Ali Baş - Eskişehir Notları
Ata topraklarında bizi bekleyen hazine

Bulgaristan, komşumuz…
Nüfusun önemli bir bölümü Türklerden oluşuyor. Eskişehir Rumeli Sarayici ve iş Adamları Derneği (ERİAD) Başkanı Rüştü Şentuna’nın davetlisi olarak, Bulgaristan’ın ikinci en büyük şehri Plovdiv şehrine gittik. Biz şehri Filibe olarak biliyoruz.
Türkiye’de Filibe göçmenlerinin sayısı oldukça fazla! (Yazılarımızın kimi yerinde Plovdiv kimi yerinde Filibe kullanabiliyorum. Farklı şehirler değil. Türklerin ve Bulgarların adlandırmaları farklı)
Filibe, adını Makedonya Kralı II. Filip'ten alıyor. Şehir, 5 Eylül 2014 tarihinde yapılan seçimle 2019 yılında Avrupa Kültür Başkenti olmaya hak kazandı.
Roma, Bizans ve Osmanlı döneminden eserler yan yana yer alıyor. Eskişehir heyeti ile birlikte Filibe çarşısını geziyoruz. Kilometrelerce uzunluğunda bir çarşı merkezi! Şehrin tam ortasında devasa büyük parklar!
Ve en önemlisi, ana caddelerin dışında gezi olanlarında tekerlekli araç hiç yok! İlk aklıma gelen Filibe’nin bir yaya şehri olduğu! Eski Filibe evlerini geziyoruz, Meriç nehrini özlediğimiz bir tanıdık gibi bizi gözlemliyoruz…
Babaannemin ailesi 93 harbinde bu bölgeden Türkiye’ye göçüp Sakarya’ya yerleşmiş. Ailenin bir kısmı Vize’de kalmış…
Aile büyüklerinde pek bilen kalmadı tam olarak nerden geldiklerini…
Buna rağmen ERİAD Başkanı Rüştü Şentuna, soruyor:
-Ata topraklarını nasıl buldun?
-Hiç yabancılık çekmedim. Anadolu’nun köşesinden bir parça! İnsanlarla sohbet etmek, onları tanımak paha biçilmez bir hazine…
Eskişehir heyeti olarak ilk ziyaretimizi Plovdiv başkonsolosluğumuza yapıyoruz. Başkonsolosumuz Emre Manav ve Ticari Ateşimiz Armağan Al bizleri oldukça sıcak karşılıyor. Bizim heyette ERİAD başkanı Rüştü Şentuna, yönetim kurulu üyeleri Salih Duran ve Ayhan Özel, Türkiye Gazeteciler Federasyona Başkanı Yılmaz Karaca ile İstikbal Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Vedat Alp ve ben yer alıyorum…
Başkonsolosumuz Emre Manav, Filibe’ye gelen her Türk heyetiyle yakından ilgileniyor. İş adamlarına yapılan işleri soruyor, eksiklerin tamamlanması için çaba gösteriyor. Filibe başkonsolosluğumuz Emre Manav, Filibe’deki Türkler için çok büyük bir şans! En ufak ticari işten en büyük ticari anlaşmaya kadar her olaya hakim! Eskişehir ile Filibe arasındaki ticaretin gelişmesinde başkonsolosumuz Emre bey ile ticari ateşe Armağan beyin katkıları oldukça fazla…

Mustafa Markete Uğramadan Asla!
Bizleri karşılayan, her an yanımızda bulunan iki isimden bahsetmek istiyorum.
Bulgar-Türk iş adamları derneği başkanı, Mustafa Öztürk ve önceki dönem başkanı şimdiki başkan yardımcısı Donka Koleva…
Mustafa Öztürk’ün hem Bulgaristan’da hem de Edirne’de marketleri var.
-Mustafa market!
Sınırı geçmeden hemen önce mutlaka uğranıyor. Mustafa Öztürk’ün gıda AVM’nin yanı sıra akaryakıt istasyonları da bulunuyor.
Bulgar-Türk iş adamları derneği (BULTİŞ) başkanlığını bir dönem Bulgarlar bir dönem Türkler üstleniyor. Harika bir koordinasyon, mükemmel bir iş birliği var. Ve Mustafa Öztürk, Bulgaristan siyasetin de de etkili bir isim!

