meselil hımari yahmilü esfaren* bi'se meselulkavmilleziyne kezzebu biayatillahi* vallahu la yehdiyl  kavmez zalimiyn).


Bu ayette, Tevrat’ı hiç okumadan veya anlamadan okuyanlar için, dolayısıyla da son vahiy kitabı olan Kur’an’ı da hiç okumayan veya anlamadan okuyanlar kastedilerek, içinde ne olduğunu anlamadıkları kitabı taşıyan eşek  benzetmesi yapılmıştır. İçinde ne yazılmış olduğu bilinmeyen kitapları, bu arada son vahiy kitabı olan Kur’an’ı anlayarak okumamak, anlamadığı bir dil ile sadece telaffuz etmek ve nağmelerini dinlemek, ancak sadece ağırlığı olan böylesi bir kitabı taşımış olmayı sağlayacaktır. Böylesi bir taşıma ise Kur’an’da bir eşeğin yük taşıması ile sembolleştirilmiş ve benzer bir duruma düşmeme ikazı yapılmıştır. Ramazan ayından Ramazan ayına da Kur’an’ın bu şekilde anlaşılmayan yabancı bir dilde Mukabele ismi altında ve bir ayda bitirilmek üzere okutulma geleneği, katılanlarda sadece anlaşılmayan kelimeleri telaffuz etmek veya dinlemek de, hiçbir şey anlamadan ancak "Telaffuz Hatmi" sağlamaktadır. Halbuki Kur’an, anlaşılsın, öğüt alınsın ve din denilen Muhkem /değişmez özellikli ana kurallar bütünü öğrenilip, Dünya Eğitim Okulundan mezun olma başarılsın diye indirilmiş olduğunu vurgulayıp durmuştur. Yine bu amaçla aklımızı kullanmamızı, anlamak ve düşünmek üzere çaba göstermemizi istemiştir. Hz. Muhammed’in Furkan-30 ncu ayette açıklanan korkusunun temelinde, Kur’an’ı anlamamak, yanlış yapıp günah işleyeceğim korkusu duyarak uzak kalmak, okuyunca günaha neden olmayacak Kur’an dışı kitaplara ve sözlere yönelmenin olacağı yatmaktadır diye düşünüyorum. Çünkü böylesi bir yönelim, insanları Kur’an dışı bir din oluşturmaya ve bunu din zannedip inanmaya yöneltecektir. Asırlarca olduğu gibi. Dolayısıyla bu ayetlerdeki muhkem /değişmez ana din kuralı, “Vahiy kitaplarını anlayabildiğiniz kadar anlayarak okumaktan uzak kalmayın ve yanlış yapıp günah işleyeceğim diye okumaktan korkmayın” olmaktadır. Çünkü Kur'an bir umman gibidir. Hicr-87 nci ayette belirtildiği gibi kendi içinde çift katmanlı 7 anlamlı oluşu ile Kur'an, O'nu okuyacak insan sayısı kadar ve kapasitelerine göre ilahi sistem ve kâinat bilgileri anlaşılacak olan mucize bir kitaptır. Tamamını anlamak ve eksiksiz kavramak mümkün değildir ve ancak Hz. Muhammed anlayabilir diye düşünüyorum. Dolayısıyla her insan, kapasitesi kadar ve ne anlarsa sanki tümünü anlamış gibi kabul edilecek durumdadır. Yeter ki bu uğurda gerekli gayreti ve çabayı göstersin.  Gayret tavsiyesi, Kur'an'ı okumaya başlamak için önerilen şartlardan biridir.


Yukarıda belirttiğim gibi tebliğin daha 4 ncü suresi olan Müddessir suresinde insanlara, hangi eğitim düzeyinde olursa olsun Kur'an'ı okumaktan korkmamaları  gerektiği uyarısı yapılmış ve Peygamber de insanların böyle bir hata yapacağı konusunda uyarılmış olmaktadır. Çünkü böylesi bir korku, insanları Kur'an'ı anlayarak okumaktan, sonunda da gerçek olan Allah'ın tek dini olan ve muhkem /değişmez amaç kuralları Kur'an'da bulunan İslam dininden uzaklaştırır ve bazı insanların uydurmuş oldukları dinlerine mahkum eder.


Umarım hepimiz Kur’an’ın özellikle Müddessir-49-51 ve Lokman-19 ncu ayetlerinde yapılmış olan uyarıyı önemser ve uyarız. İnşallah!


NOT: Şu kitaplarımın gelirleri ile Eskişehir Tıp Öğrencilerine burs veriyoruz. Özel günlerinizde kitaplarda hediye ederseniz bize destek olur ve öğrenci sayımız artar: "DİN VE BEYİN", "TÜRKÇE KUR'AN", "KUR’AN KADINI KORUYOR", "İSLÂM'IN ŞARTI SADECE 5 DEĞİL", "OKU! KONULARINA GÖRE KUR'AN AYETLERİ" ve "KUR'AN'IN KULU KÖLESİ MEVLANA", “TEVRAT VE İNCİL’DE ÖNCEKİ İSLAM” ve “KUR’AN VE SON İSLAM”.