Üniversite rektörlerinin atanmasında uygulanan yöntem yıllar önce değişti.
Değişiklikle birlikte artık, üniversitedeki akademisyenlere hiç danışma gereği duyulmuyor.
Seçim falan yok.
Taliplilerin başvuruları alınıyor, sonra da Ankara’dan doğrudan atama yapılıyor.
Son derece yanlış bir yöntem…
Her şeyden önce demokratik değil…
Üniversite gibi bilim yuvalarına hiç ama hiç yakışmıyor.
Hoş, artık üniversitelere ‘’bilim yuvası’’ demek de çok zor…
Yöntemin yarattığı yanlışlar da var.
En önemlilerinden birisi de üniversite dışından atama yapılması…
Dışarıdan gelen rektörler üniversiteyi tanımıyor.
Personeli de tanımadıkları için yönetim kadrosu oluşturmakta zorlanıyorlar.
Kendi tercihleri ile oluşturmaları olanaksız…
Öyle olunca da siyasetçiler daha kolay devreye girebiliyor.
‘’Siyasetçi etkisi’’ ile yapılan atamaların yarattığı sıkıtı büyük.
Üniversite zarar görüyor, atanan rektörler yıpranıyor.
Yıllardır hep söylendi.
‘’Üniversite dışından rektör atanmasın.’’
‘’Rektör Eskişehir’i ve üniversiteyi tanıyan bir akademisyen olsun.’’
Denilmesine denildi de boşuna…
Son Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Rektörü atamasına kadar uyarılar hiç dikkate alınmadı.
ESOGÜ’ye yeni rektör ataması yapılmadan önce yine uyarılar yapıldı.
Uyarılar mı dikkate alındı yoksa öylemi denk geldi bilemiyoruz.
ESOGÜ’ye üniversite bünyesinden bir rektör atandı.
Yeni Rektör, Prof. Dr. Emine Gümüşsoy.
Hem Eskişehirli hem de ESOGÜ’lü…
Kendisi anlatıyor…
“Ben Eskişehirliyim, ESOGÜ’lüyüm ve Eskişehirsporluyum. Bundan her zaman büyük bir memnuniyet duydum.
Bu üniversitenin bir mezunu olarak üniversitemizin rektörlük görevine gelmek benim için ayrıca büyük bir onur oldu.
Rektörlük elbette çok önemli ve zor bir görev. Ancak biz bu göreve yöneticilik tecrübemize güvenerek talip olduk. Ben bir önceki dönemde rektör yardımcısı olarak görev yaptım. İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesinin kurucu dekanıyım. Aynı zamanda Hukuk Fakültesinde yaklaşık iki buçuk yıldır dekan vekilliği görevini sürdürüyorum.
Dolayısıyla yöneticilik tecrübeme güvenerek, 1993 yılında Anadolu Üniversitesi ile Osmangazi Üniversitesinin ayrılmasının ardından bu kurumun içerisinde bulunan bir kişi olarak bu önemli göreve aday oldum.
Elbette arkamda bir kamuoyu desteği de vardı. Sağ olsun üniversitemiz beni tanıyordu. Onlardan aldığımız güç, destek ve güvenle; yöneticilik tecrübeme, üniversitemi tanımama ve her şeyden önemlisi üniversiteme duyduğum sevgiye güvenerek aday oldum.’’
Rektörlük için aranılan özellikler sahip…
Üniversiteyi tanıyor.
Rektör yardımcılığı yaptığı için personeli de tanıyor. Onun için rektör yardımcılarını çok çabuk belirledi.
Diğer atamaları da yapıyordur.
Eskişehirli olması da Eskişehir açısından olumlu…
Adında Eskişehir olmasına karşın üniversite Eskişehir’e hep ‘’yabancı’’ oldu.
Eskişehirli rektör ile umarız ki bu ‘’yabancılık’’ da ortadan kalkar.
Eskişehir’in buna fazlasıyla gereksinimi var.
Neyse, sözü daha fazla uzatmaya gerek yok.
ESOGÜ sonunda istenilen bir rektöre kavuştu.
Umarız ki hayal kırıklığına uğramayız…