Abdullah Gegiç, Yugoslavya asıllı Türk vatandaşı.
Uzun yıllar top koşturduktan sonra antrenörlüğe başladı.
İlk kez bir Yugoslav takımını, Partizan'ı, finale taşıdı.
Karşısında Real Madrid...Kupayı kaldırsaydı Real Madrid'in hoca-
sıydı, son dakikada olmadı.
Avrupa'nın en iyi ikinci hocası seçildi. (1966)
Birçok takımdan teklif aldı.
Babası, oğlum Türkiye'deki sıcak halkı tanı, orda bir takım çalıştır,
deyince Fenerbahçe'yle anlaştı.
Yabancılar, kulübü karıştırınca Eskişehirspor'a geldi.
Anadolu ihtilali Gegiç'le başlıyordu.
Eskişehirspor'u, Anadolu yıldızını, göklere çıkardı.
Yerli oyuncularla başaracağına inanıyordu, yanılmadı.
Eskişehirli gençler, usta taktisyeni iyi dinleyip birçok kupaya uzandılar.
Dördüncü evladım dediği Eskişehirspor, onun elinde büyüdü.
Kenti çok sevdi, ikinci çocuğunun adını Anadolu koyacak kadar.
Bilimsel tavırlı, kılı kırk yaran, titiz bir araştırmacıdır o.
Hasmını tanımayan hoca , futbolcu maça çıkmasın, diyor.
''Nasıl çalım yer, neresi güçlü, zaafları var mı?''
Ona göre pratik yetmez, hoca teori bilmeli.Yeniliklere uzak duran,
bilime sarılmayan yaya kalır. Tatlı bir otoritesi vardır, oyuncusunu
toplulukta üzmez, kusurunu kenara çekip söylerdi.
''Futbol Fabrikası''adlı kitabı yazdı; az okunduğu için üzüldü.
1979'da Türk vatandaşı oldu. Aynı yıl 55 yaşındayken Kadıköy'deki evini satıp
Almanya'nın yolunu tuttu. Köln Spor Akademisi'ni bitirmeyi çok istiyordu.
Şartlar ağırdı. Eşi, her gün 12 km nasıl koşacaksın, dese de başardı.
Diplomasında artık '' Futbol Profesörü'' yazıyordu.
Beşiktaş, Bursa, Samsun ve Adanademirspor'u çalıştırdı.
Fatih Terim, Mustafa Denizli , Şenol Güneş'e rehberlik etti.
Türk futboluna çok şey kattı, kendisine değil.
Türkiye'ye 1967'de omuzlarda geldi, cebinde 200 doları vardı. 2006'da
giderken Sirkeci'den kalkan trenin üçüncü mevkisine yetti parası.
Anıları rahat vermedi, 2007'de Türkiye'ye döndü.
84'lük ulu çınar, şu anda Çanakkale'de bir futbol akademisi kurmakla meşgul.
Yorumlar
