Eskişehir’e sarsan bir operasyon var.

Tepebaşı Belediyesi’ne yönelik olarak gerçekleştirildi.

‘’Siyasi’’ denilebilecek bir yanı yok.

Tamamen yolsuzluk operasyonu…

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ve CHP İl Başkanı Talat Yalaz da aynı düşüncede…

‘’Siyasi’’ demedikleri gibi ‘’siyasi anlamda kullanılmasın’’ diyorlar.

Operasyon kapsamında gözaltına alınanların sayısı oldukça fazla…

Ancak, dikkatleri üzerinde toplayan 2 şüpheli var.

Birisi Başkan Yardımcısı, diğeri Özel kalem Müdürü…

Resmiyette üstlendikleri konumlar çok önemli…

Uygulamada üstlendikleri pozisyon ise resmi konumlarındakinden çok daha önemli…

Onlar için ‘’Ahmet Ataç’a en yakın 2 isim’’ dense olur.

Hangi alanda olursa olsun, onların ‘’hayır’’ dediği bir iş, oluru olsa bile olamaz… Aynı şekilde onlar ‘’olur’’ dedikten sonra olmayacak bir iş olmaz…

Bu Tepebaşı Belediyesi’ne yolu düşen herkesin bildiği tartışma götürmez bir gerçek…

Onlarla ilgili iddialar kamuoyuna yansımaya başladı.

Üzerinde en çok konuşulanlardan birisi, Keskin Göleti kenarındaki lüks villa…

Duyan şaşırıyor.

Ancak bu şaşırma İstikbal okurları için geçerli değil…

O villayı yıllar önce ‘’Gölet Manzaralı Lüks Villa’’ başlığı ile kamuoyuna duyurduk.

BAKIŞ sütunlarında günlerce dile getirdik.

‘’Havuz ve müştemilat yıkıldı’’ ve benzeri türden açıklamalar yapıldı.

O zaman gerçekten yıkılıp yıkılmadıklarını bilemiyoruz…

Ancak anlaşılıyor ki; yıkıldılarsa bile sonradan daha gelişmiş olarak yapılmışlar.

Villayı biliyorduk, kamuoyuna duyurduk da…

Ancak bilmediğimiz bir yanı çıktı ortaya…

O da toprak altında gizlenmiş kripto para odası…

Onu da bilemezdik zaten…

Bu arada havadan fotoğraflayamadığımız için gemi şeklinde olduğunu da tespit edememiştik.

Görüntüleri yansıyınca batan meşhur ‘’Titanik’’ gemisine benzetmeler de başladı zaten…

Neyse…

Başkan Yardımcısı konumundaki diğer isimle ilgili iddialar da kamuoyuna yansıyor.

İnanılır gibi değil…

Vicdanları sızlatıyor ‘’pes’’ dedirtiyor.

AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak da iddialar karşısında suskunluğunu bozdu.

Yaptığı bir açıklama var.

‘’Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü titiz çalışma, MASAK ve Sayıştay müfettişlerinin raporları neticesinde ortaya çıkan ayrıntılar, ne yazık ki şehrimiz ve kamu vicdanı adına utanç vericidir.’’

‘’…Eskişehirli hemşehrilerimizin vergileriyle, tüyü bitmemiş yetimin hakkıyla inşa edildiği iddia edilen lüks villalar, tarım arazileri üzerine kurulan devasa malikaneler ve bu yapıların altına gizlenmiş kripto para madenciliği odaları, belediyecilik anlayışının nasıl kişisel servet edinme aracına dönüştürüldüğünün en açık göstergesidir. Bir yanda halka hizmet üretmesi gereken makamlar, diğer yanda ise bu makamların gücünü kullanarak kendi yakınlarının üzerine şirketler kurup belediyeye şişirme faturalar kesen idareciler…’’

‘’İhtiyaç sahibi vatandaşlarımızın, yoksulun, fukaranın boğazından geçecek olan aşevi yemeklerinin sanki dışarıdaki yandaş firmalardan alınmış gibi gösterilerek belediyeye fatura edilmesi, milyonlarca liranın elden ele nakit olarak paylaştırılması sadece hukuki bir suç değil, aynı zamanda çok büyük bir ahlaki çöküştür.’’

Söylediklerine itiraz etmek olanaksız…

Eksiği var fazlası yok…

Eğer o iddialar doğru ise söylenecekler çok daha fazla…

Neyse…

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ne diyor.

‘’En yakın 2 adamı’’ hakkındaki iddialar için ‘’yapmamışlardır’’, ‘’yapmazlar’’ falan demiyor.

İşin o yanına hiç girmiyor zaten…

‘’Görevimin başındayım’’ diyor.

Aksini iddia eden yok ki zaten…

Yalnız onun sözleri üzerine akıllara gelen sorular var.

‘’Tamam bugün görevinizin başındasınız ama tüm o iddia edilen olaylar olurken neredeydiniz? Görevinizin başında değil de izinde falan mıydınız?’’

Neyse… Fazla konuşmayalım…

Bir de “Tepebaşı Belediyesi her zaman olduğu gibi yoluna devam edecek" diyor ya…

‘’Aman ha Tepebaşı Belediyesi her zaman olduğu gibi yoluna devam etmesin, yeni bir yol bulsun’’ diyesi geliyor insanın…