Bayramları Bulgar-Türk Birlikte Kutluyoruz
Uğradığımız kasabalardan birisi de Ustina belediyesi, Rodopi şehrine bağlı bir kasaba!
Belediye başkanı bir Türk, Renginar Mustafaova…
Ustina 2 bin 500 nüfusu olan bir kasaba! Rodop Dağları bölgesinde! Şehirde Türk ve Bulgarların yanı sıra Pomak ve Çingenelerde yaşıyor.
Kasabaya girdiğimizde ilk dikkatimizi çeken olay boydan boya her yerde üzüm bağları olması! Bölgede bir de Şarap fabrikası var. Zaten bölge şaraplarıyla meşhur…
Başkan Renginar Mustafaova’ya soruyorum:
-Bölge halkı geçimini nasıl sağlıyor?
-İnşaatlarda çalışanlar da var. Tarım yapılıyor. Ve elbette üzüm bağları önemli bir geçim kaynağı!
Rodopi’ye bağlı 21 yerleşim yeri var ve sadece ikisinde Türkler var. Ve birinin başkanı Türk! Mustafaova, kasaba halkı tarafından çok seviliyor. Zaten ilk turda seçilmiş. Bağlı oldukları Rodopi belediye başkanının her kasabaya eşit davrandığını söylüyor, Mustafaova Çözüm odaklı çalışıyor ve insanlar oldukça memnun…
Mustafaova, daha önce Eskişehir’e yaptığı ziyareti hatırlatıyor.
-Eskişehir’i çok beğeniyorum. Arkadaşlar bizi çok güzel karşıladı.
-Buradaki ilişkiler asıl?
-Ramazan ve Kurban bayramını hep birlikte kutluyoruz. Türk, Burgar, Pomak, Çingene fark etmiyor. Bizde onların bayramına eşlik ediyoruz. Önceden ayrımcılık vardı. Hiçbir şey kutlanmıyordu. Demokrasi geldi, hep birlikte kutluyoruz.

Tencere Köftesinden Edirne Ciğerine İlyas Kavuranlar
Plovdiv şehrinde Bulgarların ve Türklerin akın ettiği bir restoran var. Ciğerci İlyas…
Çok bilinen Edirne ciğeri yapıyor. Doğrusunu söylemek gerekirse Edirne’de böyle lezzetlisi yok!
İlyas Kavuranlar ailede 3. Kuşak restoran işiyle ilgileniyor. Edirne’den Plodiv’e gelip yerleşmiş. İki şehir arasında mekik dokuyor…
İlyas Kavuranlar 2. Dünya savaşı yıllarında Edirne’ye ordunun geldiğini hatırlatıyor:
-Dedem askerlere köfte ekmek satmaya başlıyor. Evde köfteleri yapıyorlar. Tencerede ispotra ocağında köfteleri pişiriyorlar. Tencere köftesinin özelliği hızlı ateş lazım yağ lazım! Daha sonra da ciğere başlıyorlar.
Babasının aslında terzi olduğunu ancak babasının izinden gittiğini belirten Ciğerci İlyas, babasının kendi dükkanını açtığını anlatıyor:
-12.00’de ciğer satışına başlar 14.30’da biterdi. Ciğerin yanında yazın yeşil biber kışın kuru biber verilirdi. Biberleri kendi bahçemizde yetiştirirdik.
-Peki sizin Plovdiv maceranız nasıl başladı?
-Ben endüstri mühendisiyim. 1. Körfez savaşı sırasında Plovdiv’e geldim ve burada kaldım. 1991-1992 yıllarında çay içmeye yerimiz yoktu. Ben restoran işine 1996 yılında başladım. O günden bu yana da devam ettiriyorum…
Restoranın menüsünde fiyatların yanında bir de ailenin kısa bir restoran tarihi var. İlyas Kavuranlar anlatıyor:
-İstanbul’da bir firma tencere köftesinin hikayesi için 5 bin dolar verdi.
-Siz ne yaptınız?
-Köftenin aynısını yapacaksanız vereyim, dedim.
-Aynısını yapmayacağız sadece hikayesini almak istiyoruz, dediler…
-Bende kabul etmedim! Müşteriler bilsin diye de ailemizden kalan birkaç fotoğrafı ve hikayesini menüde yer verdim…

Bulgar Döneri!
Bulgar Türk işadamları derneği (BULTİŞ) yöneticilerinden Angelina Angelova ile akşam yemeğinde tanıştık. Bizim çok bilinen bir lezzetimizi Plovdiv’de önemli bir marka haline getirmiş…
-Alex Döner!
Sadece döner yok! Pizza, piliç çevirme de var. Ama döner liste başı!
Angelova’ya soruyorum, döner fikri aklınıza nerden geldi?
-Benim fikrim değildi, eşimin fikriydi!
Bir an eşinin Türk olacağını sandım. Yanılmışım, eşi Suriyeli…
İşyerinizi ne zaman açtınız?
-2011 yılında açtık. 2 şehirde 6 şubemiz var.
-Daha başka şube açacak mısınız, ya da Türkiye’de…
-Türkiye’yi seviyorum ama öyle bir niyetimiz yok!

