Türkiye’deki ve Eskişehir’deki hastanelerde personel ihtiyacına dair açıklamalarda bulunan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eskişehir Şubesi Eş Başkanı Bülent Yıldırım özellikle üniversite hastanelerinde tüm bölümlerinde personel eksiği olduğuna dikkat çekti.

Yıldırım, “Üniversite hastanelerinde genel olarak son yıllarda bütçe uygulama talimatları kapsamında birçok kısıtlılıklar var. İşte verdikleri hizmetin faturalarının tamamıyla ödenmemesi ya da sağlık tedavi paketi dediğimiz şeyin çok sıkı uygulanması ve bütçelerin yeteri kadar ayrılmaması nedeniyle ciddi ekonomik darboğazlar içerisindeler.

Kamuoyuna da yansıdığı gibi Osmangazi Üniversitesi'nde de bu sorun devam etmektedir. Çünkü emekli olan sağlık emekçilerinin yerine yenilerinin istihdam edilmesi ve eksikliklerin nominal anlamda tamamlanmasıyla ilgili ciddi sorunlar var. Yani gerçek ihtiyaca göre personel ataması, açıktan atama ya da üniversitenin daha önce yaptığı gibi döner sermaye kendi öz kaynaklarıyla personel çalıştırmasında ciddi sorunlar var.

36 ilaç geri ödeme sistemine alındı
36 ilaç geri ödeme sistemine alındı
İçeriği Görüntüle

Bu, personel ihtiyacını had safhaya çıkarmaktadır. Tabii bu aynı zamanda oradan hizmet alan halkın sağlık güvenliğini de zora sokan bir durumdur. Geçen haftalarda biz başhekimle üç sendika, sağlık iş kolunda örgütlü üç sendika randevulu olarak görüştük.

Genel anlamda işte acil hizmetlerin, sarı ve yeşil alanın acilde hizmette olup olmaması, personel eksikliği gibi temel konularda istişarelerde bulunduk. Böyle bir sorun vardır ve bu halkın oradan hızlı ve güvenilir sağlık hizmeti almasını zora sokan bir durumdur.

Acilde ve tüm birimlerde personel eksikliği olduğunu saha çalışmalarımızda tespit etmiş durumdayız. Diğer hastaneler için de geçerlidir bu. Çünkü sağlık iş gücü, yeterli ve nitelikli insan gücüne dayalı hizmetlerdir ve Sağlık Bakanlığı'nın personel ataması ile ilgili politikası bunu karşılamayacak durumdadır ve şu anda bu çok ciddi ve önemli bir sorun seviyesine gelmiştir ve kronik bir hal almıştır.

Bu aynı zamanda halka da şöyle yansıyor; randevu bulma, zamanında sağlık hizmeti alma, ameliyatların ve tetkiklerin, görüntüleme hizmetlerinin hızlı bir şekilde yapılmasının önündeki en büyük engellerden birisi. Çünkü iş yükü çok fazladır ve tükenmişlik sağlık alanında ciddi bir boyuta erişmiş durumdadır.

Bu da bilimsel raporlara da yansımış durumdadır çünkü sağlık iş kolu personelin, yani iş gücünün tükenmişliğinin en yoğun yaşandığı alanlardan birisi haline gelmiştir” ifadelerini kullandı.

“BİRİNCİ BASAMAKTA PERSONEL EKSİKLİĞİ YOĞUN AŞAMADA”

Hastanelerin dışında aile sağlığı merkezlerinde personel yetersizliği yaşandığını aktaran Yıldırım, Türkiye’de doktor başına düşen hasta sayısının ortalama 400 olduğunu kaydetti.

Yıldırım, “Gündemde çok yoğun bir şekilde konu işgal eden sorunlardan birisi birinci basamak, yani aile hekimliği sistemi ya da birinci basamak önleyici ve sağlığı geliştirici hizmetlerin niteliğidir. Bir eziyet yönetmeliği çıkardılar. Biz bununla ilgili talebin ve sorunların karşılanmayacağı yönünde ciddi tespitlerimizi de kamuoyuyla paylaştık.

Çünkü hastanelerdeki yığılmalar, randevu sistemi, hastanelerin halka cevap verme kapasitesiyle direkt ilgili bir konu. Çünkü önleyici ve önlenebilir sağlık hizmetlerinin geliştirilmesiyle ilgili şu anda sistemde aile hekimi, aile hekimi biriminde görevli hemşire ya da sağlık memuru arkadaşlarımızın 3 bin - 4 bin kayıtlı hastaya tüm hizmetleri; istatistiksel anlamda aşılamada, gebe takibi gibi hususlarda çok ciddi bağlayıcı ve zorunlu bir çalışma sistemi getirmekte.

Birinci basamakta personel eksikliği daha yoğun bir aşamadadır. Çünkü bütçe yapısına baktığımızda Sağlık Bakanlığının bütçesinde birinci basamağa, önleyici hizmetleri geliştirici bütçe neredeyse yok denecek kadar az bir yer kaplamaktadır.

Dolayısıyla bu sorun da çözülmeden ikinci ve üçüncü basamakta sağlık hizmetlerinin çok verimli gitmesi mümkün gözükmemektedir. Şu anda birinci basamaktaki iş yükü bizim angarya dediğimiz işler daha çok yer aldığı için biz buna iş yükünün çok fazla olduğunu söylüyoruz.

Çünkü birinci basamağın amacı; önleyici sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi, takibi, halkın hastalanmasını ya da vatandaşların hastalanmasını engelleyecek hizmetleri etkin şekilde yürütmesi olarak tanımlayabiliriz. Bu dünyadaki ya da gelişmiş ülkelerdeki hasta-hekim başına düşen orana baktığımız zaman bizde yaklaşık 400'den, 400'ün üzerinde hekim başı hasta sayısı düşmektedir.

Bu normalde bir Avrupa ülkesinde 200'ler civarındadır. Bu ciddi bir iş yükü. Bunun üstüne bir de eziyet yönetmeliğiyle ilgili getiren angarya istatistiksel çalışmalar ve tamamen performans ve yapılan işlerin istatistiksel dökümüyle bağlantılı bir ücret rejimi de uygulamaları çalışanları çok zor durumda bırakmıştır” sözlerini kaydetti.

Kaynak: Ufuk Azbay