Tüm Öğrenci Velileri Dayanışma Derneği (ÖVDER) Eskişehir Şube Başkanı Faik Alkan, İstikbal Gazetesi’nden Meltem Karakaş’ın sorularını yanıtladı. Eskişehir eğitim ortamının sorunlarından son günlerin en çok tartışılan konularından biri olan kayıt paralarına kadar birçok konuya değindi. Çocuk yoksulluğuna da değinen Alkan, okul kantinlerinin ticari işletme haline dönüştüğünü, birçok çocuğun okula aç geldiğini ifade etti.
2026-2027 eğitim öğretim dönemine Eskişehir nasıl giriyor?
Geçen eğitim ve öğretim yılı ülke için çok sıkıntılı ve bir o kadar üzüntülü geçti. Ülke tarihinde görülmeyen okul içinde saldırılar oldu ve ülke olarak okullarda güvenliği uzun süre konuştuk. Ayrıca derste öldürülen öğretmen arkadaşımız oldu. Şiddetin eğitimdeki yansımalarını, medyayı, alınmayan önlemleri, veli-okul, veli-öğrenci ve en önemlisi okul öğrenci ilişkisini çok uzunca etüt ettik. Bu gündem maddesini bu eğitim döneminde de nasıl bir okul modeli, nasıl bir eğitim istiyoruz üzerinden tartışmaya devam edeceğiz. Çünkü ülkemizdeki eğitim sistemi merkezinde öğrenciyi alan, öğrencinin kendini önemli hissettiği bir modelden uzak durumda. Daha yakın bir tarihte Resmi Gazete’de bir dizi karar açıklandı. Geçen eğitim döneminde okullarda yaşanan şiddet olaylarının ardından İçişleri Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın koordinasyonunda Türkiye genelindeki okullarda dedektörlü güvenlik sistemi kurulacağı, güvenlik görevlisi alınacağı, okul idarelerine arama yetkisi verileceği şeklinde kararlar duyuruldu. Bu kararlar kısmi bir süre bütün kesimleri rahatlatır gibi görülse de eğitimin kalıtsal sorunları çözmekten çok uzak kararlar.
“ÖĞRENCİLER DEVAMSILIK YAPMASAYDI OKUL SAĞLIĞI SORUNUYLA KARŞILAŞACAKTIK”
Eskişehir'de en temel sorun depreme dayanıklılık testleri sonucunda boşaltılan, yıkılan okulların durumu ve bu durumun öğrenci, veli ve eğitimciler üzerindeki etkisidir. Okul içinde okul uygulaması ile kısa vadede çözülen bu olgu yeni okulların eklenmesi ile kaotik bir durum alacak gibi. İkili eğitim kaçınılmaz olarak çözüm üretse de uzun vadede okul inşaatlarının bitiminin uzaması sebebiyle kalıcı hale gelecektir. Geçen eğitim döneminin sonunda okulların yardımcı hizmetli sorununu ÖVDER olarak ilk kez Eskişehir kamuoyuna sizin vasıtanızla duyurmuştuk. Öğrenci devamsızlığı devreye girmeseydi bir okul sağlığı sorunu ile karşılaşacaktık. Bütçe ve kadro yetersizliği bahane edilerek okullara kadrolu temizlik personeli atanmaması anlaşılır bir durum değildir.
“OKUL KANTİNLERİ TİCARİ İŞLETMEYE DÖNDÜ”
Asıl büyük sorun uzun yıllardır büyüyerek adeta ülkenin geleceğini tehdit etmektedir. Çocuk yoksulluğu ve öğrencilerin beslenme meselesi. Türkiye çocuk yoksulluğunda maalesef alarm vermektedir. OECD verilerine göre ülkemizde her 4-5 çocuktan biri ailesinin yoksulluğu nedeniyle temel ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. TÜİK verilerinde ise ciddi maddi yoksunluk çeken çocukların oranı yüzde 30’un üzerindedir. Okul kantinleri birer ticari işletmeye dönüştüğü için parası olmayan evlatlarımız kantin kapısından içeri girememektedir. Açlık çeken bir zihnin derse odaklanması fiziksel olarak imkansızdır! Sermayeye teşvik aktaran devlet, her öğrenciye ayrım gözetmeksizin “Okulda Bir Öğün Ücretsiz Sağlıklı Yemek ve Temiz Su” hakkını derhal sağlamakla yükümlüdür.
“KAMUSAL EĞİTİMİN KÖKÜNE KİBRİT SUYU”
Eskişehir’de son günlerde yüksek miktarda kayıt paraları istendiğine dair iddialar söz konusu. Size gelen şikayetler var mı bu konuyla ilgili?
