Bir işadamı dostumuzla öğle yemeğinde bir araya gelmek için sözleştik. “Nereye gidelim” diye düşünürken meslektaşım Cihan Yıldırım’ın aklına “parlak” bir fikir geldi…

-Yeni şubesi açıldı oraya gidelim…

-Olur, dedik!

Ama ilk başta içeriye giremedik!! Öğle vakti olmuş ama daha servisin hazır olmadığını öğrendik!

Başka yere gidecektik ki, Yıldırım yine ısrar etti:

-Şurada çay içip bekleyelim!

Bekledik, içeriye girdik! Ne yiyeceğimize karar vereceğiz! Menüye göz attım!

Yazması ayıp ama “sac kavurma” tercihinde bulundum. Arkadaşlarda bana katıldı…

Keşke bu tercihte bulunmasaydım.

Uzun bir bekleyişin ardından “sac kavurma” geldi! Ama içinde ara ki et bulasın!

Bolca biber, soğan, domatesle harmanlanmış…

Sanırım, tarifini yanlış biliyorlar! Etin çok sebzenin az olması gerekiyor!

Et yemek için geldiğimiz restoranda biber kavurma yiyip çıktık, dünyanın da hesabını ödedik!

Çıkışta arkadaşımız anında espriyi yaptı!

-Buranın ismi Biber evim olsun!

Arkadaş, iş yerini ilk açıyorsun, dünyanın reklamını yapmışsın! Müşteri geldiği zaman biraz dikkat etseniz olmaz mı?

Açtığınız restoran iyi bir semtte olabilir! Masalar, tabaklar çatallar çok iyi marka olabilir! Garsonların kıyafetleri falan 10 numara olabilir. Ama işte yemeği yapamazsan iyi esnaf olamıyorsun…

KAYGILIYIZ!

Halk TV’ye kayyum atanması ve yayınının durdurulması, basın ve ifade özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahaledir.

Medya çalışanları, tedirgin ve kaygılı…

Her kurum gibi basın kuruluşları da hukuka uymak zorundadır. Ancak yapılan işlemlerin ölçülü ve basın özgürlüğünü gözeten bir anlayışla gerçekleştirilmesi gerekmektedir…

Anayasamızın 28. maddesi son derece açık:

-Basın hürdür, sansür edilemez.

Basın kuruluşlarına, gazetecilere yönelik müdahaleler, sadece o kurumlarda çalışan gazetecilerle ilgili değil!

Basın ve ifade özgürlüğü, demokratik bir toplumun en temel güvencelerinden biridir.

Ayrıcalık istemiyoruz. Gazetecilerin özgürce haber yapabilmesini, basın emekçilerinin güvenli koşullarda çalışabilmesini, istiyoruz!