Kudüs'teki Beyti Makdis'te ibadetinde taatinde bir kadın vardı. Recep ayı geldiği zaman her gün on iki kere ihlâs süresini okurdu, bunu Recep ayına tazim için yapardı. İpekli atlas elbisesini çıkarır, palaz giyerdi.
Recep ayında bir gün hastalandı ve oğluna şöyle vasiyet etti:
-Beni bu ayda giydiğim palazla kefenleyip göm.
Ne var ki oğlu, varlıklı oluşuna da güvenerek, çevresindekilere de gösteriş olması için annesinin vasiyetini tutmayıp, onu çok değerli bir kumaşla kefenledi. Bir gece anasını rüyada gördü, anası ona şöyle dedi:
-Yavrucuğum neden vasiyetimi tutmadın? Bunun için ben senden hoşnut değilim.
Çocuk sabahlaeyin ilk iş olarak o palazı da yanına alarak anasının kabrine gitti ve kabrini açtı. Anasını kabrinde bulamayınca büyük bir pişmanlık ile gözyaşı döküp ahu figan ederken gaipten şöyle bir ses duydu:
-Sen biliyor musun ki; bizim recep ayımıza tazim edeni (saygı göstereni) biz kabrinde yalnız bırakmayız.