3 Nisan 2020 Cuma 930 Okunma

GELECEĞİN SAVAŞLARI!

 


İnsanlar savaşmaya ilk olarak bilek gücüyle başlamışlar.


Medeniyetler kurulup büyümeye başladıkça, silahlar da geliştirilmeye başlanmış.


Kesici aletler yüzyıllar öncesinin en önemli silahları olmuş.


Atalarımızın kılıç kullanmadaki hüneri ise tüm dünyaya nam salmış ki;


O hünerle zaten üç kıtayı birden fethetmişler.


Bunun yaparken elbette büyük savaşlar vermek zorunda kalmışlar.


+++


Ve sonra delikli demir icat olmuş!


Tüfek icat olununca da mertlikte bozulmuş.


Bileği güçlü olan, kılıcı iyi tutan değil barutu çok kullanan savaşlarda öne çıkmış.


Tüfeğin icadının ardından, ağır sanayi hamlesi ile de yeni silahların geliştirilmesi çok uzun sürmemiş.


Toplar, tanklar derken bir de havadan savaş dönemine geçilmiş.


Ülkeler savaş üstünlüğünün havadan sağlanacağını keşfedince, bir bir savaşa endeksli uçaklar yapmış.


Ve elbette o uçakları da yeni nesil silahlarla donatmaya başlamışlar.


Topçu bataryalarının yerini artık füze rampaları alır hale gelmiş.


Silahların içerisine sadece barut değil, artık nükleer cisimler de olmuş.


+++


Bu tür savaşların bedeli de çok ağır olmuş.


Milyonca insan bu ağır silahlara hedef olarak yaşamlarından olmuş.


Binlerce kent harap olmuş, dünyanın parası, emeği, alın teri hep bu silahlara gitmiş.


Ama savaşlar hiç bitmemiş…


+++


Savaşlar bitmeyince, yüzyıllardan bu yana o savaşlarda kullanılan silahlar da gelişmeye devam etmiş.


Dün ağır silahlar vardı ve bugün ise biyolojik silahlar artık savaş alanlarına çıktı.


Ve maalesef ki o silaha şu günlerde on binlerce kişi boyun eğmek zorunda kalıyor.


Onca ülkenin ekonomisi dibinden sarsılıyor.


İnsanlar sadece yaşamının değil, geleceğinin de endişesini en dibinden yaşamaya başlıyor.


Daha kötüsü, biyolojik silahların kullanımı belkide önümüzdeki yıllarda da devam edecek.


Koranayı atlatırken, belki de farklı bir silahın bize döndüğünü göreceğiz.


+++


Ancak!


Tıpkı kılıç gibi, tüfek gibi, ağır silahlar gibi, biyolojik silah dönemi de bitecek.


Enerjiye ulaşmak, ülkeleri kontrol etmek, ekonomilerini ele geçirmek, bazı dini inançlara hizmet amaçlı savaşlardaki silah şekilleri yine değişecek.


Yeni silah ne olur bilmiyoruz ama;


Yeni savaşların yakın coğrafyamızda yaşanacağını çok iyi biliyor ya da görebiliyoruz.


Çünkü “dünya hızla su ve gıda savaşlarına doğru adım adım ilerliyor.”


Ülkemizin bu konudaki kaynakları elbette pek çok kişinin ağzının suyunu akıtacak derecede.


+++


Öyleyse…


Ülke olarak sadece şu günlerden geçmekle bitmiyor işimiz.


Elbette güçlü bir ülke olarak, korona belasının üstesinden geleceğiz.


Bizim derdimiz geleceğe dair.


Yani gıdaya ve suya ulaşmak için yapılacak olan savaşlar için şimdiden hazır olmak gerekiyor.


Bunu yapmanın çok kolay yöntemleri var.


“Ülkemizin tüm doğal kaynaklarını korumak”


Bununla birlikte;


“Tarım ve hayvancılık konusunu artık milli bir mesele haline getirmek”


Bu sektörün büyük üretimler yapabilmesinin önündeki tüm engelleri kaldırmak…


+++


Kısacası…


Yenidünya düzeninde artık verimli tarım arazileri üzerine termik santral kurmak işi yok.


Aksine…


O araziyi elde tutmak ve olabildiğincede verimli kullanmak var.


Eskişehir gibi bir kentin su potansiyelini ortaya çıkarmak ve onu geliştirmek var.


Vs.


+++


Bu konuyla ilgili sohbetimize yerel ölçekte devam edeceğiz…