“2026 Eskişehir Yılı” etkinlikleri kapsamında, Nasıl Bir Ekonomi (NBE) iş birliğiyle Ekonomi 26 Paneli, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde düzenlendi.

Panelde konuşmacı olarak şehrin iş dünyasına yön veren önemli isimler konuşmacı olarak yer aldı.

Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Başkanı Nadir Küpeli, Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Başkanı Celalettin Kesikbaş ve Eskişehir Ticaret Odası (ETO) Başkanı Metin Güler, şehrin sanayisi, ticareti ve ekonomisine yönelik önemli açıklamalara imza attı.

Açıklamaların tamamı ve açıklamalar sonrası ortaya koyulan tablonun tüm detayları elbette çok önemli. Ancak benim dikkatimi en çok EOSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli’nin sarf ettiği iki cümle çekti.

Küpeli;

“Şu anda sanayici çalışıyor ama parayı başkaları kazanıyor. Artık sanayiciden fedakarlık beklemek doğru değil.” dedi.

Bu söylemler sonrası aklımda bir soru işareti oluştu.

“Sanayicisi, tüccarı, iş insanı kim varsa şehirde para kazanamıyorsa, Eskişehir’de parayı kim kazanıyor?” diye bir soru sordum kendime. Soruyu sorar sormaz da yanıtları aramaya başladım.

Elbette iş insanlarının tepkilerini, neye tepki verdiklerini ve sıkıntılarını anlıyorum. İşin o boyutuna birazdan geleceğim ama…

Sanayici, tüccar para kazanmıyorsa kim para kazanabilir bu şehirde önce onu sorgulayalım…

Şehirdeki iş gücünün büyük kısmını hizmet sektörü çalışanları ve sanayi sektörü çalışanları oluşturuyor.

Hizmet sektörünü de ETO, Esnaf ve Sanatkarlar Odası ve diğer meslek odaları gibi yapılar temsil ediyor.

Bu temsilcilere sorunca da “Biz para kazanmıyoruz.” cevabı alıyoruz.

Uzun lafın kısası sanayici kazanmıyor, hizmet sektörü kazanmıyor, tüccar kazanmıyor ben mi kazanıyorum bu parayı?

Sanayide ücretli çalışan mı kazanıyor?

Asgari ücretle hayatta kalmaya çalışan mı kazanıyor?

Hizmet sektöründe üç kuruşa çalışan mı kazanıyor?

Memur mu kazanıyor?

Ortada olan parayı, zor şartlara rağmen yine de şehrin kaymak tabakası kazanıyor. Bunun başka bir açıklaması yok.

Fedakarlığı kim yapacak peki?

Bunun cevabını “Bizden beklemeyin.” diyen herkese sormak istiyorum.

Cevap gelene kadar da ben kendi cevabımı sizlerle paylaşayım…

Büyük patronlar fedakarlık yapamayacak seviyeye geldiyse ücretli çalışanın, dar gelirlinin yapacağı hiçbir şey yok demektir.

Buradan mesaj gitmesi gereken yerin hükümet olduğunu tahmin etmek zor değil. Herhalde tüm sitemler hükümete ve yaratılan sistemedir diye düşünüyorum.

Aksini düşünmek dahi istemiyorum zaten…

Gel gelelim bu sözler hükümetin yarattığı ekonomik darboğaza ise neden direkt tepki koyamıyorlar?

Çünkü işlerin tamamı 23-24 senedir iktidarda tek başına oturan AK Parti hükümetinin onayına bakıyor.

Bu ülkede AK Parti’den habersiz adım atmak imkansız hale gelmiş. Bir de sizi hem konuşturur hem de iş insanlığı yaptırırlar mı?

Yaptırmıyorlar demek ki bizim iş insanlarımız da açık konuşamıyor. Yoksa şu ekonomik şartlar altında, bir krizin patlak vermemesi mümkün değil.

Ama tekelci zihniyet ve yaratılan korku imparatorluğunun iş dünyasının da üzerinde ciddi bir baskı kuruyor. Bu da sıkıntıların gün yüzüne çıkmasına rağmen karşılık bulmamasına neden oluyor.

Sizce öyle değil mi?

Peki, tüm bunlara rağmen büyük sektör temsilcilerinin siyaseten önemli bir değişim yerine mevcut iktidarın politikalarını destekliyor olmasına şaşırmamak elde mi?

Hatta bazı isimlerin iktidar partisinden aday olma ihtimalleri zaman zaman gündeme gelmiyor mu?

Geliyor.

İnsan bu duruma şaşırıyor.

Sanayicinin sitemi kime?

Hükümet bu işin neresinde?

Emekçinin halini düşünen var mı?

Eskişehir’de parayı kim kazanıyor?

Alın, size bir sürü açmaz. Vaktiniz varsa bol bol düşünün.

Herkese keyifli bir gün diliyorum. Sevgiyle kalın…