Tepebaşı Belediyesi’ne yapılan operasyonun ardından AK Parti bir süre sessizliğini korudu. Ayrıntılar netleşince bilgi ve belgeler kamuoyu ile paylaşılınca AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak açıklama yaptı. Açıklamayı yaparken soruşturmayı sükunetle takip ettiklerinin altını çizdi!
Albayrak “vahim” olarak nitelendirdiği iddialarla ilgili iki önemli tespit yaptı…
Birincisi:
-Soruşturmadaki verilere belli makamlarda oturanların belediyecilik anlayışı kişisel servet edinme aracına dönüştürülmüş olması…
İkincisi:
-İhtiyaç sahibi vatandaşlarımızın, yoksulun, fukaranın boğazından geçecek olan aşevi yemeklerinin sanki dışarıdaki yandaş firmalardan alınmış gibi gösterilerek belediyeye fatura edilmesi…
Albayrak diyor ki:
- Yaşananlar hukuki bir suç değil, aynı zamanda çok büyük bir ahlaki çöküştür.
Albayrak’ın açıklaması son derece makul anlaşılabilir bir açıklama…
…/…
CHP İl Başkanı Talat Yalaz, bu açıklamanın ardından “yanıt” niteliği taşıyan bir açıklama yaptı! Yalaz, “evrensel hukuk ilkelerine” dikkat çekiyor ve şöyle diyor:
- Yargı süreçleri delillerle yürütülür, görüntü yönetimiyle değil. Kimse hakkında mahkeme kararı olmadan suçlu ilanı oluşturacak algı operasyonlarına izin verilmemelidir. Hukukun amacı adaleti sağlamak olmalıdır; kamuoyu önünde peşin hüküm oluşturmak değil.
…/…
Ne var ki Yalaz’ın açıklamaları kamuoyunda Albayrak’ın etkisi gibi yankı bulmadı!
Yalaz, açıklamanın ardından medyada “Kimse Eskişehir’i sahipsiz, meydanı da boş zannetmesin!” cümleleri öne çıkarıldı. Oysa daha önceki cümlesi daha önemliydi:
-Süreç sonunda gereken açıklamaları kamuoyu ile paylaşacağız!
Sanırım sürecin sonuna gelindi. Tutuklananlar ve serbest bırakılanlar belli oldu! Kamuoyu Yalaz’ı dinlemeye hazır!
Dönüşen insan
Son günlerde sosyal medyada önüme düşen bir yazı var.
Şöyle diyor:
-Tanrı bir adamı başarılı kılmak istediğinde:
Onu yalnız bırakır!
Sabrını sınar!
İnancını zorlar!
Rahatını elinden alır!
Çünkü ona hayalini kurduğu hayatı vermeden önce, onu o hayatı taşıyabilecek bir insana dönüştürür.
…/…
Başarının tarifini de buradan çıkartabiliriz…
-Hayalini kurduğumuz hayatı yaşıyorsak, başarılıyız demektir!
Unutmayın!
Hayatta başarılı olmak istiyorsanız, sıkılmayı, sessiz kalmayı ve yalnız olmayı öğrenin.
Nihat Atacan’ın ardından*
O yalnızca bir futbolcu değildi.
Bir iyi insan…
Bir dönemin sesi…
Bir şehrin hafızası…
Çocukluğumuzun efsanesi…
Nihat Atacan öyleydi.
Eskişehirspor’un Anadolu’dan çıkıp İstanbul saltanatına kafa tuttuğu yıllarda…
Siyah - Kırmızı tribünlerin umutla dolduğu günlerde…
O efsane kadronun içindeydi.
Nihat… Fethi… Ender…
Tribünlerden yükselen o meşhur tezahürat hala kulaklarımda çınlar..
“Filelere gönder…”
Bugünün gençleri belki bilmez…
O yıllarda futbol başka bir şeydi. Forma reklamı yoktu. Sosyal medya yoktu. Milyon euroluk transferler yoktu.
Ama aidiyet vardı.
Mahalle vardı.
Semt vardı.
Şehir vardı.
Futbolcu dediğin! O kentin evladı gibiydi. Eskişehirspor yalnızca bir takım değildi.
