Eskişehir sporu son yılların belki de en zorlu dönemlerinden birini yaşıyor.
Bir tarafta Türkiye Futbol Federasyonu’nun Bölgesel Amatör Lig (BAL) için gündeme gelen 2 milyon liralık katılım bedeli iddiası...
Diğer tarafta ise dört yıldır profesyonel liglerde Eskişehir’i temsil eden Eskişehir 26 Basketbol Kulübü’nün, sponsor bulunamazsa faaliyetlerini durdurma noktasına gelmesi...
İki farklı branş...
İki farklı sorun...
Ama ortak bir gerçek var…
Spor kulüpleri artık başarı mücadelesi vermekten çok, ayakta kalma mücadelesi veriyor.
***
Ekonomik krizin her alanı etkilediği bugünlerde amatör kulüpler bir deplasmanın hesabını yaparken, futbol kamuoyunda ortaya çıkan iddialar camiada adeta deprem etkisi yarattı.
Konuşulan rakam tam 2 milyon lira...
Henüz resmiyet kazanmış bir karar yok.
Bunu ilk söyleyen isim de Eskişehir Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Başkanı Sadri Atam oldu.
Ancak Atam’ın dikkat çektiği asıl nokta rakamdan çok, bu kararın doğuracağı sonuçlar.
“Takım sayısını azaltmaya çalışıyorlar” diyor.
Aslında mesele tam da bu...
Daha düne kadar 4. Lig'in kurulması, profesyonel liglerin genişletilmesi konuşulurken bugün tam tersi bir tabloyla karşı karşıyayız.
Önce 3. Lig’deki takım sayıları azaltıldı.
Şimdi de BAL’da katılım ücretlerinin astronomik seviyelere çıkarılması konuşuluyor.
Sadri Atam’ın şu sorusu ise herkesin üzerinde düşünmesi gereken bir uyarı niteliğinde…
“Takım sayısı azalırsa futbolcu nerede yetişecek?”
Yıllardır altyapıdan, genç oyuncudan, Türk futbolunun geleceğinden söz ediyoruz.
Peki o gençler hangi kulüpte oynayacak?
Hangi ligde kendilerini gösterecek?
Amatör kulüpler futbolun temelidir.
Temeli zayıflatırsanız üzerine sağlam bir bina inşa edemezsiniz.
***
Bu tabloya en sert tepki ise Demirspor Başkanı Mehmet Ali Hünerlier’den geldi.
Sözleri aslında Anadolu’daki yüzlerce kulübün ortak sesi oldu.
“Federasyon kulüplerin işini kolaylaştırmak yerine zorlaştırıyor”
Gerçekten de öyle...
500 bin liralık katılım bedelini 2 milyon liraya çıkarmak sadece bir ücret artışı değildir.
Bu, ekonomik sıkıntılarla mücadele eden kulüplere “Bu ligde yer almayın” demektir.
Üstelik bu para teminat olarak alınacak.
Sezon sonunda ise disiplin cezaları, kırmızı kartlar ve saha olayları nedeniyle bu teminattan kesintiler yapılacak.
Enflasyonun bu kadar yüksek olduğu bir ortamda bugün yatırılan 2 milyon liranın sezon sonunda aynı değeri taşımayacağı da ayrı bir gerçek.
Federasyonun görevi amatör kulüplerin önüne yeni engeller koymak değil, onların yaşamasını sağlayacak projeler üretmektir.
Çünkü amatör futbol olmazsa profesyonel futbol da olmaz.
***
Futbolda durum böyle...
Peki ya salon sporları?
Orada tablo daha mı parlak?
Ne yazık ki hayır...
Eskişehir 26 Basketbol Spor Kulübü Başkanı İsmail Koçak’ın yaptığı açıklama hepimizi derinden düşündürmeli.
Dört yıldır profesyonel liglerde mücadele eden bir kulüp...
Kısıtlı bütçelerle final grubuna kadar yükselen bir takım...
