25 Mart 2020 Çarşamba 1093 Okunma

SADECE HASTA HAKLARI, SAĞLIKÇIYA ŞİDDETE DAVETİYEDİR-2

 


Konuya geçen haftadan kaldığım yerden devam ediyorum.


Hasta hakları: Hizmetten genel olarak faydalanma, Eşitlik içinde hizmete ulaşma, Bilgilendirilme, Kuruluşu seçme ve değiştirme, Personeli tanıma, seçme ve değiştirme, Kendine yeterli süre ayrılması, Sağlık çalışanından yeterli ölçüde çaba görme, Mahremiyet, Rıza ve izin verme, Reddetme ve durdurma, Güvenlik içinde olma, Dini vecibelerini yerine getirebilme, Saygınlık görme, Rahatlık, Ziyaret edilme, Refakatçi bulundurma (Hekim kararı ile), Müracaat, şikâyet ve dava hakkı, Düşünce belirtme ve Kabul edilir sürekli hizmet görme.


Hastanın Sorumlulukları: Tavsiyelere, Hastane şartlarına uymalı ve hastalık bilgilerini eksiksiz açıklamalıdır. 


Hasta yakınının hakları: Hasta ile ilgili gerekli şekilde bilgilenme, gelişmeleri ve olabilecek komplikasyonları öğrenme. 


Hasta yakınının sorumlulukları: Hekimin hasta ile ilgili önerilerine uymak, hekimin önerileri dışına çıkmamak, hastanın hastalığına zarar verici davranışlarda bulunmamak ve hekime saygılı davranmak. Dolayısıyla hasta yakınının bu sorumlulukları da şiddete karşı hazırlanan yasada yer almalıdır.


Halen bütün Sağlık kurumlarının bekleme salonlarında sadece Hasta Hak ve Sorumlulukları panoları yer almaktadır. İki defa birer mektup ile Hekim Hak ve Sorumlulukları ve Hasta Yakını Sorumlulukları konularının eksik olduğunu ve şiddetin artmasında bu eksikliğin oldukça önemli bir rol oynamakta olduğunu son olarak Temmuz 2018’de Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğüne, Türk Tabipler Birliği Genel Merkezine, Eskişehir-Bilecik Tabipler Birliği Yönetim Kuruluna ve Eskişehir Sağlık Müdürlüğü ile Kamu Hastaneleri Birliği Genel Merkezine birer tablo örneği halinde bildirdim. Fakat maalesef bugüne kadar ne bir girişim oldu, ne de bu konudaki görüşlerini ve ilgilerini belirten bir geri bildirimleri oldu. Sadece 11-2-2008 tarihinde İzmir Tabip Odası “Hekim ve Hasta Hak ve Sorumlulukları Sempozyumu” ile konuyu gündeme taşıdı. Demek ki, işin ciddiyetinin bu karar verici makamlarca anlaşılması için, bugüne kadar sağlıkçıya şiddetin derecesi halen yetersizdir diyorum.



  • Her hastalık ve girişimin kaçınılmaz komplikasyonları da açıklanmalı ve bunların kesinlikle hekim hatası olamayacağı vurgulanmalıdır. Her hastalığın, tedavi süreci sırasında, gösterilecek her türlü dikkat ve ihtimama rağmen beklenen ve önlenemeyen komplikasyonları olduğu, dolayısıyla görülebilecek her olumsuzluğun hemen doktor hatası diye yorumlanmaması ve suçlanmaması gerektiği “Hasta Hakları tabelaları” nın yanına özellikle asılmalı ve insanlar bilgilendirilmelidir. İşin en korkuncunu ise hem yazılı, hem de yayın medyası yapmış ve sadece komplikasyonları duyurarak “Yargısız infaz” larla doktor ve sağlık çalışanı düşmanlığını körüklemiştir. Maalesef bazı Avukatlar da bu komplikasyonları istismar etme yoluna sığınarak kazanç kapısı oluşturmağa da başlamışlardır.

  • Halkımız, özellikle hasta hakları yanında, hasta yakınlarının ve hekimlerin de hak ve sorumlulukları konusunda bıkmadan ve tekrar tekrar ve her türlü yayın olanaklarını kullanarak eğitilmelidir. Bu eğitime, hastanın hastalığı ile ilgili normal seyir değişiklikleri ve oluşabilecek tedavi komplikasyonların neler olduğu ile hekimin mesleğini uygularken olabilecek çaba yetersizliklerinin hangi davranışlar olduğu eklenmelidir.


Bu eğitimin yanına ayrıca dini eğitim yönü de eklenmeli ve Tanrı nezdinde insanın melekten farklı konumda yaratılmış olduğu açıklanmalı, Allah’ın insana ne kadar fazla değer verdiği ve ona zarar gelmemesini önemsediği, hekimin insan hayatına olan katkısının ne kadar önemli olduğu Kur’an’daki Maide-32 ve Furkan-68 gibi ayetler açıklanarak öğretilmelidir.


Maide-32: Her kim bir kişiyi, bir kişi karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuğu olmaksızın öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir adamın hayatını kurtarırsa, bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.


