Gazeteci Alican Uludağ’ın gözaltına alınıp, daha sonra tutuklanmasının ardından, herkes gibi bende şu soruyu yönelttim…
-Neden?
-Ne yazmıştı, ne yapmıştı?
Hepimizin yaptığı yola başvurdum. Sosyal medya hesaplarında hangi paylaşımlarda bulunduğuna baktım…
Geriye doğru yazılanlara göz atmaya başladım.
Kendi kendimi bilirkişi tayin etmiştim. Oralardan bir “suç” çıkarmaya çalıştım! Ancak başaramadım…
Bu taramayı yaparken, tamamen objektif davrandım. Hatta titizlikle bir suç aradım! Benim baktıklarımda bir hakaret yoktu! Haberlerin doğruluk oranı yüksek! Alican Uludağ, çok uzun yıllar, yargı muhabirliği yapmıştı! Eskinin deyimiyle Adliye muhabirleri, en az avukatlar kadar neyin suç olup olmayacağını çok iyi bilirler…
Uludağ’da “yazdıklarının suç” olup olmadığını bilmez mi?
Daha sonra kendime şu soruyu yönelttim…
-Sen yazabilir miydin?
Yerel bir gazeteci için bu haberler “benim boyumu aşardı” Korkuyoruz demeyeyim de “cesaretimizin sınırları var”
Şimdi işte Uludağ, tutuklanınca bu sınırları tüm gazeteciler biraz daha geriye çekmek zorunda kalacak!
Yazılanları didik didik inceleyin. Oradan suç çıkmıyor! Orada sınırları aşan bir gazetecilik faaliyeti var!
Alican Uludağ gibi boyundan büyük iş yapan ve egemenlerin çizdiği sınırları aşan gazetecilere selam olsun!
ÇOCUKLAR AĞLAMASIN!
Alican Uludağ, hakim huzurundaki ilk ifadesinde şöyle diyor:
-Çocuklarımın gözyaşlarını arkada bırakarak buraya getirildim. Gazetecilik uğruna bedel ödemem isteniyorsa hazırım. Savcılığın iddialarındaki hiçbir paylaşımın suç unsuru olmadığını, tamamen eleştiri olduğunu kendisi de gayet iyi biliyor. Bugüne kadar bu paylaşımlarla ilgili ne Cumhurbaşkanı'ndan ne de avukatlarından şikayette bulunulmadı…
…/…
Eskiden gazetecilerin “anası ağlardı”
Şimdi çocuklar da ağlıyor…
ULUDAĞ’DAN MESAJ VAR!
Alican’ın arkadaşları X’de bir hesap açtı…
İlk mesajı oradan gönderdi ve meslektaşlarına seslendi.
Duymayanlar, duysun diye bizde buradan yazalım:
-Aslında benim hikayem de geçmişin bir benzeri. Bu ülkede gazetecilere değer görülen yer ya mezar ya cezaevi. Şikayetçi değilim. Gazeteciliğe ihanet etmedim, kalemimi satmadım, korkup biat etmedim. Bedelini de ödemekten şikayetçi değilim.
-Onların derdi düşüncelerimi hapsetmekti, tutuklayarak da başardılar. Tweet atmaktan tutuklanmak bu ülkenin hazin gerçeği. Türkiye’de hakikat mücadelesi bir bayrak yarışı. Ben şimdi içerideyim ama sizlerin bu mücadeleyi sürdüreceğinize eminim. Mutluyuz, çünkü bu halka yalan söylemedik. Güçlünün değil, sesini duyuramayan halkın sesi olduk. Suç işlemedik, yalnızca gazetecilik yaptık.