Eskişehirspor başkanlığının ardından siyasete geçiş sürecini anlatan Eskişehir Tepebaşı Belediye Meclisi AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Şimşek; Tepebaşı Belediyesi’nin asli hizmetleri, harcama kalemleri ve yatırım bütçesine ilişkin eleştirilerini dile getirdi. Sahadaki gözlemlerini ve muhalefet anlayışını paylaşan Şimşek, kent gündemini meşgul eden önemli konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İşte röportajın öne çıkan başlıkları ve Mehmet Şimşek’in açıklamaları...
"Tesadüfen meclis üyesi oldum, siyaset bünyeme ters"
2024'ün o hareketli günleriyle başlayalım. Sizi zaten Eskişehirspor döneminizden biliyoruz, siyasete geçiş adımı nasıl atıldı? İlk adaylık listesinde Erkan Koca’nın ismi vardı, sonrasında sizin adınız yazıldı. O süreçte tam olarak ne yaşandı?
Aslında böyle bir beklentim ya da niyetim hiç yoktu. Eskişehirspor başkanlığından sonra tamamen kendi işime gücüme odaklanmıştım. Meclis üyesi listeleri çoktan oluşturulmuştu, ancak listede yer alan Erkan Koca’nın meclis üyesi olamayacağına dair bir yazı gelince, Nebi Hatipoğlu’nun da desteğiyle “kontenjandan Mehmet Şimşek’i yazalım" demişler. Tesadüfen meclis üyesi olan bir insanım.
Peki, alıştınız mı siyasete?
Alıştım ama bünyeme biraz ters. Yine de alışmaya çalışıyorum. Bünyeme neden ters? Ben haksızlık karşısında susamayan biriyim. Siyasetten değil de belediyelerin işleyiş şeklini bu kadar iyi bilmiyordum.
“Tepebaşı asli görevlerinin yüzde 40’ını yapıyor, geriye kalanı şov”
Geçtiğimiz aylarda sosyal medyada çok dikkat çeken bir ifade kullandınız: "Meclis üyeliği dışarıdan göründüğü kadar güzel bir şey değil, çünkü bazı gerçekleri gördükten sonra geceleri rahat uyuyamıyorsunuz." Uykularınızı kaçıran şey tam olarak neydi?
Bir Eskişehirli olarak belediyenin çalışmasını, asli görevini yapmasını istersiniz; çöpünü toplasın, yolunu yapsın, vatandaşın temel ihtiyaçlarını karşılasın. Ama baktığınızda, o kadar fazla paranın başka yerlere harcandığını, normalde hizmet olarak dönmesi gereken ücretlerin gitmesi gereken yere gitmediğini ve hizmetlerin aksadığını gördüğünüzde ister istemez rahatsız oluyorsunuz. Belediyenin asli işleyişini bırakıp reklam, imaj ya da dışarıdan hoş görülen şovlara yönelmesi insanın zoruna gidiyor.
Bugün Tepebaşı Belediyesi asli görevinden iyice uzaklaşmış durumda. Normal asli görevlerinin ancak yüzde 40'ını yapıyor; gerisinin hepsi saçma sapan ve Tepebaşı halkına hiç gerekmeyen şeylere harcanıyor.
"Eğer halkın parası birilerinin cebine gidiyorsa kimse rahat uyuyamaz"
Biliyorsunuz, Tepebaşı Belediyesi’nde tutuklanmalar da oldu. Ben "rahat uyuyamıyorum" diyorsam, demek ki bir sebebi varmış, nitekim olaylar yargıya taşındı. Demek ki hiçbir şey normal gitmiyormuş ki, benim gibi uyuyamayan insanlarda ‘buna dur’ diyelim demişler. Dur demeye de başlamışlar. Eğer Tepebaşı halkının hizmeti için ödenmesi gereken paraları birileri kendi cebine ya da etrafındakilere aktarıyorsa, bırakın beni, hiç kimse rahat uyuyamaz. Bunu yakından görüp fark ettiğinizde hem üzüntü duyuyorsunuz hem de rahatsız oluyorsunuz.
“Bütçenin yüzde 1’i bile yatırıma ayrılmıyor”
Tepebaşı Belediyesi’nin 2027 bütçesi ve performans programı oylandı. Mecliste eleştirilerde bulundunuz, muhalefet şerhinizi koydunuz. Bütçede neyi eksik gördünüz?
