15 Haziran 2019 Cumartesi 214 Okunma

Zekâ veya Çalışma



Psikoloji alanında profesör ve yazar olan Carol S. Dweck’in temel çalışma alanı motivasyon, kişilik ve gelişim üzerinedir. Türkçe olarak da yayınlanan, en önemli kitabı ilk baskısı 2006’da yayınlanan “Mindset: The New Psychology of Success” isimli çalışmasıdır.

Dweck’in bu değerli çalışmasındaki odak noktası sosyal psikolojinin zekâ teorileri ile ilişkilendirilmesidir. Dweck’e göre insanlar yeteneğin kaynağı konusundaki bakış açılarına göre bir eksen üzerine yerleştirilebilirler. Bazı kişiler başarılarının doğuştan gelen özelliklere bağlı olduğunu düşünürler. Bu yaklaşıma göre ‘gömülü’ halde sabitlenmiş bir zekâ türü vardır. Başkaları ise başarının çok ve yoğun çalışma geldiğine inanırlar. Gelişip ilerleyen zekâ türünü kabul eden bu yaklaşımda çalışma, öğrenme, uygulamalı eğitim, kararlılık ve azim ön plandadır.

İnsanlar kendi zekâ türlerinin ve akıl yapılarının farkında olmayabilirler. Muhtemelen sorulduğunda sözel veya yazılı olarak aktarmada belirsizlik yaşayabilirler. Buna rağmen davranışları izlendiğinde zekâ türleri ve akıl yapıları konusunda fikir edinilebilir. Zekâ türünün kendini açığa vurduğu en belirgin durum başarısızlık karşısında verilen tepkidir. Gömülü halde sabitlenmiş bir zekâ yapısına sahip bireyler beceri ve yetenekleri konusunda kuşkuya düşme ihtimali ile başarısız olmaktan korkarlar. Buna karşılık çalışma ve deneme ile gelişip ilerleyen zekâ türüne sahip olan kişiler başarısızlığı korkulacak bir durum olarak algılamazlar; onlar için başarısızlık, iyileştirme ve geliştirme için bir fırsattır.

Dweck Deneyi
Carol S. Dweck, New York’ta eğitim gören 400 öğrencinin katılımı ile bir deney yaptı. Beşinci sınıfta olan öğrencilere kolay sorulardan oluşan bir beceri testi uygulandı. Test sonuçlarının açıklanması sürecinde, soruların düzeyi nedeniyle kolayca başarılı olan öğrencilerin bir bölümüne “Sen gerçekten zekisin” yorumu yapıldı. Bir başka bölüm öğrenciye ise “Anlaşılan o ki, çok çalışmışsın” yorumu iletildi. Bu yorumlar öğrencilerin bir bölümünün zekâsını överken, diğerlerinin emeğinin ve çalışmasının değerli bulunduğunu ifade ediyordu.

Deneyin ikinci kısmında öğrencilerden kolay veya zor olan bir testi seçmeleri istendi. Verdiği emek ve sergilediği çalışma övülen çocukların yaklaşık yüzde 90’ı daha zor olan testi tercih ettiler. Zekâsı övülen çocukların çoğu ise kolay olan teste yöneldiler. Bu ilginç durumu Dweck şöyle yorumladı: “Çocukların zekâsına övgüler düzdüğümüzde, bu küçük insanlar başarısız olma, hata yapma ve aptal durumuna düşme korkusuna kapılıyorlar.”

Dweck’in gene beşinci sınıftaki çocuklarla daha sonra yaptığı bir deneyde bu kez öğrencilere seviyelerinin üzerinde bir test uygulandı. Testin düzeyi nedeniyle başarısız olacakları baştan belliydi; sonuçlar da bu şekilde belirlendi. Ancak emek verme ve çalışma konusunda disiplinli olan çocuklar başarısız olmalarını kendi performanslarına bağladılar. Zekâları nedeniyle övgü alan çocuklar ise büyük bir hayal kırıklığı içinde kendi beceri ve zekâlarından kuşkuya düştüler; hatta bir bölümü testi yarıda bırakmayı tercih etti.

Son olarak uygulanan test yine kolay sorulardan oluşuyordu. Bu kez çalışma disiplinine sahip çocukların performansı yüzde 30 artarken, zekâ övgüsü alanlarda performans yüzde 20 düşüş gösterdi.

Dweck, bu deneyden şu sonuçları çıkardı: Çalışma disiplini açısından övgü alan çocuklar kendi performanslarını kontrol etme ve problem çözme becerilerini iyileştirme konusunda başarılı oluyorlar. Diğer yandan zekâları nedeniyle övgü alan çocuklar başarısızlık durumlarında hayal kırıklıkları ve çöküntü yaşayabiliyorlar; problem çözme performanslarında gerileme gözleniyor. Özetle; Dweck’in deneyi ailelerin, öğretmenlerin ve genelde büyüklerin çocuklara başarı ve başarısızlıkları konusunda nasıl davranmaları gerektiğini özetleyen önemli ipuçları içeriyor: “Zekâyı değil; emeği, çalışmayı ve disiplini övün!”