Furkan-68: Allah’ın saygıya layık kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina da etmezler; kim bunları yaparsa ağır bir cezaya çarpılır. 69: Kıyamet günü azabı katlanır ve orada ebediyyen hor ve hakir olarak kalır.


Ve Tanrı’nın her şeyi insan için yarattığını belirten İbrahim-33. ayet açıklanmalıdır.


İbrahim-33: Birbirlerini kovalayarak seyreden güneş ve ayı sizler için yarattı, geceyi ve gündüzü de.


Böylece konuya gerçek ve bilinçli dini eğitimi de katmalıdır ve doktorun da her şeye kadir güçte bir Tanrı olmadığı ve sadece bir insan olduğu döne döne anlatılmalıdır.



  • Sağlık Hukuku Mahkemeleri Yapılandırılmalıdır: Bilimsel gelişmelere paralel olmak üzere Tıp’ta uzmanlaşmalar ve Yan Dallarda üst uzmanlıklar sürekli bir yapılaşma ve kendini yenileyip geliştirme becerisini bir şekilde ve Sağlık Bakanlığının ayak uyduramamasına bakmaksızın gerçekleştirirken, Yargı Teşkilatı Yargının çeşitlenmelerine yönelik yapılanmayı şimdiye kadar tam gerçekleştirememiş görünmektedir. Halbuki Sağlık Mahkemeleri şeklinde bir yapılanmaya gidilmesi şarttır. Yoksa şu anda olduğu gibi Sağlık İşlevindeki gerçeklere uymayan Yargı kararları daha da artacak ve hekimlerde oluşmaya başlayan sorunlu olabilecek hastadan kaçma, görüntülü ortamda hasta ve yakını ile muhatap olmayı benimseme (ispatlı olsun diye) gibi direnç ve çözüm girişimleri de daha çoğalacaktır.


Sağlık Çalışanı ve özellikle doktor, hasta için Allah gibi görülen bir kurtarıcıdır. Ancak bu öngörü yanında insan olduğu göz önünde bulundurulmayan ve insan olduğu halde hata yapmasına hak tanınmayan, hastalanması, uykusuz kalması, yorulması, üzüntülü olacağı, derdi olabileceği düşünülmeyen bir yaratık. Böylesi mucizevi bir yaratığa karşı son yıllarda açığını yakalamak, hatasını bulmak veya her hastalığa özgü tıbben beklenen komplikasyonları hekim hatasıdır diye yorumlamaya hazır bir hasta ve hasta yakını yanında, gerçeği görmeden abartılı bir hekim ilgisi bekleyen, hatta durumu nedeniyle özellikli başka hastalara hak tanımayan hasta ve yakınları ile şirketleşmeye başlayan Avukatlar grubu (ön yargılı olmayanlar dışında) da oluşmaya başladı.



  • Hekim ve diğer sağlıkçılar da birbirlerinin aleyhine konuşmamalı ve özellikle hasta veya yakınına başka bir hekimi eleştirel şekilde konuşmamalıdır.

  • Araç-gereç eksikliğini gündeme getirmeyerek, hekimin zorluğu ve eksik girişim yapmasını bu eksikliğe değil, hekime yıkma yanında, sorunu çözme beceriksizliğini hekim ve sağlıkçıların üzerine atıp, onları rencide edecek gerçek dışı konuşmaların ve hedef saptırıcı yaklaşımların da sonlandırılması şartın şartıdır.

  • Hekimlik diplomasının gasp edilmesi ve mecburi hizmet ismi altında mağdur edilip halkın gözünde diğer mesleklere göre incitilmesinden vazgeçilmelidir.

  • Performans uygulamasında vazgeçilip, emekliliğe yansıyacak makul bir ücretlendirme sistemine geçilmelidir.

  • Şiddet uygulayanın, görevliye saldırı ve görevi engelleme ile bilinçli saldırı suçları ile suçlanıp duruşmalar hızla sonuçlandırılmalı ve indirimler uygulanmamalıdır.

  • Sağlık Bakanlığı yanında Türk Tabipler Birliği ve diğer sağlık çalışanlarını kollayan dernek ve sendika gibi kurumların da tüm gücünü sadece doktor ve sağlıkçı meslek grubunun yasal ve etik haklarını koruyup kollamaya ve başka konularla gücünü heba edip etkinliğini zedeleyecek girişimlerden kaçınması gerektiğine inanıyorum.  

  • Aşırı iş yükü ve olumsuz çalışma koşulları, şiddeti beslemektedir. Bu yoğunlukla ilgili düzenlemelere gidilmelidir.

  • Sağlıkta yaşanan sorunlar hekimlere mal edilmemelidir

  • Malpraktis olgularında hizmet kusuru-kişisel kusur ayrımı yapılmadan, bu konuda bilgisi ve yetkinliği olmayan medya mensupları tarafından, reyting uğruna hekim ve diğer sağlıkçılar hemen suçlanmamalıdır.


Umarım bu endişelerim, ilgililerin dikkatine kadar ulaşır. İnşallah…..