Zannediyorum bugün karşımıza çıkan herhangi bir AK Parti yetkilisine, “Fonzedelerin hali ne olacak?” diye sorsak cevabı hazırdır.
“Kimsenin mağduriyetine izin vermeyeceğiz.”
“Vatandaşlarımızın zararları karşılanacak.”
“Ucu kime uzanırsa uzansın hesabı sorulacak.”
Hatta biraz daha ileri gidip “Devletimiz bütün imkanlarıyla vatandaşımızın yanındadır” da diyebilir.
Hepsi ezberlediğimiz cümleler.
Peki, kim bu fonzedeler?
Hayatında biraz para biriktirmiş, o parayı yatırım fonlarına yatırmış, parasından para kazanmayı ummuş insanlar. Aralarında yıllarca çalışıp birikimini değerlendirmek isteyen de var, daha fazla kazanma hevesiyle risk alan da…
Elbette mağdur edilmişlerse haklarını arayacaklar. Devlet de vatandaşının hakkını koruyacak. Bunda tartışılacak bir şey yok.
Ama benim aklıma başka bir soru takılıyor.
Yüz binlerce yatırımcıyı etkilediği belirtilen bu fon krizi, milyonlarca insanın her ay yaşadığı geçim sıkıntısından nasıl daha fazla gündem olabiliyor?
Mesela DİSK-AR'ın araştırmalarına göre Türkiye'de asgari ücret ve altında gelir elde eden çalışanların sayısı 8 milyonu aşıyor.
TÜRK-İş'in hesapladığı dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 37 bin liranın üzerinde. Asgari ücret ise 28 bin lira civarında.
Yani tek bir asgari ücretle geçinmeye çalışan dört kişilik bir ailenin geliri, yalnızca gıda harcamalarını karşılamaya bile yetmiyor. Üstelik bunun için yanlış bir yatırım yapmaları, risk almaları, birilerinin tuzağına düşmeleri de gerekmiyor. Sabah işe gidip akşam eve dönmeleri yeterli.
Bir de en düşük emekli aylığı düzenlemesinden yararlanan milyonlarca insan var.
Ömrünü çalışarak geçirmiş, primini ödemiş, emekli olmuş. Şimdi aldığı maaşla ay sonunu getirmeye çalışıyor.
Üzerine resmi verilere göre sayıları milyonlarla ifade edilen işsizleri de ekleyin.
Şimdi tekrar soralım.
Yüz binlerce yatırımcının parasına ulaşamaması haklı olarak ülke gündemine taşınırken, milyonlarca insanın çalıştığı halde insanca yaşayacak gelire ulaşamaması neden aynı siyasi aciliyeti doğurmuyor?
Birinde devletin harekete geçmesi bekleniyor.
Diğerinde vatandaşın sabretmesi…
Birinde mağduriyetin giderilmesi konuşuluyor.
Diğerinde geçim sıkıntısının nasıl idare edileceği.
İşin ilginç tarafı, fonzedelerin mağduriyetini çözmesi beklenen iktidar ile milyonlarca insanın açlık sınırının altında bir gelirle yaşamaya çalıştığı ekonomi politikalarının siyasi sorumlusu aynı.
Üstelik birkaç yıllık bir iktidardan söz etmiyoruz.
Yirmi yılı aşkın süredir ülkeyi yöneten bir siyasi hareketten söz ediyoruz…
“Fonzedelerin parası ne olacak?” diye sormaya devam edelim.
Ama bir de “Asgari ücretlinin, emeklinin, işsizin hayatı ne olacak?” diye soralım.
Yanlış anlaşılmasın yüz binlerce yatırımcının birikimine yeniden ulaşması elbette önemli. Fakat milyonlarca insanın birikim yapabilecek gelire bile sahip olmaması da en az bunun kadar önemli değil mi?
Belki AK Parti'yi yüz binlerce fonzedenin peşine takmak kadar, asgari ücretle geçinmeye çalışan tek bir vatandaşın peşine takmak da işe yarar. O zaman mesele yalnızca kaybedilen parayı kurtarmak olmaktan çıkar. İnsanların neden sürekli paradan para kazanmanın yollarını aradığını da konuşmaya başlarız.
Çünkü çalışarak birikim yapmanın giderek zorlaştığı bir ülkede, paradan para kazanma vaadi daha cazip hale geliyor…
Fonzedeler birikimlerine ulaşamıyor.
Peki, AK Parti-zedeler ne kaybetti?
Birikim yapma imkanını…
İnsanca yaşama umudunu…
Çalışarak bir gün refaha kavuşabileceklerine dair inançlarını…
Fonzedelerin zararını karşılamak için bir çözüm bulunabilir.
Peki, yıllardır geçinemeyen milyonların kaybı hangi fondan karşılanacak?