6.12.2018 17:24:13 371 Okunma

İnovasyon, Strateji ve Sürdürülebilirlik



Hız ve çeviklik yeni çağın önemli kavramları arasında yer aldı. 21’inci yüzyılda ‘kendi halinde’ ekonomik sektör kalmadı. Her endüstri yeni teknolojiler, yeni malzemeler ve yeni dağıtım kanalları sayesinde, rekabet alanının değişimine katkı yapıyor. İşletmeler, hızlı ve çevik olmalarına göre bu değişime olumlu ya da olumsuz katkı yapıyorlar. Geçmişte General Electric firmasının en üst düzey yöneticiliğini yapmış olan Jack Welch, 2000’li yılların başında işletmenin iç ve dış şartlarına işaret ederek şunları söylemişti: “Eğer dışarıdaki değişim hızı, içeridekini aşmışsa; son, görünmeye başlamış demektir.” İşletme kendisini saran ekosistemdeki değişim hızına ayak uyduramazsa, bu durumu yakın gelecekte çok ağır şartlar altında kalacağının işareti olarak algılamak gerekir.

Strateji İnovasyonu
Bir firmanın geleceğini tasarlaması ve kurması, onun kurumsal stratejileri ile ilgilidir. İnovasyon, kısaca mevcut olanın ötesinde kazandıran yenilik anlamına gelir. Strateji inovasyonu, bir kuruluşun mevcut durumdan daha ‘iyi’ olması öngörülen gelecekteki duruma erişmek için yenilenmiş ve farklılaşmış bir yol veya yöntem geliştirmesidir.

Piyasadaki şartları, iş fırsatları olarak gören ve değişimlere kendini uyarlamaya çalışan işletmeler, bu süreçte strateji inovasyonu deneyimi yaşarlar. Müşterileri için yeni değerler (yeni tatmin fırsatları) yaratmak isteyen firmalar da strateji inovasyonu sürecine girerler. Kendilerini yeniden tanımlamak ve muhtemel büyüme fırsatlarından yararlanmak isteyen şirketler de, strateji inovasyonu yaklaşımından yararlanırlar.

Ürün İnovasyonu, Strateji İnovasyonu
Misyon, bir işletmenin varlık nedenini, hangi sektöre ve müşterilere hangi ürün ve hizmetlerle hitap ettiğini ifade eder. Kurumsal stratejik planlama ve yönetim süreçlerini denemiş her kuruluşun, misyon ifadesi içinde inovasyon sözcüğü yer alır. Pek çok işletme, inovatif (yenilikçi) olmayı kendi temel değerleri arasında sayar. 21’inci yüzyılın “Bilgi Çağı”, “Küresel Çağ” veya “Ağ Toplumu Çağı” gibi isimlerle anıldığını hatırlarsak, kuruluşların inovasyon sözcüğü konusunda bu denli duyarlı olmalarını olağan karşılamak gerekir.

Bilgi Çağı’nda geçmiş dönemlere göre bilgi çok daha kolay, bol ve çeşitlenmiş olarak bulunabiliyor. Çok ve çeşitli olan bilgiye ulaşılabilirliğin artması, bilginin kendisinin (bilgiye sahipliğin) bir rekabet üstünlüğü olması durumunu ortadan kaldırdı. Bunun yerine kuruluşları (özelde ekonomik işletmeleri) farklılaştıran konu, bilginin nasıl kullanıldığı ve yönetildiği şekline dönüştü. Hiç kuşkusuz; gelecekte rekabet üstünlüğü olgusunun odak noktasında, bilgi olacaktır. Herkes aynı bilgiye ulaşabilirken, bazı kişi ve kuruluşlar ondan yararlanmada, onu kullanıp yönetmede çok daha başarılı olarak rekabet üstünlüğüne sahip olacaklar.

İnovasyon kavramını tanımlarken, ürün sözcüğü üzerine bir ‘kilitlenme’ olmamakla birlikte, işletmelerin bu kavramı sadece ürün inovasyonu şeklinde anlamaları ilginç bir gerçektir. Bu tür işletmelerde kapısında “İnovasyon Merkezi” yazan bir bölüm ile karşılaşabilirsiniz. Bu mekânlarda yapılan işler, çoğunlukla ar-ge veya ür-ge tabanlı çalışmalardır ve yeni ürün geliştirme üzerine odaklıdır. Pek çok örnekte başarılmaya çalışılan şey, ürün esaslı bir ‘buluş’ yapmaktır.

Strateji, bir işletmenin mevcut durumdan daha ‘iyi’ olan yeni duruma nasıl gideceğini ifade eder. Bu nedenle kurumsal stratejiler, ürünlerden ve onların yönetiminden başka unsurlar da içerir.  Örneğin ürünü nasıl imal edileceği, nasıl satılacağı, dağıtım ve pazarlama yaklaşımları en az ürünün kendisi kadar üzerlerinde düşünülmesi gereken işletme konularıdır.  Bunların tümü, bir bütün olarak işleyecek biçimde bir araya gelerek işletmenin iş modelini oluştururlar.

İnovasyon girişimi, bir bütün olarak bu iş modelinin değişimini hedeflemelidir. Eğer modelin sadece bir noktasına odaklanma olursa, bu durumda işletmenin inovasyonla yaptığı, sürdürülebilir olmaz. Gelip geçici bir değişiklik olarak kalır. Rekabet üstünlüğü, sürdürülebilir olmalıdır. Özetle; inovasyonu, vazgeçilmez biçimde sürdürülebilirlik ile birlikte düşünmek gerekir.