Yaklaşık 2,5 yıldır belediye meclisindeyim; bütçenin sadece yüzde 0,5’i yatırıma ayrılıyor. Bütçenin yüzde 1’ini bile yatırıma ayırmıyorlar. Yatırıma pay ayırmamak ne demek? "Ben senin asfaltını elimden geldiğince yamayacağım, yolunu yapmayacağım, çöpünü toplayabildiğim kadar toplayacağım" demek. Biz ise yatırımın artmasını istiyoruz. Yatırım artmayınca, bütçedeki paralar maaşlara, festivallere ve konserlere gidiyor. Oysa biz Tepebaşı Belediyesi’nin ilçe halkına asıl hizmeti sunmasını istiyoruz.
"Sokağa çıkın, bana bir tane düzgün cadde gösterin”
Festivalsiz bir Tepebaşını mı savunuyorsunuz, konserler hiç yapılmasın mı?
Festivale karşı değilim. Ama paran yoksa beş festival değil, bir-iki tane yaparsın ya da Büyükşehir’in yaptıklarına destek olursun. Önce Tepebaşı halkının temel ihtiyaçlarını karşıla, sonra istersen her gün festival yap. Evinde çocukları açken dışarıda yemek yiyen biri gibi olunmaz. Yoksa festivale ben de gidiyorum. Fakat sahada durum başka… Tepebaşı’nda bana bir tane düzgün bir cadde ya da sokak gösterin. Baksan’ı "yeniliyoruz" dediler, sadece ana caddeye asfalt atıp geçtiler. Söğütönü’ne ya da Zincirlikuyu tarafına asfalt atmakla belediyenin işi bitmiyor. Gelsinler Fevziçakmak’a, Sütlücü’ye, Yeşiltepe’ye bir baksınlar, görsünler. Halkın belediyeden beklediği hizmet belli…Çöpü toplansın, sineği olmasın, yolu yapılsın. Bu yaz hayatımda görmediğim kadar çok sinek gördüm, parkların otunu bile biçemediler.
“Belediyeyi gıdım gıdım çalıştırmaya çalışıyoruz”
Biz mecliste itici bir güç olarak muhalefet yapıyoruz, sorunları sosyal medyada ve basın aracılığıyla dile getiriyoruz; gıdım gıdım belediyeyi çalıştırmaya çalışıyoruz. İşte demin bana sordunuz ya, "Neden rahat uyuyamıyorsunuz" diye. Mecliste bir bakıyorsun, Çukurhisar’da sıradan bir tarlayı ticari alana çevirme dosyası geliyor. Araştırıyorsun, sahibi dönemin CHP'li şimdiki YENİ Partili meclis üyesi çıkıyor. Tarlayı bir anda rayiç bedelinin on katına çıkarıyorlar. Biz ne kadar "hayır" desek de sayısal çoğunlukla geçiyor. İnsan bunları görünce nasıl rahat uyusun?
“Özel kalem harcamalarında Büyükşehir’le kafa kafayalar”
Az önce yatırım bütçesinden bahsettiniz. Ancak muhalefet belediyeleri; tasarruf tedbirleri ve İller Bankası’ndan gelen paylardaki kesintileri gerekçe göstererek yatırım yapmakta zorlandıklarını savunuyorlar. Yatırımın önünde bunlar gerçekten birer engel mi?
Bu seneyi şimdilik ayrı tutuyorum, çünkü belediyedeki son tutuklanmalardan sonra müdürlüklerdeki isimler değişti ve henüz onların hesapları tam anlamıyla çıkmadı. Ancak şunu çok net görebiliyoruz; Örneğin Tepebaşı Belediyesi’nin Özel Kalem Müdürlüğünün harcaması, nüfusları hemen hemen aynı olan Odunpazarı’nın neredeyse iki katı. Büyükşehir Belediyesi’nin özel kalem harcamalarıyla kafa kafaya yarışıyor. Bu tabloda açık bir yanlışlık var. Biz genellikle Tepebaşı’nı nüfus ve yapı olarak Odunpazarı Belediyesi ile karşılaştırırız. Fakat Tepebaşı’nın müdürlük bazlı harcamaları çok yüksek. Bırakın Odunpazarı’nı, neredeyse Büyükşehir Belediyesi'ni bile sollayacak duruma geldi.
Peki belediyenin çok borcu var mı?
Belediye borçlu... Sürekli arsa ve gayrimenkul satarak bu borçları ödemeye çalışıyorlar. Şu an ufak bir düzelme var. Geçen sene maaşları ödeyemiyordu, bu sene en azından borçları ödüyor. Denetim mekanizması artar, kısıtlamalar gelir ve para doğru harcanırsa büyük bir ihtimalle yavaş yavaş toparlar. Ama bu kaç seneyi bulur onu bilemiyorum. Hizmet için biraz daha bekleyeceğiz gibi görünüyor.
