EHA yazarı Soner Yüksel’in, geçtiğimiz gün yayınlanan “Kavga etmemiz lazım” isimli köşe yazısını çok beğendim.
Yazıyı okuduğum andan itibaren kendimi buldum diyebilirim.
Neden derseniz?
Çünkü kendimi ifade edemediğim noktalarda “bam teli” cümleleri Yüksel yazmış ve yazısını da şu sözlerle noktalamış:
“Tartışmaya, küsmeye, barışmaya ve Eskişehir için karşıt fikirlerini tek başına kalsa dahi savunacak kitle önderlerine ihtiyacımız var. Huzur isteyen Erdek’e gitsin, bizim biraz huzursuz olmaya ihtiyacımız var.”
Yüksel’i sadece tebrik etmeyeceğim elbette.
Kavga da edeceğim.
Sitem de…
Fırsatını bulmuşum, kaçırır mıyım?
Meslek hayatımda düşünceme ters gelen durumlara hep karşı çıktım, “kavga ettim” ve “kavga ederek” mücadelemi sürdürdüğüm için “Kavgacı gazeteciye” de çıkmadı değil adım…
Elbette Yüksel bu yazıyı yazarken ”gazeteciliği” ön planda tutmadı ama ben yine bu cümleleri mesleğe yönelttim.
Kendimi açıklama fırsatı da yarattı aslında bana…
Bu yüzden teşekkür de ediyorum.
Kavga ederek yolunu bulacağına inananlardanım.
Eskilerin bir sözü vardır: “Bozulmadan düzelmez!
Sıradanlık tek düzelik getirir!
O da başarısızlık…
Bu sebeple…
Kavga edeceksin ki rekabet ortamı doğacak…
Kavga edeceksin ki herkes kendine çeki düzen verecek…
Kavga edeceksin ki başarılarını, yanlışlarını, kazandıklarını, kaybettiklerini göreceksin.
Elbette ki kavga etmek öyle kolay değil…
Huzursuz uykulara da alışacaksın.
Çünkü öğrendiğim tek şey…
Kavgayı herkesle etmeyeceksin cancağızım…
Kavga edebilmek cesaret işidir!
Kavgaya karşılık vermek ise yürek!
Kavga etmeyi bilmeyen bir bakmışsın kendiyle kavga ediyor, kazanmak için çürütüyor bütün değerleri…
Kavga edin cancağızım…
Ama cesurlarla!
Kavga herkese yakışmaz!
Bak ne güzel demiş Nazım Hikmet:
“Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar.
Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır.
Safları sıklaştırın çocuklar,
Bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.”
Yorumlar