Kardeşim Gelmiş Gibi Seviniyorum
Plovdiv gezisi boyunca bize eşlik eden, bir an olsun yalnız bırakmayan isimlerden birisi de Murat Güler. BULDİŞ’in yönetim kurulu üyesi aynı zamanda ERİAD’IN Plovdiv temsilcisi…
Eskişehir’e ziyaret ettiklerinde başkan Rüştü Şentuna, kendisine temsilciliği teklif etmiş. Murat Güler, memnuniyetle kabul ettiğini söylüyor.
Oldukça geniş bir arazide Prefabrik ve çelik ev üretimi yapıyor. Uluslararası Nakliye işini de birlikte yürütüyor.
ERİAD Başkanı Rüştü Şantuna, Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Yılmaz Karaca ve İstikbal Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Vedat Alp ile birlikte Murat Güler’in iş yerini ziyaret ediyoruz.
Ofiste sohbet ederken, her yerde Eskişehir ve Türkiye fotoğrafları yer alıyor. 20 dönüm arazi üzerinde üretim olabildiğince sürüyor. Bulgaristan’ın yanı sıra Yunanistan’a da çelik ev ve konteynır gönderiliyor.
Murat Güler, birlikte olmaktan oldukça memnun:
-Eskişehir’den biri geldiğinde kardeşim gelmiş gibi seviniyorum.

Rakının Çeşitlendirilmesi Lazım!
BULTİŞ Bulgar Türk işadamları Derneği’nin verdiği yemekte bilinen bir rakı markamızın sahibi Türkiye’den bir sanayici ile karşılaşıyoruz…
Manisa’da üretim yapan Saki rakı firmasının sahibi Erol Sezer ile bir süre sohbet ediyoruz.
2014 yılında kurulan Saki Rakı Türkiye’nin ilk şekersiz rakısını üretmekle biliniyor.
Sizi buraya hangi rüzgar attı, diye soruyorum:
-Bulgar Türk iş Adamları Derneği Başkanı Mustafa Öztürk, bizim buradaki ana bayimiz. Onu ziyarete geldim.
Sizin rakının en belirgin özelliği nedir?
-Uzun yıllar dinlendiriyoruz ve özel reçetesi sayesinde asla baş ağrısı yapmıyor.
-Bulgaristan’dan başka hangi ülkelere ihracatınız var?
-Almanya, İngiltere, ABD ve Kıbrıs, en çok ihracat yaptığımız ülkeler…
-Konunun uzmanı olduğunuz için soruyorum. Bizim rakı neden bir Viski, şarap gibi dünyada çok bilinen bir içki olamıyor?
-Rakının çeşitlenmesi lazım. Biz sürekli üzüm rakısı yapıyoruz. Oysa erik, incir, dut bunlardan da yapılması lazım. Dünya pazarına açılabilmek için bu şekilde üretim yapmalıyız. Devlet desteğine de ihtiyacımız olur tabi ki!

Üniversiteye Gitti İş Adamı Oldu!
Çağrı Aktürk’te Bulgaristan’da iş yapmayı seçen Türklerden! Hemşehrimiz sayılır Polatlılı…
2008 yılında Bulgaristan’da Endüstri Mühendisliği bölümünü bitirince, Bulgaristan’da tekstil atölyesi açmış.
Aktürk anlatıyor:
Online satışımız vardı. Yunanistan, Bulgaristan’ın içine ve Romanya’ya kargo ile ürünlerimizi yolluyorduk. İlk başta işler iyiydi. Ancak daha sonra Gümrük ve nakliye konusunda sıkıntı yaşamaya başladık ve bu sektörü bıraktım…
-Daha sonra ne yaptınız?
-Bir firma alüminyum hurdaya ihtiyacı olduğunu söyledi. Temin ettik bir iki tırla işe başladık. Daha sonra bir firma ile tanıştım. Onların atıklarını alıyorduk. Daha sonra kendim bir eritme tesisi kurdum. Artık hurdayı alıyor ve külçe haline getirip satıyoruz.
17 yıldır Bulgaristan’da yaşayan Çağrı Aktürk, en büyük sıkıntısı Türkiye’deki gibi işçi bulamıyor.
-Türkiye’den gelmiyorlar mı?
-Ne yazık ki Türkiye’den içi getiremiyoruz.
