19 Haziran 2019 Çarşamba 149 Okunma

Eski Düşüncelerden Kurtulmak

“Eski düşüncelerden kurtulmak” ifadesi, başarılması söylendiği kadar kolay olmayan bir içgörü değişimini anlatıyor. Bu değişim girişimi, esas olarak kişinin kendi duygularını bilme ve kendi kendini anlayabilme yeteneğinde yapılması gereken bir farklılaştırma, zenginleştirme ve çeşitlendirme çabasıdır.


 


İnsanın öğrenme yeteneğinin ve düşünsel gelişiminin temelinde kıyaslamalar yapma, farklılıkları gözleme ve mevcut olanla yeni arasındaki karşılaştırmayı yorumlayıp değerlendirme becerileri var. Buna bağlı olarak insanın siyah ile beyazı, ışık ile gölgeyi, varlık ile yokluğu adeta ‘birlikte’ öğrendiğini söyleyebiliriz.


 


Belli bir kavrama veya olguya ilişkin seçenek sayısı artınca, kıyaslama imkânı da çoğalıyor. Düşünsel zenginleşmenin önü açılıyor. Daha çok kitap okuyarak, daha fazla insan tanıyarak, farklı mekânları izleyerek veya çeşitli olayları yaşayarak düşünsel çeşitlenmenin şartlarını iyileştiriyoruz. Kişi olarak kendimiz için bu fırsatları yaratmadığımızda ise düşünsel kireçlenme başlıyor; fikri gelişim yavaşlıyor; ezber kalıplara bağlı sığ davranış modelleri oluşuyor.


 


Kendine Fırsat Yaratmak


Günümüzde bilişim, iletişim, medya ve lojistik teknolojileri dünyanın herhangi bir noktasındaki değişimi izleyebilmemize olanak sağlıyor. Küreselleşme neden veya sonuç olarak, dünyanın çok farklı noktaların oluşan ekonomik, sosyal veya kültürel gelişmelerin küresel yönelimler haline gelmesinde etkili oluyor. Küresel trendleri fark etmek ve izlemek ise kişi olarak bize yeni içgörü unsurları yaratmak için kaynak oluşturuyor. Sonuç olarak bu durum özellikle yeni ürün ve hizmet türleri bir yana; yeni iş modelleri ve iş yapma biçimleri geliştirmek için bize fırsatlar yaratıyor. Demek ki; eski düşünce kalıplarından kurtulmanın araçlarından biri, özellikle düşünsel düzeyde olmak üzere küresel eğilim ve yönelimlerin takibinde olmaktır.


 


Teknolojiyi basit anlamda bir dürbüne veya teleskopa benzetebilirsiniz. Yaşamınıza girdiği andan başlayarak yaşamınızda değişiklikler yaparak daha önce var olmayan yeni potansiyelleri fark etmenizi sağlar. Teknoloji kişiye sadece hız ve zaman kazandırmaz; onu kullanarak ve geliştirerek yeni imkânlar yaratabileceğimizi fark ederiz. Yeni teknolojiler nedeniyle bazı iş modelleri, dolayısıyla düşünce tarzları ve kullanım biçimleri demode olurken, onların yerine yeni fırsatlar gelir.


 


Günümüzde teknolojinin dışında kalarak kişisel ve düşünsel zenginleşmeyi yakalamak pek mümkün değil. Günümüzde teknoloji eskimiş düşünme tarzlarından kurtulmak için gerçek anlamda etkili bir araç rolünü üstlenebilecek düzeye erişti. Artık düşünsel değişimin vazgeçilmez unsurlarından birisi teknolojidir.


 


Yaşamın her alanındaki fırsatların bizi çepeçevre saran ekosistemde olduğunu artık çok iyi biliyoruz. İnovasyon dediğimiz kazandıran yenilik fikirlerinin büyük bölümü bu ekosistemi doğru gözlemekle doğuyor. Bu nedenle ‘ilişki’ temelli yönetim tarzlarının önemi arttı. Kurumsal alanda müşteri ve tedarikçi ilişkileri ile halkla ilişkiler fonksiyonlarının öne çıkışı ekosistemin artan değerini doğruluyor.


 


Günümüzde kişilerin ve kurumların sahip olduğu en değerli varlıklardan birisi ilişkiler topluluğudur. Böylece bakış açısı ve içgörü değişiminin ipuçlarını ekosistemdeki ilişkilerde bulmak da daha mümkün hale geldi.


 


Artık işletmecinin kendi yerinde oturduğu ve müşteriler için ürünler ve hizmetler geliştirmeye çalıştığı bir modelin geçerliliği kalmadı. Yeni durumda müşteri ile buluşulacak, problem ve ihtiyaçları tespit edilecek ve daha sonra işletmede bunları çözüp tatmin edecek ürün ve hizmetler geliştirilecektir. Bu gerçeğin, iş dünyasından kültürel alana kadar yaşamın her noktasında uygulama fırsatlarını bulmak mümkün…


 


Eğer eskimiş düşünce kalıplarından, paradigmalardan ve içgörüden kurtulmak istiyorsak, aynen iş alanında olduğu gibi yakın ve uzak çevrenin yeni sorun ve ihtiyaçlarına bakmak gerekiyor. Dışarıya çıkın; değişim fırsatları orada sizi bekliyor.