YENİ Parti, “Siyaset tekelleri önlenecek” diyerek yeni bir örgütlenme modeli ortaya koydu ve tüm il ve ilçe başkanlarını hatta genel başkanı önseçim ile belirleyeceklerini duyurdu. Parti kaynaklarının aktardığına göre 160 ilçede önseçim tek adayla gerçekleşmiş. 145 ilçede ise en az iki aday ilçe başkanlığı için yarışmış ve YENİ Parti’nin ilçe başkanlıklarında değişim oranı yüzde 47’ye ulaşmış.
Buraya kadar her şey normal gibi ama peki aday çıkmayan ilçe ya da il başkanlığı önseçimleri? “Seçmek” kelimesinin en temel anlamı, en az iki şey arasından birini tercih etmektir. Önseçim uygulamasının da seçmek ve tercih etmek eylemlerinden, fiillerinden geldiğini düşünürsek, “tek adaylı” seçimlerde bir mantık hatası yok mu?
Örneğin YENİ Partililer, Tepebaşı İlçe Başkanlığı Önseçimi’nde seçti mi gerçekten? Tek adaylı bir seçimde kim, kimi seçmiş olabilir? Ya da 18 Ekim’de yapılacak il başkanlığı önseçiminde insanlar gerçekten il başkanı seçecek mi? Seçme hakkı ayrı seçilme hakkı ayrı yok sayılmış halde. Ama seçilme hakkını bir kenara koymadan da edemiyorum. Çünkü önseçim süreci öncesinde ve seçimin yapıldığı salonda yaşadıklarımız, gördüklerimiz seçme kadar seçilme hakkının da hala ne kadar zor olduğu…
Düşünün önseçim yapıyorsunuz, “il ve ilçe başkanlarını üyelerimiz seçecek” diyorsunuz ama önseçimleri tek adaylı yapıyorsunuz. Üyenin aklıyla dalga geçmek gibi bir şey bu. İnsanların önüne tek bir tercih koyarsanız, seçmiş mi olurlar yoksa seçmek zorunda mı bırakılırlar?
O zaman aday ya da adaylar çıksın, diyebilirsiniz haklı olarak ama böyle bir ortamda hele ki Odunpazarı önseçimlerinde yaşananlardan sonra kim aday olmak ister? Süreç öyle bir noktaya getirildi ki, mevcut il ya da ilçe başkanları (önseçim öncesi) dışında biri ya da birilerinin aday olması birileri tarafından kişiselleştirildiği için insanlar da bir nevi “aman hiç bulaşmayayım” demeye başladı. Çünkü bir yere aday olduğunuz taktirde, birilerinin desteğini aldığınız kadar, birilerinin de şahsi hırsları nedeniyle hedefe konuyorsunuz. Özetle işler bir anda önseçimden ziyade önseçim savaşlarına dönüşüyor. Öyle ki bir anda etiketler, parti içi fişlemeler başlıyor ve aklı başında kimse böyle bir ortamda kendisini yıpratmak istemiyor.
Peki bunlar önlenebilir mi? Elbette önlenebilir ama bazen mevcut kaostan beslenip, aradan sıyrılmak birilerinin işine yarayacağı için sulh yerine husumet ve çatışma tercih edilebiliyor.
Asıl anlatmak istediğim konuya gelirsek, YENİ Parti’ye üye yapılan değil de gerçek anlamda kendi özgür iradesiyle üye olan insanların aklıyla dalga geçmemek adına tek adaylı olan önseçimler bence iptal edilmeli ya da önseçimdeki pusulaya "Ret" seçeneği eklenmeli. “Ret” oyları belli bir oranda çıkarsa bu mekanizma üyeye tek adaya mahkûm olmadığını hissettirir. Ayrıca tek aday olarak seçime giren kişi de bir özeleştiri yapma şansı yakalar ve mevcut hatalarını düzeltme şansı bulur. Aksi durumda “tek aday” güç zehirlenmesinin hırsıyla en büyük zararı kendisine verir.
Bugüne kadar tek adaylı yapılan ilçe başkanlıkları önseçimleri için iptal kararı elbette mümkün değil ama tek adaylı gerçekleşecek olan il başkanlığı önseçimlerinde gerçek manada bir seçim söz konusu olmadığı için YENİ Parti direkt kongre yapsa yeridir. Çünkü tek adaylı önseçim, seçimden ziyade onay makamına dönüşmüş vaziyette. Eskişehir İl Başkanlığı Önseçimi de bunlardan biri. Tek adaylı olacaksa önseçimin ne gereği var. Üye birini tercih mi edecek yoksa Özgür Özel’in bahsettiği o siyaset tekellerinin önlerine koyduğu isim her kimse ona onay vermek zorunda mı kalacak?
YENİ Parti’de önseçim mekanizmasının demokratikleşme aracı mı yoksa meşruiyet devşirme yöntemi mi olduğu asıl bu zamanlarda belli olacak.
YENİ Parti, önseçim konusunda samimi olduğunu göstermek istiyorsa genel başkanlık önseçimi de dahil olmak üzere hiçbir seçimi tek adaylı yapmamalı. Çünkü önseçimlerde alternatif bir ya da birden fazla aday yoksa seçme ve seçilme hakkı maalesef kâğıt üzerinde kalır. O nedenle mevcut başkanların karşısına aday olmak isteyen kişi ya da kişiler korkutulmak yerine cesaretlendirilmeli diye düşünüyorum. O cesareti veren ilk kişi de Özgür Özel olmalı..