Anadolu Üniversitesi mezuniyet töreninde Filistin bayrağı açmak isteyen bir öğrenciye müdahale edildiği öne sürüldü. Gazetemizin haberinde yer alan iddiaya göre, Eskişehir Filistin ile Dayanışma Platformu’nun sosyal medya hesabından duyurduğu olayda Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü’nün Filistin bayrağını yasakladığı iddia edildi.
Haliyle şaşırıyor insan…
Biz Filistin’le dayanışma içinde değil miydik?
Açıklamaya bakarsak yasağın nedeni Ankara’da yapılacak olan NATO zirvesiyle ilgili…
Ancak olayın daha vahim bir boyutu var!
Eskişehir Filistin ile Dayanışma Platformu, açıklamasını sosyal medyada yayınladıktan sonra Anadolu Üniversitesi yönetiminin kendisi ile irtibata geçtiğini belirtiyor…
-Yapılan görüşmede Rektörlük; o gün için tören alanında hiçbir bayrak veya materyale izin verilmediğini, kendilerinin de aslında Filistin konusunda son derece duyarlı olduklarını iddia ediyor.
İddialarını kanıtlamak için de "başka öğrencilerin de Filistin bayrağı taşıdığını ve müdahale edilmediğini" öne sürüyor ve mezunlar korteji esnasında Filistin bayrağı açan bir öğrencinin fotoğrafını platformla paylaşıyorlar…
Ve gerçek bir kez daha kendini gösteriyor…
-Üniversite kendini aklamak adına sunduğu "bakın, bir başka öğrenci özgürce bayrak açtı" diyerek, sunduğu fotoğraftaki kişi aslında müdahaleye uğrayan ve elinden bayrağı alınan öğrenci olduğu ortaya çıkıyor…
Bu fotoğraftan birkaç saniye sonra öğrencinin elindeki bayrak zorla alınıyor…
Olayı anlamak mümkün değil! Öğrenci zaten kortej alanında bayrakla yürümüş. Amacını gerçekleştirmiş. İş bitmiş…
Daha sonra bayrağı zorla almanın kime ne faydası var, pek anlamış değilim…
Üniversite böyle olaylarla gündeme gelmeyi başarması gerçekten ilginç! Sanki olayı duyurmak için özel bir çaba gayret gösteriyor.
Eğer böyleyse çok başarılı oluyorlar!
TOPLUMUN ÇIKARI MI? KİŞİSEL ÇIKAR MI?
Hacı Bayram Veli 1352 yılında doğup 1429 yılında yaşamını yitirdi. Yaşamının büyük bölümünü Ankara’da geçirdi. Dönemin Osmanlı Sultanı 2. Murat, manevi önder olan Hacı Bayram Veli’yi çok severdi, saygı duyardı. O dönemde yaşandığı kabul edilen bir hikaye günümüzde bile anlatılır.
Hikayeye göre, Sultan 2. Murat, Hacı Bayram Veli’ye duyduğu sevgi ve saygıdan dolayı onun müritlerinden vergi alınmamasını ister.
Padişahın buyruğu böyle olunca tüm Ankaralılar Hacı Bayram Veli’nin müridi olduğunu söylüyor ve devlete vergi vermiyorlardı. Vergi memurları kimden vergi isteseler aynı yanıtla karşılaşıyordu:
-Ben Hacı Bayram Veli’nin müridiyim!
2. Murat, bunun üzerine Hacı Bayram Veli’ye bir mektup göndererek “Gerçek müritlerinizin sayısını bana bildirin, onlardan vergi almayalım” der.
Hacı Bayram Veli’de, kendisine bağlılığın kötüye kullanılmasından şikayetçiydi. Padişahtan gelen mektup üzerine Hacı Bayram Veli harekete geçti. Kendisinin müritleri olduğunu söyleyenleri, aynı günde, aynı saatte, aynı yerde topladı. Kalabalık toplandığında Hacı Bayram Veli, kendine yaptırdığı kıl çadırın içinden çıktı.
Müritlerine seslendi:
-Beni seviyor musunuz?
-Seviyoruz!
-Bana yürekten bağlı mısınız?
Kalabalık yine yüksek sesle yanıt verdi:
-Canımız kanımız senin yolunda feda olsun!
