Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi (THTM) Eskişehir Temsilcisi Ergin Kurşun, istikbalgazetesi.com Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Meltem Karakaş’ın sorularını yanıtladı. THTM’nin laiklik, yurtseverlik ve emperyalizm karşıtlığı gibi kırmızı çizgilerinin olduğunu ifade eden Kurşun, “Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurulan 1923 Cumhuriyeti. Biz bu devrimi çok önemsiyoruz. Bir diğeri 1917 Ekim Devrimi. Genç Türkiye Cumhuriyeti ve Sovyetler Birliği'nin arasındaki dostluğu çok önemsiyoruz. İlham kaynağımız bu aslında” dedi.
Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi’ni tanıyabilir miyiz? Nasıl kuruldu ve kimlerden oluşuyor?
Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi 2023 Kasım ayında bir manifestoyla kuruldu. Bazı aydınların, akademisyenlerin, siyasetçilerin imzasıyla bir manifesto yayınlandı ve orada kurulmuş oldu. Fakat aslında daha öncesinde başlamıştı çalışmalar. 2023 genel seçimlerinden sonra bize göre tarihin en gerici meclisi oluştu. Ve buna karşı biz hiç zaman kaybetmeden bir arayışa başladık. Bunun neticesinde kasım ayında hayata cumhuriyetten yana bakan, soldan yana bakan, emekçiden yana bakan bir meclis kurulmuş oldu. Bu meclisi kuran arkadaşlarımızın aslında üç tane çok kalın kırmızı çizgisi vardı, bunları çok vurguladılar. Biri laiklik, biri yurtseverlik yani emperyalizm karşıtlı, biri ise emeğin dostu olmak, emekten yana politikaları savunmak ve sermaye karşıtlıydı. Böyle kuruldu diyebiliriz.
İçinde bulunduğumuz mevcut duruma baktığımızda Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi’nin Türkiye Cumhuriyeti açısından en büyük endişeleri neler?
2023'te başka endişelerimiz vardı. Onlar katlanarak gidiyor tabii ki. Mesela şu an bir Çerçeve Yasa’dan bahsediliyor. Ve bana göre bu Çerçeve Yasa meselesine en ciddi karşı duruşta yine Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi’nden geldi. Çünkü iki popüler kanat var şu an Türkiye siyasetinde. Birisi işte Türk-Kürt barışı oluyor, ne güzel artık kan akmayacak diye bir düşünce var. Biz de tabii ki barışı istiyoruz. Fakat bu Çerçeve Yasa’ya baktığımızda bunu görmüyoruz. Diğer kanatsa aslında biraz milliyetçi önyargıların çok fazla olduğu, sadece terör söylemiyle bu sürece karşı çıkan ve bana kalırsa da içi biraz boş olan bir kanat var. Zaten ilk çağrıyı yapanı düşündüğümüzde de birkaç yıl önce de bu milliyetçi önyargılara sahip olan kişilerden bu çağrı geldi. Dolayısıyla burada iki popüler taraflaşmada da bir taraf değiliz aslında. Ama Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi bunu aslında bu sürecin iki tane saç ayağı olduğunu söylüyor. Biri cumhuriyet karşıtlığı, diğeri de sosyalizm karşıtlığı. Bunu Öcalan'ın açıklamalarında da görebiliyoruz. Ya da diğer muhatapların açıklamalarında da görebiliyoruz. Bir din kardeşliği üzerinden Türk-Kürt barışı diyerek bir süreç öngörüyorlar. Ama bunun biz emperyalist politikalarla ilişkili olduğunu düşünüyoruz. Zaten en çok vurguladıkları şeylerden biri mesela Lozan Barış Anlaşması'nın ne kadar sıkıntılı olduğu vs. bunun aşılması gerektiği. Ya da Mustafa Kemal Atatürk'ün yurtta sulh, cihanda sulh, tamam o zaman iyiydi ama artık bu bize yetmiyor gibi çıkışlar yapılıyor. Şu an böyle bir durum var.
THTM'nin bir siyasi bağlantısı yok ama siyaset THTM’nin neresinde şu an?
