Son olarak, Karşıyaka – Eskişehirspor maçı sonrasında, sevgili kardeşim, Nefer Grubu tribün liderlerinden Alihan Başkan’ın da sosyal medya hesabında yazdığı gibi, “Eskişehir çocukları hep yalnız kaldı.”
Evet, geçtiğimiz pazar akşamı oynanan Karşıyaka – Eskişehirspor maçı öncesi ve esnasında yaşanan olaylar ile ilgili konuşacağım bugün.
Hafta sonu planlar değişmese ve işim çıkmasaydı ben de deplasmana giden ekip içerisinde olacaktım. Hatta yerim bile ayrılmıştı. Yaşanan olayları görünce, “Ben neden Eskişehirspor sevdalısı kardeşlerimin yanında olamadım?” diye bir iç geçirdim.
Çünkü İzmir’de yaşanan olaylar ne olursa olsun kabul edilemez.
Ne olursa olsun dediğime bakmayın. Lafın gelişi o. Elbette gidip görev başındaki polise durduk yere saldıranlar, ya da bir şeyler atanlar olursa burada polis haklı deriz. Ama Eskişehirspor’umuzun büyük taraftarının yaşadığı olaylar böyle değil.
Eskişehirspor tribünü kalabalık bir grup olarak İzmir’e gidiyor. Nedenini anlatmama gerek yok ama yine de bilmeyenlere kısaca hatırlatayım.
Eskişehirspor’umuz Türk futbolunun en köklü camialarından ve düştüğümüz noktadan başlattığımız geri dönüş hareketinde çok kritik bir maça çıkacaktı pazar günü.
Karşıyaka deplasmanı olması mesele değil, bizimkiler her yere, büyük bir kalabalık ile deplasman yapar. Ama tabi karşı tarafın tribün kültürünün de olması, stadyumun 3. Lig şartlarına göre çok iyi olması, maçın İzmir’de olması, şampiyonluk yolunda en kritik virajlardan biri olması bu deplasmana ilginin çok daha büyük olmasına neden oldu.
Eskişehirspor taraftarı maça girmek için kapılara gittiğinde zaten uzun bir süre bekletildi. Sonra bazı taraftarlar içeri alındı. Kontenjan doldu diye kalan taraftarları İzmir Emniyeti geri çevirdi.
Oysa daha tribünün yarısı boştu. Oraya gidip içeri girmek isteyen taraftara bir kolaylık sağlanabilirdi. Bunlar yapılıyor bazı yerlerde. Tribünlerin tozunu yutmayanlar dediklerimi anlamaz belki ama oradaki Eskişehirspor taraftarının tamamı içeri girebilirdi. Ya da büyük bölümü.
Uygulama çok hatalı, daha tribün tam dolmadan kapıları kapatmaya kalkıyor polis arkadaşlar. Bizimkiler de isyan edince tartışma çıkıyor. Tartışma çıkınca polis biber gazı sıkıyor. Biber gazı ortaya çıkınca taraflar arası daha da geriliyor. İş plastik mermi sıkmaya kadar gidiyor.
Memlekette suç işlemek neredeyse serbest gibi, maça girmeye çalışana ise plastik mermi!
Neyse, söylenecek daha çok şey var ama neyse…
Yaşananlar sonrası Eskişehirspor taraftarının geri kalan kısmı da ilk yarı bitmeden stadyumu terk etti ve stat dışında olaylar büyüyerek devam etti.
Emniyet sınıfta kaldı, İzmir’deki yetkililer sınıfta kaldı.
Peki, Eskişehirli yetkililer ne yaptı?
Yazımın girişinde dediğim gibi “Eskişehir çocukları hep yalnız kaldı.”
Eskişehir’in çocukları gurbette bu muamelelere maruz kaldı.
Taraftara destek mesajları, “Eskişehirspor taraftarı yalnız değildir. Bu işin peşini bırakmayacağız.” söylemleri, siyasilerden daha sonra geldi.
Aslında stada girme girememe meselesi ilk başladığı anda Eskişehir’in seçilmişleri, şehrin idarecileri duruma müdahale etmeli, İzmir tarafı ile görüşüp, bu haksız müdahaleye engel olmalıydı.
O taraftar da stadyumda maçını izlemeliydi.
Zaten taraftar temsilcilerinin “Eskişehir sahipsiz kaldı.”, “Eskişehir çocukları yalnız” demesinin sebebi bu.
Sonradan gelen desteğin de kıymeti var ama anlık lobimiz çalışıp, gurbette arkadaşlarımızın plastik mermi yemesine engel olmalıydı.
Arayan yok diye biliyorum ama var ve çözemediysek de durum vahim.
Bir kez daha sınıfta kaldık…
Bunlar terörist mi de mermi sıkıyorlar?
Eskişehirspor taraftarı polisine ateş mi etti de plastik mermi yiyor. Bizim taraftarımız, her taraftar gibi ufak taşkınlıklar yapabilir, hakkını arar ama bunun bedeli dizinden plastik mermi ile vurulmak, biber gazı yemek olmaz.
Hatırlayın geçen sene Manavgat lobisine yenilmiştik.
Demek ki Eskişehir bundan ders almamış. Şimdi de İzmir’de sahipsiz kaldık.
Eskişehir’ sahip çıkalım.
Bir kez daha hatırlatmış olalım.
Bu memleket hepimizin.
Herkese keyifli bir gün diliyorum. Sevgiyle kalın…
Ve var olsun Büyük Eskişehirspor!