Eskişehir’i Türkiye'nin dört bir yanında başarıyla temsil eden bir yapı...
Ve bugün...
“Ay sonuna kadar sponsor bulamazsak faaliyetlerimizi durdurabiliriz”
Bu cümle yalnızca bir kulübün değil, Eskişehir sporunun içinde bulunduğu ekonomik çıkmazın özetidir.
İsmail Koçak yıllardır kendi imkanlarıyla, sahibi olduğu eğitim kurumunun desteğiyle bu kulübü ayakta tutmaya çalışıyor.
Milyonlarca liralık fedakarlık...
Sayısız emek...
Büyük özveri...
Ama hiçbir fedakarlık sonsuza kadar tek başına sürdürülemez.
Profesyonel spor artık bireysel fedakarlıklarla ayakta kalabilecek bir yapı olmaktan çıktı.
***
Eskişehir gibi sanayisi güçlü, üretim kapasitesi yüksek, köklü firmalara sahip bir şehirde profesyonel liglerde mücadele eden bir basketbol kulübünün hala ana sponsor bulamaması üzerinde hepimizin düşünmesi gereken bir tablo.
Çünkü o takım deplasmana çıktığında formasında bir şirketin değil, Eskişehir’in adını taşıyor.
Kazandığında bu şehrin gururu oluyor.
Kaybettiğinde yine bu şehrin sorumluluğunu hissediyor.
O halde bu yük neden yalnızca birkaç kişinin omuzlarında kalsın?
***
Aslında son günlerde yapılan üç açıklama aynı gerçeği haykırıyor.
Sadri Atam, amatör futbol adına uyarıyor.
Mehmet Ali Hünerlier, federasyonun uygulamalarına isyan ediyor.
İsmail Koçak ise basketbol adına destek çağrısı yapıyor.
Üç farklı isim...
Üç benzer sorun...
Ortak cümle de aynı…
“Bu yük artık taşınmıyor.”
***
Eskişehir geçmişte sadece futboluyla değil; basketbolu, voleybolu, hentbolu, atletizmi ve diğer branşlarıyla örnek gösterilen bir spor kentiydi.
Basketbolda alt liglerde dahi kulübümüz yok.
Hentbolda belediye destekleriyle ayakta kalınıyor, ki doğrusu da bu!
Atletizmde birçok isim şehrimizde yetişiyor ama Fenerbahçe ve ENKA gibi kulüpler adına çok cüzi maaşlara yarışıyor. Yarın olimpiyatlarda yarışsalar, parayı Eskişehir değili, finansal destek sağlayan kulüpler alacak.
Bugünlerde kulüp başkanları transferi, hedefi ya da şampiyonluğu konuşmuyor.
“Acaba sezonu açabilecek miyiz?” sorusuna cevap arıyor.
İşte asıl tehlike burada başlıyor.
***
Federasyonlar kulüplerin önüne yeni mali engeller koymak yerine çözüm üretmeli.
Yerel yönetimler sporu sadece tesis yapmakla sınırlı görmemeli.
Sanayi kuruluşları ve iş dünyası da bu şehrin profesyonel kulüplerine daha güçlü şekilde sahip çıkmalı.
Çünkü mesele yalnızca bir futbol takımının lige katılması ya da bir basketbol kulübünün parkede kalması değildir.
Mesele, yüzlerce çocuğun hayalidir.
Mesele, gençlerin sporla buluşmasıdır.
Mesele, Eskişehir’in spor kenti kimliğini koruyabilmesidir.
Unutulmamalıdır ki bir kulübün kapanması yalnızca bir tabelanın inmesi değildir.
Bir altyapının yok olmasıdır...
Bir umudun sönmesidir...
Bir şehrin geleceğinden önemli bir parçanın kopup gitmesidir.
Eskişehir sporunun bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey; daha fazla engel değil, daha fazla destek, daha fazla dayanışma ve ortak akıldır.
Çünkü bu hikayeler yarım kalırsa, kaybeden yalnızca kulüpler değil; Eskişehir olacaktır.