Bir başkaldırıydı. İstanbul’un büyük bütçeli kulüplerine karşı… Anadolu’nun alın teriydi.
Ve o kadronun her oyuncusu, hafızalara kazınmış birer karakterdi.
Nihat Atacan da o karakterlerden biriydi.
Bazı futbolcular gol atar… Bazıları iz bırakır.
Nihat ağabey iz bırakanlardandı.
Şimdi düşünüyorum da…
Bir insanın gerçekten ölmesi için, adının unutulması gerekir.
Ama bazı isimler unutulmaz.
Çünkü onlar, yalnızca sahada oynamaz…
Bir dönemin gençliğinde yaşar. Bugün Eskişehir’de kaç kişinin içi burkuldu acaba?
Kaç kişi çocukluğuna döndü? Kaç kişi eski bir maç anlatımını, eski bir tribün sesini, eski bir stadyum kokusunu anımsadı?
İnsan bazen bir futbolcunun ölümüne değil…
Geçip giden yıllara üzülüyor. Nihat Atacan’ın ardından aslında biraz da çocukluğumuzu uğurluyoruz.
Işıklar içinde uyusun.
*Gazeteci meslek büyüğümüz ve İzmir önceki milletvekillerinden Atila Sertel’in Nihat Atacan’ın vefatının ardından sosyal medyada paylaştığı yazı duygularımıza tercümen oldu!
Gerçek sevgi
Erich Fromm, Almanya doğumlu Amerikalı ünlü bir psikanalist, sosyolog ve filozoftur.
Aslen yahudidir!
Nasıl oluyor bilmiyorum ama Ruh bilimine Marksist-sosyalist ve insancıl yaklaşımın temsilcisi olduğu belirtiliyor…
Sevgi üzerine şu cümleyi söylüyor:
-Sevgi kusurları yok etmez, onları da kabul eder.
Güzel bir söz!
Ama bu kadarla bitmiyor devamı var:
-Bir insanı hiçbir sebep yokken yüreğinde sıcacık hissediyorsanız, işte bu gerçek sevgidir.
…/…
Sanırım herkesin aradığı bu gerçek sevgi!
Uzayda bir asker
Sovyet kozmonotu Sergéy Krikaliov, 1991'de Sovyetler Birliği çökmeden önce uzaya gitti. SSCB dağılınca uzayda kalmaya mecbur bırakıldı ve nihayet 25 Mart 1992'de yeryüzüne döndü. Döndüğünde Sovyetler Birliği 15 ülkeye bölünmüş, başkanlar değişmiş ve hatta doğduğu şehir Leningrad bile eski adı San Petersburg olmuştu.
Krikaliov için ise dünyada bile olmadığını fark etmeden orduda firar emri çıkarılmıştı. Krikaliov, günümüzde birçok kişi tarafından "Sovyetler Birliği'nin son vatandaşı" olarak anılıyor. Çünkü SSCB yıkılmadan uzaya gitmiş, ancak yıkıldıktan sonra bile onu unutmalarına rağmen 10 ay SSCB'yi temsilen uzayda kalmıştı.
Geçmiş zaman olur ki
Esnaf Sarayı yapılmadan önce 2 Eylül Caddesi’nin görünümü! Esnaf Sarayı, Şeker Han yıkılıp onun arsası üzerine yapıldı…
Bakkal, bisikletçi ve şekerlemeci Han’daki bazı esnaf dükkanlarıydı…
Biz böyle konuşturduk
CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan: Evet arkadaşlar Tavşanlı’da durum nasıl? Dertler, sıkıntılar var mı? Bize ne anlatmak istersiniz?
Tavşanlılı vatandaş: Başkanım buralara kadar geldiğin iyi oldu! Biz de bi haber yok, sen bize biraz Eskişehir’de neler neler oluyor onu bir anlat hele! Şu sıralar sizin şehir çok hareketli ve heyecanlı!
Sayfanın sözü
Eğer bir fikriniz varsa ve bunun gerçekten iyi olduğunu düşünüyorsanız, sakın bir aptalın sizi bundan vazgeçirmesine izin vermeyin!





