19 Mayıs 1919… Türkiye Cumhuriyeti açısından önemli bir dönüm noktası…

Mustafa Kemal Atatürk, Samsun’a çıkıp bağımsızlık meşalesini yaktı.

O meşale ile başlayan ulusal kurtuluş savaşı zaferle noktalanarak bağımsız Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.

Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ni de gençliğe emanet etti.

Bugün 19 Mayıs 2026… Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı…

Bağımsızlık meşalesinin yakılışının üzerinden 107 yıl geçti.

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü bir kez daha saygı ve minnetle anıyoruz.

Anarken, O’nun Türkiye Cumhuriyeti’ni emanet ettiği gençlerin halini düşünmekten kendimizi alamıyoruz…

Gençlerin hali ortada…

Atatürk’ün güvenip Cumhuriyeti emanet ettiği gençlere, ülkeyi yönetenler güvenmiyor.

Güvenilmediği gibi gençler ‘’potansiyel suçlu’’ olarak görülüyorlar.

Son derece doğal olan hak arayışları ‘’suç’’ imiş gibi görülüyor.

Sorunlarını dile getirmelerine bile tahammül edilmiyor.

‘’Özgür düşünen’’ gençlik yerine ‘’dayatmalara boyun eğen’’ gençlik isteniyor.

Buna razı olmayanların başına da getirilmedik iş bırakılmıyor.

Özgürlükleri alınan, cezaevlerine kapatılan gençlerin sayısı oldukça fazla…

‘’Suskun gençlik’’ isteniyor da gençlerin susacak hali yok.

Sorunları saymakla bitirilemeyecek kadar çok.

Eğitimlerini yüksek öğrenimle tamamlamaları çok ama çok zor.

Koşulları eşit olmayan bir yarışa sokuluyorlar.

Zoru başarsalar da sorun bitmiyor.

Yüksek öğrenimde daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalıyorlar.

‘’Barınma’’ sorunları büyük boyuta ulaşmış durumda…

O sorunu şu veya bu şekilde çözseler bile ‘’geçim’’ sorunu başlıyor.

Çalışmak zorundalar…

Çalışmadan yüksek öğrenim gören gençlerin sayısı çok az…

Haydi tüm bu sorunları aşıp yüksek öğrenimlerini tamamlasınlar… Yine değişen bir şey olmuyor.

Üniversite diploması ‘’iş garantisi’’ olmaktan çoktan çıkmış durumda…

İş bulmaları çok ama çok zor…

En verimli çağlarında işsizler ordusunun saflarına katılıyorlar.

Yazık ki ne yazık…

Söylenecek daha çok şey var.

Ama sözü daha fazla uzatmaya gerek yok.

Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’ni emanet ettiği gençler, ülkelerinden umudu kesmiş durumdalar…

Yurt dışına gitmenin yollarını arıyorlar.

Bulduklarında da arkalarına bile bakmadan gidiyorlar.

Ülke, geleceği olan yetişmiş gençlerini kaybediyor.

Gençliğin geleceğe dair umudu da yok.

Gençlik demek gelecek demek…

Aksi iddia edilemez zaten…

İyi de gençliği bu halde olan ülkenin geleceği nasıl olabilir?

Düşünmek bile insanı ürkütüyor.