Bunun üzerine Hacı Bayram Veli:
-Bana inananları şu çadırın içinde bir bir kurban edip cennete göndereceğim. Şimdi bir kişi çıkıp gelsin!
Kalabalık kısa bir şaşkınlık geçirir. Daha sonra bir kişi gelir, çadırdan içeri girer.
Hacı Bayram Veli önceden hazırlattığı koyunlardan birinin çadırın içinde kestirir. Kanını da dışarı akıtılmasını ister. Kanı gören kalabalık şaşkınlık içindedir.
Hacı Bayram Veli çadırdan dışarı çıkar, bir kişinin daha gelmesini ister. Gelen kişiye de aynı işlem uygulanır. Hacı Bayram Veli, üçüncü kişiyi ister. Kalabalık şaşkınlık içindedir. Giden gelmiyordur ve dışarıya kanları atmaktadır! Üçüncü kişi olarak bir kadın gelir.
Dördüncü davette ise kimse gelmez, müritler birer ikişer oradan kaçmaya başlar.
Hacı Bayram Veli, oturur 2. Murat’a mektup yazar:
-Vergiden bağışlanmak üzere müritlerimi sormuştunuz. Gerçek müritlerim iki er kişi ile bir hatun kişiden ibaret 3 kişidir”
…/…
Halkın, toplumun çıkarı değil de, kişilerin çıkarı söz konusu olunca müritler kimi zaman çoğalır, kimi zaman kaçar gider.
TÜRKİYE PARAGUAY’A ŞANS MI GETİRDİ!
Türkiye Dünya Kupası’na 10 kişi kalan Paraguay’a 1-0 yenilerek veda etmişti. Hatırlarsınız maçın ardından Paraguaylı Naiel Aguilera'nın "Türkiye bana şans getirdi." sözü meşhur olmuştu. Paraguay’ın Almanya maçında rakibiyle 1-1 berabere kalarak penaltılarda turu geçmesinin ardından Paraguay'da söz şekil değiştirdi ve "Türkiye Paraguay'a şans getirdi." olarak söylenmeye başladı.
Paraguay'ın Türkiye'yi yenerek tur atlaması Türkiye'nin daha önce Dünya Kupasında 3. olduğu da dikkate alınarak Paraguay'ın da en az 3. olabileceği konuşulmaya başlandı.
ÖZGÜRLÜĞÜN SINAVI!
Politika tarihi siyasetçiler için bir şekilde özgürlük sınavadır…
Kimler bu testi geçebilir…
Seneca şöyle diyor:
-Özgürlüğün nihai sınavı şudur: Övgüde, hakarette, kazançta ve kayıpta aynı kişi kalabilir misiniz?
Ne yazık ki pek azımız aynı kişi kalabiliyoruz!
VALİ YILMAZ YÖK’E BİLDİRDİ!
Eskişehir Valisi Erdinç Yılmaz’a bir televizyon programında Tıp Fakültesi Hastanesi binasını sormuştuk…
-Bina ne olacak? Güçlendirme yeterli mi?
Vali Yılmaz’ın da görüşü binanın güçlendirme yapılmasından ziyade, yeni bir bina yapılması yönünde…
Vali Yılmaz, bu konuyla ilgili YÖK Başkanı ile de görüştüğünü söylemişti…
ESOGÜ’de rektörlük ataması sonrasında göreve gelen ilk rektörün ajandasının birinci sırasında mutlaka Tıp Fakültesi Hastanesi olmalı…
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ!
1892 yılı. Eskişehir Köprübaşı. O tarihlerde İstanbul'da yayınlanan servet-i fünun dergisinin 12 ağustos 1892 tarihli sayısında yayınladığı Eskişehir köprübaşı kapak fotoğrafı.
SAYFANIN SÖZÜ!
Dünyada hiçbir şey sana ait değilken, neyi kaybetmekten korkuyorsun?
BİZ BÖYLE KONUŞTURDUK!
CHP İl Başkanı Talat Yalaz: Başkanım butlancılar parti binasına gelip benim koltuğa otururlarsa ne yapmak lazım!
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt: Kendini parti binasının kapısına zincirle!
CHP Odunpazarı ilçe başkanı Rahmi Çınar: Başkanım kapıyla beraber söküp götürürler doğrudan binaya mı zincirlese acaba?