Çok farklı kökenlere sahip cumhuriyetçiler var, Kemalistler var, Komünistler var, Sosyalistler var diyebilirim. Burada dediğim gibi yani şu üç konuda bunu belki sık sık tekrarlayacağım. Yani laiklik derken biz kesinlikle din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması gerektiğini düşünüyoruz. Ve burada da iktidar ve muhalefet de ayırmıyoruz. Geçmişte gördük buradaki belediye başkanları, muhalif belediye başkanları bazı tarikat liderleriyle de görüştüğü oldu. Biz bunlara da karşıyız. Yani kesinlikle laikliği savunuyoruz. Ya da iyi tarikat var, kötü tarikat var böyle düşünmüyoruz. Tarikatın iktidar yanlısı ya da muhalife olmaz diyoruz. Böyle bir görüşümüz var. Diğeri antiemperyalizm. Yani burada da zaten bölgemizde aslında güncel çekincelerimizden biri de bu. Görüyoruz sürekli savaşlarla anılan bir bölge burası. NATO zirvesi yapıldı. Bize göre memleketimiz için çok kötü bir zirveydi bu. Zaten biz Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi kurulur kurulmaz daha NATO zirvesine iki yıl varken yaptığı ilk eylemlerden biri İstanbul'dan İncirlik’e, NATO'ya karşı bir yürüyüştü. Eskişehir'e ayağı da doldu belki hatırlarsınız. Yani toplumda NATO'ya karşı bir tepki yaratmaya çalıştık burada. Bu yani antiemperyalizm.

“NATO’YA RAPOR YAZANLARIN MECLİS’TE YERİ OLMAYACAK”
Biraz belki Eskişehir siyasetine de atıfta bulunmuş olacağım. NATO'ya rapor yazanların yani işte Amerika'nın, İsrail'in bölgedeki düşmanları bunlardır diye NATO'ya rapor yazanların meclisimizde bir işi olmayacak. Bunu söyleyebiliriz çok rahatlıkla. Diğeri de demiştim sermaye karşıtı. Ve bu bence diğer iki ilkeyi içeren bir ilke. Çünkü yani laiklik en çok yoksullar için var. Bir ülke, bağımsız bir ülke en çok yoksullar için lazım. Dolayısıyla burada sermaye karşıtı politikaların kesinlikle olması gerekiyor.
“BİZİM MECLİSİMİZDE UMUTSUZLUĞUN YERİ OLMAYACAK”
Bazı sermaye grupları işte laikliği savunuyor, Atatürkçü gibi. Biz bunu asla doğru bulmuyoruz. Ve meclisimizde bu arkadaşların da yeri olmayacak. Bir diğeri işte Türkçülük ya da Kürtçülük ikisine de aynı mesafede karşıyız diyebilirim. İkisine de karşıyız. Meclisimizde bunların da yeri olmayacak. Hiçbir milliyetçi önyargının ya da bu anlamıyla devletin bütünlüğünü bozacak oluşumların yeri olmayacak. Ama en önemlisi de umutsuzluğun yeri olmayacak bu mecliste. Bunu söyleyebiliriz. Çünkü Türkiye'de insanlar da yoruldu son 25 yılda. Sürekli umutsuzluğa düştüler. Hep her seferinde heyecanlandılar. Yenildiler, yenildiler. Yani umutsuzluk artık çok sıradanlaştı. Ama biz buna karşı çıkacağız. Dediğim gibi Türkiye tarihinin en gerici meclisinin oluştuğu bir noktada biz bu meclisi kurma kararı aldık. Burada sadece protesto amaçlı değil, tabii ki protestolarımızı yapacağız. Yaptık da işte eğitimdeki gericileşmeye karşı protestoları yaptık. İşçilerin sömürülmesine karşı, MESEM’deki çocukların ölümüne karşı protestoları yaptık. Ama bununla yetinmeyeceğiz. Belki bir farkımız bu olacak. Kurucu bir iradeyi temsil etmek istiyoruz. Bununla ilgili çalışmalar yapılıyor. Cumhuriyetçiler Kurultayı bizim çağrımızla toplandı. Farklı cumhuriyetçi örgütlerin temsilcileri geldi, orada konuşma yaptı. Bir kurtuluş ve kuruluş programı hazırlamaktayız şu an.
“EMEKÇİLERDEN YANA CUMHURİYETİ SAVUNUYORUZ”
Endişelerinizden ve ülke yönetimine ilişkin eleştirilerinizden bahsettiniz. THTM’nin bu sorunlara ilişkin çözüm önerileri neler?
