Barış Özgü, 1960'ta Eskişehir'de doğdu.
Spora futbolla başladı.(1974)

1968'de Eskişehirspor'un güçlü rüzgarı her çocuğu etkiliyordu.
Barış, eline topu aldı, sektirmeye başladı. Futbolcu olmak istiyordu.
Her zamanki sahaya koştu.Bir de ne görsün!Top sahasına inşaat yapılıyordu.
Çok üzüldü, kapalı yüzme havuzu olduğunu öğrendi.
''Nerden çıktı şimdi bu!''
Burası, yıllar sonra hayatının büyük dilimini kaplayan, binlerce körpe kulaca
öğretmenlik edeceği yerdi aslında.

Bir şeyler alan hayat, çok şeyler mi veriyordu acaba?
Atatürk Kapalı Yüzme Havuzu'nda 1983'te yüzme antrenörü olarak göreve başladı.
İsterseniz onun ağzından bugünkü Barış Özgü'yü şekillendiren yolculuğun ilk
duraklarına gidelim:

''Küçükken yaz tatillerini İstanbul'da geçirirdik.Yüzme tutkusu orda başladı .Ağabeylerim beni kolumdan tutup Boğaz'ın sularına fırlatırlardı.
O zaman kızardım, şimdi iyi ki atmışlar diyorum.
Çünkü orda öğrendim dev dalgaların üstesinden gelmeyi.
Cesaret topladım Boğaz'ın sularından.
Tankerlerin, şileplerin gürültüsünden korkmamayı...
Hayatın alaborasına direnmeyi, azgın sularıyla mücadeleyi...
İnsan ruhunun derinliklerine dalmayı o sular öğretti bana.
O zamanın gözde takımı Fatihspor'da futbol oynadım. (1974-1982)
İçimde bir yerlerde futbol hep yaşasa da yüzme öne çıktı.
Yüzmeyi sevdim, yüzdürmeye ise bayıldım.
Hayatın en tatlı şeyi öğretmekmiş meğer.
Hiçbir servet, bu tatmini sağlayamaz.
Sevmekle başladı her şey, işimi sevdim.
Yıllar su gibi akıp geçti.
Bir de baktım geriye, sular yirmi beş yılımı yutmuş.''

On binlerce kişiyi yüzdürdü Barış Hoca.
Körpe kulaçlar, büyüyüp anne baba oldular.
Barış Hoca'larını bulup emanet ettiler çocuklarını.
Barış Özgü'nün idealist hocalığı hep dipdiriydi.
Yüzme branşının kulüplerde yaygınlaşması için çok uğraştı.
1993 ve 1994'te ''yılın en iyi spor antrenörü''seçildi.
Birçok başarı, teşekkür, takdir belgesi aldı.
Hayatında ''ötekine saygı''yı ,''hoşgörü''yü , ''disiplin''i öne çıkardı.
Hep kendisine , ilkelerine inandı.
Diksiyonu, üslubu, konuşmasıyla iyi bir hocaydı o.
Başarılı hoca, 1983'te başladığı yerde antrenör ve tesis şefi olarak çalışmasını sürdürüyor.
Ama o, şu anda başladığı yerde değil.
Attığı kulaçlarla, hocalığıyla uçsuz bucaksız açılmış, çok ileride.
Dikkatli bak Barış Hoca!
Kulaç atmayı öğrettiğin eller, şimdi sana el sallıyor:
''Teşekkürler Barış Hoca, sen çok yaşa!''