"Parayı veren düdüğü çalar, anketler hiç inandırıcı değil"
Geçtiğimiz haftalarda Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın yüzde 60 memnuniyet oranıyla ikinci sırada gösterildiği bir araştırma yayımlandı. Siz sahada bu memnuniyeti görüyor musunuz, anketler size inandırıcı geliyor mu?
Hiç inandırıcı bulmuyorum. Tabiri caizse, parayı veren düdüğü çalar. Ben de para versem, herhalde beni de Türkiye’de birinci çıkarırlar. Açıkçası, anket şirketlerinin tamamının doğru ve dürüst bir şekilde araştırma yaptıklarına inanmıyorum. Bu benim şahsi düşüncem. Eskişehir’i geçtim, tüm Türkiye’de ikinci sırada gösteriliyor. Türkiye’de gecesini gündüzüne katarak sabahlara kadar çalışan ne belediye başkanları var. Şimdi kalkıp da Ahmet Başkan’ı Türkiye ikincisi yapmaları biraz komik kaçıyor doğrusu.
“Tepebaşı mutsuz ama Ahmet Başkan altıncı dönemine hazırlanıyor”
Operasyonlar, tutuklamalar, tartışmalar… Son bir yılda yaşananlar sizce Tepebaşı halkının Ahmet Ataç’a olan 25 yıllık güvenini sarsmaya başladı mı?
Ahmet Başkanımıza göre demek ki sarsmamış. Neden diyeceksiniz? Geçen meclis oturumunda bir sonraki dönemde de aday olduğunu açıkladı. Demek ki altıncı dönemi için şimdiden hazırlanıyor. Yaşanan operasyonların ya da Tepebaşı halkının yaşadığı mutsuzluğun kendisini etkilemeyeceğini düşünüyor. Kendisinin takdiridir.
“Garip gurebanın lokmasına kadar düşüldü…”
Bunca iddia Tepebaşı halkının gündeminde mi, yoksa 25 yıllık seçmen alışkanlığı hala her şeyin önüne mi geçiyor? Sahada ne görüyorsunuz?
Bakış açısı mahallelere göre değişiyor. Örneğin Batıkent Mahallesi’nde 15-20 milyonluk evlerde oturup önünde asfaltı olmayan, stabilize yolda yürüyen ama yine de oy vermeye devam eden insanlar var, halinden şikayetçi değil. Ama kenar mahallelere baktığınızda, çöpleri alınmadığında ya da sinekten geçilmediğinde yönetimi eleştiren bir kitle var. Asıl vahim olan şu: Aşevinin yemeklerinin satılması çok büyük bir ayıp. Garip gurebanın lokmasına kadar düşüldüyse, bunun maalesef başka hiçbir izahı olamaz.
Tabii bunlar henüz birer iddia ve yargılama süreci devam ediyor...
İddia tabii ki... Şu an belediyede işler asil müdürleriyle değil, vekaleten yürütülüyor. Sanayide çok bilinen bir laf vardır; "işletmeci körlüğü" derler. Her gün aynı yere gelir gidersiniz de oradaki hatayı artık gözünüz görmez, dışarıdan gelen biri ise "Burada bir yanlışlık var" diye fark eder. Demek ki başkanımız işletmeci körü olduğuna inanmıyor ki altıncı döneme hazırlanıyor.
"Çuvaldızı biraz da kendimize batırmalıyız”
Sizce Ahmet Ataç, altıncı dönemi için yeniden seçmen karşısına çıktığında geçmiş dönemlerdeki güçlü desteği bulabilir mi?
Kendisi bulacağını iddia ediyor. Televizyonlarda çıkıp "Benim bileğimi bükemiyorlar" diye demeçler veriyor. Ama burada biraz da çuvaldızı kendimize batırmamız gerekiyor. Eğer biz Ahmet Ataç’ın karşısına güçlü bir aday, çalışan bir Cumhur İttifakı ve aktif bir meclis üyesi kadrosu koyabilirsek, bugün bu kadar rahat konuşup seçime bu kadar konforlu girebileceğini kesinlikle düşünmüyorum. Aday belirleme süreci bu işlere öncülük ediyor. Yaşayıp göreceğiz.
"Ahmet Ataç muhalefetin ne olduğunu şimdi görüyor”
Biraz da AK Parti’den bahsedelim… AK Parti Tepebaşı İlçe Teşkilatı’nda kısa sayılabilecek sürelerde 3 farklı ilçe başkanı değişti. Grup başkanvekili olarak teşkilattaki bu sirkülasyonu nasıl yorumluyorsunuz?
Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır. Gelen başkan farklı davranıyor, diğeri çok hızlı veya agresif bir giriş yapıyor. Siyaseti çok iyi bildiğimi iddia etmiyorum ama gelen her başkanla çalışıyoruz. Onun çalışma tarzına göre biz çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bazen takdir görüyoruz, bazen görmüyoruz. Tepebaşı Belediye Meclisi üyeleri olarak çizgimizi bozmuyoruz. Meclis üyelerinin partiyle bağı elbette var ama temel görevimiz belediyenin işleyişini denetlemek ve etkin bir muhalefet yapmaktır. Biz de bunu yapıyoruz. Biraz dürüst konuşmak gerekirse; Ahmet Başkan, bizim dönemimizde, bunu sadece kendim için söylemiyorum tüm Cumhur İttifakı meclis üyeleri olarak hiç böyle bir muhalefet gördüğünü düşünmüyorum. Şimdi muhalefetin ne demek olduğunu görüyor.
"Meclise gelen maddeleri incelemiyorlar, çoğu şeyi ilk kez Mecliste duyuyorlar"
Demek ki bundan önceki dönemleri kendisi için oldukça rahattı…
Evet... Şurada da sitem etmek gerekiyor: Şu anda mecliste sadece iki tane CHP meclis üyesi kaldı, diğer arkadaşların hepsi YENİ Parti meclis üyesi oldu. Ancak meclis üyesi demek, başkanın ya da belediyenin söylediği her şeye el kaldırmak değildir. İnsan geceleri yastığa kafasını koyduğunda vicdanı ve beyniyle muhasebe yapıyor. Meclise gelen kararların ya da maddelerin YENİ Partili meclis üyeleri tarafından yeterince araştırılıp incelendiğine inanmıyorum.
Okumadan mı onaylıyorlar?
Benim şahsi fikrim, belki beni yalanlayacaklar ama pek çok şeyi bizden ya da mecliste duyduklarını düşünüyorum.
“Siyasette örnek aldığım hiç kimse yok…”
Hem mecliste hem de sosyal medyada arka planda hesap kitap yapmayan, çok net bir tarzınız var. Siyasete yeni girmiş biri olarak, geçmişten bugüne "İşte siyaset böyle yapılmalı" diyerek örnek aldığınız bir isim var mı?
Açıkça söyleyeyim, benim siyasette örnek aldığım hiç kimse yok. Çünkü benim siyasi bir beklentim ya da ileride şuraya, buraya geleceğim gibi bir idealim yok. Ben bir görev adamıyım. Bana bir görev verildi, hiç bilmediğim bir alandı. Bir yıl boyunca düz bir meclis üyesi olarak belediyenin işleyişine çalıştım. Her şeyi irdelemem, her imzaladığımı araştırmam ve peşine düşmem gerektiğini öğrettiler. Sağ olsunlar kötü bir döneme de denk geldik. Şuan görevimizi yapıyoruz. Eskişehirspor’da da bana bir görev verildi, layıkıyla yapmaya çalıştım. Tek arzum da arkamdan kimsenin kötü konuşmamasıdır. Başka da bir şey de istemem.
“Siyasi ahlak yasasına ihtiyaç var”
Zaman zaman gündeme gelen 'siyasi ahlak yasası' teklifine bir AK Partili olarak nasıl bakıyorsunuz? Günümüz siyasetinin böyle sert ve bağlayıcı bir ahlak yasasına gerçekten ihtiyacı var mı?
Aslında var. Eskiden de vardı. Benim babam da siyasetin içinden gelen bir insandı. ANAP’ın üst düzey yöneticilerinden biriydi. O dönemde SHP vardı, CHP vardı, DYP vardı, pek çok farklı parti vardı. Ama babam herkesle çok samimiydi, farklı partiden olmalarına rağmen birbirlerinin işini çözmek için gayret gösterirlerdi. Böyle düşmanca konuşmaların, açık arama çabalarının ya da bel altı vurmaların siyasette yeri yoktu. Bence siyasette tek geçerli kural doğruluk olmalıdır. Türkiye’de sadece siyasette değil, her alanda bir denetim eksikliği var. Eğer siz sistemi sıkı denetler ve her işin düzgün yapıldığına kanaat getirirseniz, ne yolsuzluk yapılabilir ne de hırsızlık. Siyasette ve kamuda denetim mekanizmasının biraz daha fazla çalışması gerekiyor.