Bu program bunun için var aslında ve bu programı iki kelimeyle özetleyebiliriz. Emeğin Cumhuriyeti. Bizim ülkemizin kurtuluşunun emeğin cumhuriyetinde olduğunu düşünüyoruz. Emekçilerden yana bir cumhuriyet. Zaten bu adım adım yok edildiği için bugünleri yaşıyoruz. Şimdi kayıt parası dediğimiz şey aslında bir yerde eğitimin özelleştirilmesi anlamına geliyor. Yine son 25 yıla baktığımızda, tamam öncesi de çok iyi değildi ama son 25 yılda inanılmaz bir saldırı altında kamuculuk, devletçilik, laiklik… 2000'lerin başında özel okul oranı yüzde 2-3 arasındayken şu an en az 5 okuldan biri özel okul olmuş halde. Artık devlet okullarının da bu kayıt parası yöntemiyle özelleştirilmeye başlandığını görüyoruz. Çünkü bir özel okula 500 bin lira vereceğime devlet okuluna 200 bin lira vereyim diyor ve bunlar korkunç rakamlar. Biz bunu protesto eden bir eylem yaptık. Aslında protestodan ziyade bir gündem oluşturmuş olduk. Çok fazla sayıda mesaj aldık aslında. Bize başka okullara ihbar eden yurttaşlar oldu. Şu okula gidin orada da eylem yapın diye bizden ricalarda bulunan yurttaşlar oldu. Okulların aldığı o kayıt ücretlerini aslında tamamen hukuk dışı olan bakanlığın her sene başında yasak olduğunu açıkladığı ama görmezden de geldiği o kayıt paralarını açıkladık. Ama nedense o okul müdürleriyle ilgili işlem yapmak yerine bize kabahatler kanunu üzerinden 3 bin 700 liralık ceza yazıldı. Hatta o pankartı asmayan arkadaşlarımıza da ceza yazıldı. Kesinlikle bir pişkinlik. Zaten ne yazık ki ülkemizde inanılmaz bir ahlaki çürüme var. Bir yansıması da bu oluyor. Yani suç işleyen insanı protesto ediyorsun. O kendi davranışını düzeltmek yerine seni şikayet ediyor. Bu ne yazık ki ülkenin de durumunu özetliyor bir içten.
“GENÇ CUMHURİYET VE SOVYETLER DOSTLUĞUNDAN İLHAM ALIYORUZ”
THTM’nin cumhuriyetçiler birliği olduğunu söylediniz. Eskişehir’de cumhuriyetçiler birliği içinde kimler var?
Biraz TRTM tarihsel referanslarından bahsedeyim. Bir kere tabii ki Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurulan 1923 Cumhuriyeti. Biz bu devrimi çok önemsiyoruz. Bir diğeri 1917 Ekim Devrimi. Ve biz şunu çok önemsiyoruz özellikle. Genç Türkiye Cumhuriyeti ve Sovyetler Birliği'nin arasındaki dostluğu çok önemsiyoruz. Biraz ilham kaynağımız bu aslında. Çünkü dünya tarihinde çok eşi görülmemiş bir dostluk var burada. Yani çok alışık olduğumuz bir şey değildir. İki ülkenin gerçekten birbirinin iyiliğini istediği, bunun üzerine bir ittifak kurması çok alışık olduğumuz bir şey değildir. Ve ne yazık ki Atatürk öldükten sonra da adım adım bu dostluk bozuldu. Ve özellikle 50'lerden itibaren daha çok Amerika'yla bildiğiniz gibi bir dostluk oluştu ne yazık ki. Buna dostluk da denemez zaten. Biz bu dostluktan ilham alıyoruz. Dolayısıyla Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi üyeleri arasında Cumhuriyetçiler var, Kemalistler var, Komünistler var, Sosyalistler var. Sadece bir partiden değil birçok partiden arkadaşımız var. Yani şöyle biz karar aldığımız güçlü bir eylemi 200 kişinin altında yaparsak bunu başarısızlık sayıyoruz.
THTM’nin Eskişehir’in siyasetçileriyle ya da belediye başkanlarıyla teması var mı?
Biz daha çok odalarla, sendikalarla ya da cumhuriyetçi derneklerle işte Atatürkçü Düşünce Derneği gibi, ÇYDD gibi derneklerle daha çok görüşme fırsatı olduk. Memleket Sevdalıları Derneği gibi zaten temsilcilerimizden biri Memleket Sevdalıları üyesiydi. Toplantılarımızda bu derneklerle temas kurmuştuk. Milletvekilleriyle çok bir temasımız olmadı açıkçası. Ama Küba Dostluk Derneği'nin bir çalışmasına katkı koymak istemiştik. “Küba'ya güneş topluyoruz” diye bir kampanyası var. Biliyorsunuz zor zamanlar geçiriyor Küba. Orada Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ve Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ile temasımız olmuştu diyebilirim. Ama dediğim gibi herkese açık kapımız. Yurttaşlar gelebilir hangi kökenden olursa olsun. Ama bu cumhuriyeti savunmak zorundalar.

