ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Emine Gümüşsoy kendini şu cümlelerle tanıtıyor:
-Ben Eskişehirliyim, ESOGÜ’lüyüm ve Eskişehirsporluyum. Bundan her zaman büyük bir memnuniyet duydum. Bu üniversitenin bir mezunu olarak üniversitemizin rektörlük görevine gelmek benim için ayrıca büyük bir onur oldu.
…/…
Yıllardır kamuoyunun tarif ettiği bir rektör adayı olarak karşımıza çıktı Emine hoca…
Göreve gelir gelmez basın toplantısı yapması ve yapılacaklar listesini açıklamasını oldukça önemli buluyorum.
Basın açıklamasında Gümüşsoy hocamız, pek çok açıklama yaptı. Benim altını çizdiğim cümleler şöyle:
- Göreve geldiğimde önemli bir avantajım vardı. İlk günden itibaren hemen çalışmaya başlayabildim. Çünkü üniversitemizi tanıyorum. Daha önce rektör yardımcılığı yaptığım için rektörlük görevinde nelerle karşılaşabileceğimi ve hangi konuların öncelikli olduğunu biliyorum. Bu avantajı kullanarak ekibimizi hızlı bir şekilde oluşturduk ve kısa sürede aksiyon alabileceğimiz çalışmalarımıza başladık.
…/…
Emine hoca üniversiteyi tanımakla zaman harcamayacak. ESOGÜ ne yazık ki Eskişehir’de uzaklaştı. Önemli kuruluşlarla iş birliği yapmaktan vazgeçti. Kendi kabuğuna çekildi! En azından emine hoca yönetiminde tanıma faslına ayıracağı zamanı “işbirliklerine” ayırabilir!
Üniversite yönetimlerinin, rektörlerin sadece akademisyenlere, öğrencilere ve çalışanlara yönelik sorumluluğu yok! Eskişehir’e karşı da sorumluluğu var. Bu sorumluluk ağır bir yük gerektiriyor…
Üniversiteleri sadece ders verilen, diploma dağıtılan kurumlar haline getiriyoruz. Üniversiteler bulundukları kentin aklı, hafızası ve geleceğidir. ESOGÜ’nün yeniden Eskişehir’in sorunlarına dokunması, sanayisiyle, yerel yönetimleriyle, meslek odalarıyla, sivil toplumuyla ve şehrin bütün dinamikleriyle aynı masada buluşması gerekiyor.
ESOGÜ’yü yeniden Eskişehir’e kazandırabilmenin yolu kapıları açmaktan, masaları çoğaltmaktan ve üniversitenin ürettiği bilgiyi şehrin sorunlarının çözümüne taşımaktan geçiyor.
Üniversitelerin başarısı sadece akademisyenlerin yazdığı makalelerle ölçülmüyor. Bulunduğu şehri ne kadar değiştirdiği ve şehrin geleceğine ne kadar katkı sunduğuyla ölçülüyor.
Emine hoca için zor bir sınav başlıyor. Görevi ESOGÜ’yü yönetmek! Ancak şehrin geçmişini, bugününü bilen burada doğup burada yaşayan bir akademisyen olarak sorumluluğu çok daha büyük!