22 bin lira emekli aylığı alan 68 yaşındaki Öznur Yılmaz ile Kırmıztoprak mahallesinde bulunan cuma pazarında buluştuk ve en düşük emekli aylığı alan emeklinin bir haftalık pazar alışverişini beraber yaptık.
Yüksek enflasyonla birlikte düşen alım gücü, toplumun en büyük kesimi olan emeklilerin ve asgari ücretlilerin belini büktü. En düşük emekli aylığının 20 bin lira, asgari ücretin ise 28 bin 75 lira olduğu bir süreçte vatandaşlar başta gıda olmak üzere birçok kalemde kısıtlamaya gitmek zorunda kaldı.

2005’te tekstilden emekli oldu
Eskişehir’de yaşayan ve 2005 yılında tekstilden emekli olan 68 yaşındaki Öznur Yılmaz ile Kırmızıtoprak mahallesinde bulunan cuma pazarına gittik. Uzun zamandır kanser tedavisi gören Yılmaz, şu an 22 bin lira emekli aylığı alıyor. Yılmaz’ın gelirinin büyük bir kısmı kanser ilaçlarına giderken, bir yandan da tek başına geçim mücadelesi veriyor.
425 lira ile her şeyden az az
Pazarın girişinde buluştuğumuz ve bir haftalık alışverişini beraber yaptığımız Öznur Yılmaz, 425 liralık bir alışveriş yaptı. Kısıtlı alışveriş yapmak zorunda kalan Yılmaz, çoğu zaman meyve ve sebzede fazla çeşide kaçmadan, pazarın sonuna kadar gezip bütçesine en uygun olanları tercih etmek zorunda kaldı ve kısıtlı bir pazar alışverişi yaptı.

“Semiz otu aldıysam ıspanak almıyorum”
Haftalık pazar alışverişini yaparken yüksek fiyat nedeniyle birçok şeyi alamadığını söyleyen Yılmaz, “Semiz otu aldıysam ıspanak almıyorum. Geçen hafta 450 lira para harcadım pazarda. Bir portakal, bir greyfurt, bir de domates aldım geçen hafta. Bir marul 60 lira çok pahalı. İhtiyacım olana ve fiyatlarına bakıyorum. Fazladan bir şey almam, alamam. Biberin yarım kilosu 100 lira mesela. Çok. Hesapsız yapamıyorsun evde bir kişi de olsan” dedi.
“Emekli böyle bakıp geçiyor”
20 yıl tekstilde çalıştığını fakat günün sonunda eline geçen emekli aylığının 22 bin lira olduğunu söyleyen Yılmaz, pazarda gezerken birçok şeye bakıp geçtiğini söyledi. En düşük emekli aylığıyla her hafta meyve almanın imkansız olduğunu belirten Yılmaz, Emekli komşularım da sürekli pazara çıkıyor ama onlar da istediklerini alamıyor. Bir araya geldiğimizde konu hep ekonomiye, maaşa geliyor. Emekli de rahat yaşamak ister. Para derdi olmadan istediğimizi almak isteriz ama olmuyor. Her şeyden yarım kilo alıyoruz. Mesela ben 20 yıl çalıştım. 2005’te emekli oldum. Elime geçen 22 bin lira. Emekli böyle bakıp geçiyor. Doğal gaza, elektriğe yeni zam geldi. Emekli maaşı eridi. Yazın insanın canı her şey istiyor. Ama almıyorsun. İlerisini düşünüyorsun. Kirada olanlar için daha zor. Geçim çok zor. Her hafta 500-600 lira nasıl olacak? Meyve çok pahalı, kivi çok pahalı alamaz emekli” diye konuştu.
“Emeklinin canı çeker ama alamaz”
“Emeklinin canı çeker. Emekli her şeyi alamıyor” diyen Yılmaz, “Tam tekmil pazar çantasını dolduramazsın. Bu fiyatlar bu kadarken imkânsız. Rastgele şunları şunları alayım diyemiyorsun. Cüzdana bir bakıyorsun hepsi gitmiş. Hep hesap kitap. Birini alıyorsan diğerini alamıyorsun. Taze fasulye alamam şu an. Yarım kilosu bile 80 lira. Onu alsam başka şey alamam” şeklinde konuştu.
“Neden herkes gibi biz de gönül rahatlığıyla alamıyoruz?”
Kanser tedavisi gördüğü için sağlıklı beslenmesi gerektiğini fakat 22 bin lira ile bunun mümkün olmadığını ifade eden Yılmaz, sağlıklı beslenemediği için kan değerlerinin de sürekli düştüğünü anlattı. “Neden herkes gibi biz de pazarda gönül rahatlığıyla alamıyoruz?” diye soran Yılmaz, “Ben her ay önceden kağıda yazıyorum. Maaş gelmeden hesap yapıyorum. En önemli şeyleri alıyorum. Çarşıda indirim varsa onu da kaçırmıyorum. İndirimleri takip ediyorum marketlerde. Ama markette de pahalı. Bu hafta bunu aldıysam mesela haftaya başka bir şey alırım. Sağlıklı beslenemiyorum. Onun için kanım da düşüyor. Eti desen her ay almıyorum. Alıp dolaba koyuyorum. Çok sık alamıyorum zaten. Bin lira olmuş kıymanın kilosu. Alamam sürekli. Neden herkes gibi biz de pazarda gönül rahatlığıyla alamıyoruz? Maddiyatı düşünüyoruz hep. Bazen buruşuk kırışıklara da bakıyorsun yapacak bir şey yok” dedi.
“Sesimizi duyan yok”
Yılmaz, “Sesimizi duyan yok. Emekliyi gençleri düşünen yok. İyiye gitmiyor. Sonra insanlar agresifleşiyor. Bir ana baba evladına bir şey alamazsa o da çok zor. Böyle bakıp bakıp geri dönüyor herkes. İlerleyen zamanda bugünümüzü de arayacağız herhalde. Bizler de rahat yaşamak istiyoruz. Neden engel olunuyor” diye konuştu.

“Her şeyi idareli kullanmaya dikkat ediyorum”
Her şeyi idareli kullanmaya dikkat ettiğini söyleyen Yılmaz, “Çok şükür evim kira değil. Kira olsa her hafta çıkamazdım. Zaten ilaçlara çok kesiliyor. Kanser hapı da var. 500 liraya muadilini alıyorum ilacın. Akşam olunca ocağa ne koyacağım diye düşünüyor emekli. Emekli değersizleştirildi. Emekli ölsün, olanla idare etsin. Emekli yaşamasın, onun da gün görmeye hakkı yok. İdareli kullanacağız. Patlıcana bakmıyorum bile. Hepsi birden olmuyor. Haftaya artık onlar da. Maalesef koşullar bunu gerektiriyor” ifadelerini kullandı.
Öznur Yılmaz’ın bir haftalık 425 TL tutan pazar alışverişi:
1 kilo salatalık: 40 TL
1 kereviz: 50 TL
1 marul: 50 TL
250 gram biber: 30 TL
2 kilo portakal: 100 TL
1,5 kilo domates: 85 TL
1 dereotu: 25 TL
Yarım kilo muz: 45 TL