“ÜÇÜNCÜ BİR OLASILIK OLMALI”
Türkiye’de siyaset hep iki kutuplu ilerliyor. AK Parti-CHP derken şimdi de YENİ Parti gündemi oluştu. Toplum yeni bir alternatif arıyor mu sizce?
Bu üçüncü olasılığın kesinlikle olması gerektiği zaten son 25 yıla baktığımızda görüyoruz. Hep aynı şeyler yapılıyor ve aynı sonuç alınıyor ne yazık ki. Ve halkımız adına hüsran oluyor sonuç. Hep heyecanlanıyor halkımız ve sonrasında yeniliyor. Hep kahramanlara ihtiyaç duyan bir halk oluştu ne yazık ki. Biz aslında buna karşıyız. Ve dediğiniz gibi tamam, iktidar kanadı CHP'ye, YENİ Parti’nin de dahil olduğu bu duruma saldırıları oldu. Biz buna karşıyız. Çünkü buna da şuradan karşıyız. Tabii ki bu düzen partilerinin, siyasetçilerin ya da belediye başkanlarının hiçbirine kefil olamayız. Fakat burada genel oy hakkına bir saldırı olduğunu düşünüyoruz. Yapılan eylemlerde biz de yer aldık kendimizce. Fakat şu an mecliste bulunan hiçbir partinin Türkiye'nin gerçek sorunlarına bir çözüm olamayacağını düşünüyoruz. Yani baktığımız zaman işte belediye meclis üyelerinden başlayarak milletvekillerine kadar, belediye başkanlarına kadar partiler arası geçişkenliğin bu kadar artmasının bir ahlaki çürümenin sorunu olduğunu düşünüyoruz. Tamam hadi bir tanesi hain, iki tanesi hain ama yüz tanesi mi hain? Programlar önemsizleştikçe siyasi partilerin ve o sermayeyle ilişkiler yakınlaştıkça geçişkenlik de çok oluyor. Bunların tamamını reddediyoruz. Dediğim gibi emekten yana cumhuriyetçi bir hareketin bu ülkenin tek gerçek çözümü olduğunu düşünüyoruz.
Seçimlere dair aldığınız bir karar henüz yok ama belediye meclislerinde yer almayı düşünür mü THTM?
Türkiye Halk Temsilciler Meclisi siyasi parti değil. Bununla ilgili henüz bir kararımız yok ama seçim yaklaştıkça yapacağımız bir genel kurulda buna dair bir sözümüz olacaktır. Fakat bize göre en önemlisi aslında biraz halkımızın da bu başkanlık sisteminde en önemsediği yerde bizim bir cumhurbaşkanlığı adayımızın olması gerektiğini düşünüyoruz.
“TÜRKİYE’DE MUHALEFET BOŞLUĞU VAR”
Son yıllarda bir muhalefet boşluğu var mı Türkiye’de sizce?
Ben kesinlikle olduğunu düşünüyorum. THTM’nin en azından bu boşluğu doldurmak için tek çözüm olduğunu düşünüyorum. Türkiye'nin sorunlarına gerçek bir karşı koyuş insanları heyecanlandıracaktır. Ve burada kesinlikle devrimci bir ruhunda olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Türkiye öyle bir noktaya geldi ki küçük düzenlemelerle düzeltilemeyecek hale geldi. Dolayısıyla bir, söylediğim gibi 1923 devriminden ilham alan, 1917 devriminden ilham alan ve hatta sadece bunlar da değil birçok tarihsel referansımız var. 1789 devrimi. Orada da cumhuriyetçiler vardı, komünistler vardı, halk vardı, emekçiler vardı en önde. Ya da 1918 Almanya'da cumhuriyetin ilan edilmesi. En önde yine komünistler, işçiler, cumhuriyetçiler vardı. Ya da 1930'lardaki İspanya İç Savaşı'na baktığımızda cumhuriyetçiler, komünistler, emekçiler bir araya geldiler. Yenildiler belki ama faşizme karşı, Franco faşizmine karşı mücadele ettiler. Bunlar bizim tarihsel referanslarımız diyebiliriz.




