
Vedat Alp
O yanlış da bu tavır çok mu doğru?
CHP’de kongre süreci devam ediyor.
Delege seçimlerinin tamamlanmasına az kaldı.
Daha önce de dile getirdik.
CHP’de bugüne kadar hesabı yapılamayacak kadar çok delege seçimi yapıldı. Bazılarında kıran kırana yarışlar yaşandı. Tartışmaların yaşandığı da oldu.
Ancak onca delege seçimi arasında bugün yapılanların bir benzerini bulmak olanaksız…
Evet… CHP’de çok delege seçimi görüldü de böylesi hiç görülmedi.
Bu seçimleri geçmiştekilerden ayıran yanlar oldukça fazla…
Sıralansalar uzunca bir liste oluşur.
‘’Doğal’’ karşılamak da olanaksız…
Rahatsızlığın yanı sıra gerginlik de yarattı.
Sonunda karakolluk da olundu.
Olayın tarafları belli…
Bir yanda Odunpazarı ve Büyükşehir Belediye Meclisi Üyesi Ali Haydar Çelik var.
Diğer taraftakiler de Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru ve Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un şoförü Deniz Kalkan var.
Ali Haydar Çelik ‘’bana ve eşime saldırdılar, hastaneden aldığımız darp raporu bulunuyor’’ diyor.
İsmail kumru ve Deniz Kalkan da ‘’tartışma var, saldırı yok’’ savunmasında bulunuyor.
Olay yargıya taşınmış durumda…
Ancak ‘’olay yargıya taşındı, sonucu beklemek lazım’’ diyerek geçiştirmek doğru olmaz…
Olayın tarafları parti üyesi…
Doğal olarak parti içi soruşturma mekanizmasının işletilmesi gerekir.
Gerekeni yapacak olan da belli… İl Başkanı Talat Yalaz…
Şu ana kadar gerekeni yapış değil… Yapacağa da benzemiyor.
Neyse…
Olaydan sonra yapılan açıklamalar var.
Yapanlardan birisi de Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt…
Olaya yaklaşımı oldukça ilginç…
‘’CHP’nin kongre sürecindeki delege seçimlerinde bir tatsızlık olması bizi rahatsız eder, üzer. İki yılda bir yapılan kongrelerde her dönem delege seçimleri olur. Ve bu delege seçimleri iddialı da olur. Gruplar arasında yoğun tartışmalar, yoğun çalışmalarla gider. Ama ilk defa böyle bir fiziki saldırı iddiasıyla karşı karşıyayız.
Ben arkadaşlara sordum. Böyle bir saldırının olmadığını söylüyorlar. Hiç kimseyi yargılamadan mahkum etmek gibi bir durumumuz yok. Hukuka da uymaz, demokratik kurallara da uymaz. O nedenle bir iş varsa yargıya da intikal etmiş. Yargı gerekeni yapar. Ama biz duyumlarla, iddialarla hareket edecek noktada değiliz.’’
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un ‘’konuştum’’ dediği ‘’arkadaşları’’ belli…
‘’Saldırı yok’’ demişler.
Kazım Kurt da inananmış…
İyi de olayın tarafı olan bir kişi daha var.
Ali Haydar Çelik…
Kazım Kurt’un arkadaşı olmayabilir.
Ancak Odunpazarı Belediye Meclisi Üyesi…
‘’Eşim ve ben saldırıya uğradık’’ diyor.
Kazım Kurt’un onu da dinlemesi gerekmez mi?
Elbette ki gerekir.
Ancak ‘’konuşmaya gerek yok’’ diyor.
İlginç bir yaklaşım…
Ali Haydar Çelik’in yaptığı yanlış da Kazım Kurt’un yaptığı çok mu doğru?
Neyse…
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un açıklamalarında dikkat çekici bir bölüm daha var.
Diyor ki;
‘’Odunpazarı’nda üye sayısı 11 bin, 12 bin.
Odunpazarı Belediyesi’nde çalışan sayısı 600, 700. Yani belediye başkanının etkisi, baskısı diye bir şey… Biz faşist miyiz? Böyle bir yakıştırma olur mu? Biz partide yıllardır çalışan, mücadele eden arkadaşlar olarak birbirimizi her zaman arayıp, her zaman da filanca listeyi destekliyorum aman oraya sahip çıkın demek gibi bir hakkımızın olduğunu düşünüyorum.
Odunpazarı’nda bizim belediyemizde çalışan işçilerden hiçbirine ben şu sandığa gidin, şuraya oy verin demedim, demem. Çünkü bunu kendime yakıştıramam. Ama bizimle birlikte politika yapan arkadaşlarımız kendiliğinden zaten bu desteği veriyor.’’
Dedikleri böyle…
Bu sözlere kendisinin inanıp inanmadığını bilemeyiz…
Ancak delege seçimleriyle birazcık ilgilenenlerden kimse inanmaz…
Odunpazarı Belediyesi çalışanı olan parti üyeleri ise hiçten inanmaz…
Neymiş efendim ‘’kendiliğinden destek veriyorlar’’ imiş…
Öyledir efendim öyledir…
Şimdi selam bile vermedikleri ilçe başkanı için ‘’kendiliğinden’’ ve can hıraç çalışanları isimlerini dillendirmek gerekiyor.
Ama bu kötülüğü onlara yapmaya içimiz elvermiyor.
Gururları zaten yeterince kırılmış durumda, biraz da biz incitmeyelim…