Artık kentin kanayan yarasına dönen bu olguyu açmak gerekli. Yıllar önce bir tebeşir parası ile başlayan bu durum artık kamusal eğitimin köküne kibrit suyu dönmektedir. Özellikle merkez okullarda iddia edilen meblağlar bizleri eğitim bir hak olmaktan çıktı mı sorusuna yöneltmektedir. Her eğitim dönemi başında yaşadığımız kayıt parası tartışması kamusal eğitimden hızla uzaklaşıp, eğitim hakkı tartışmasına evrildiğini görmekteyiz. Okul idareleri ile veliler sürekli bir pazarlık halindeler. Diğer yandan İl Milli Eğitim’in bu duruma kayıtsız kaldığı, artık normal bir şeymiş gibi olaya baktığını görmekteyiz. Okulların ihtiyaçlarının önemli bir bölümü velilerden karşılanmaktadır. Ne yazık ki, geçmiş eğitim dönemlerinde karşımıza çıkan okullarda toplanan para meselesinin gelecek eğitim döneminde de gündemde kalacağını göstermektedir.
“HER KAYIT DÖNEMİ AYNI KÖR DÖVÜŞ DEVAM EDİYOR”
Kayıt parası olayı herkesin bildiği ama kimsenin kabul etmediği bir şeye dönüştü. Veliler arayarak okullarda istenen paraları aktarmaktadırlar. Bizler de ilgili ilçe milli eğitim müdürlüklerini arayarak konuyu aktarmaktayız. Sonuç ortada. Her kayıt dönemi aynı kör dövüş devam ediyor. Okul idareler ile konuştuğumuzda net cevaplar alıyoruz. “Okula gelen ödenek yetersiz okul aile birliği üzerinden temizlik ve güvenlik görevlisi çalıştırma, sınıfların onarımı gibi kamusal eğitimin temel göstergesi olan kalemler devlet tarafından karşılanmamaktadır. Bize de başka çare kalmamaktadır” şeklinde aktarım yapmaktadırlar. En son bir okul idarecisi “sistemin dilencisi olduk” sitemiyle “ne yapabilirim” dedi. Diğer yanda ise 10 bin liradan başlayıp yukarıya doğru çıkan bağış adı altında toplanan bu paraları ödemekte zorlanan velilerin dramı. Velilere çağrımız çok net. Hiçbir idareci kayıt bölgesinde bulunan veliden para talep edemez. Bu durumda yasal hakkınızı kullanın. Çocuğunuzun eğitimi anayasal bir haktır ve devletin sorumluluğundadır.
“OKUL SİSTEMİNE GİREN ÖĞRENCİ SAYISI HER YIL AZALIYOR”
Eskişehir’de son dönemde çok fazla okul açılışı yapıldı. Açılışı yapılan okul sayısının yeterli olduğunu düşünüyor musunuz?
Bir düzeltme yapayım bu konuda. Bu okulların büyük bir oranı zaten eğitim öğretimin içindeydi. Örneğin 24 Kasım İlkokulu, Dr. Mustafa Çamkoru Ortaokulu gibi. Yine bir ekleme yapayım; bu okullar okul öncesi okullar hariç deprem sebebiyle yıkılan okullardı. En önemlisi bizim açımızdan Emek Mahallesine bir anadolu lisesinin yapılmasıdır. Uzun yıllardır bu okulu veliler beklemekteydi. Diğer yandan okul öncesi eğitim okullarının açılması geleceğimiz açısından atılan en önemli adımlar oldu. İl Milli Eğitim bu konularda bilgilendirme yapmaktadır ki bu ÖV-Der açısından değerlidir. Eskişehir de ülkemiz gibi doğum oranlarından kaynaklı, nüfus konusunda durağan bir haldedir. Okul sistemine giren öğrenci sayısı önceki yıllara göre düşüş yaşadığından okullaşma oranı merkez hariç yeterli durumda. Merkezi okullarda kalabalık sınıflar çevre mahallelerde yerini ortalama 25 kişiye hatta daha aza düşen okullara bırakmaktadır.
Devlet okulu kadar özel okul sayısı da fazla şehrimizde. Eskişehir’de veliler çocuklarını özel okula göndermeyi tercih ediyor mu? Geçen yıllarla kıyasladığınızda şu an durum nasıl? Eskişehir’de devlet okulları mı yoksa özel okullar mı daha çok tercih ediliyor?
Ülkemiz için bir istatistik verecek olursak, ülke genelindeki toplam 74 bin 40 okulun 14 bin 700’ü, yani neredeyse her 4 okuldan biri özel okul statüsündedir.2002 yılında özel öğretimin payı sadece yüzde 1,9 iken bugün bu oran yüzde 8’e ulaşarak 4 katından fazla artmıştır. Devletin eğitim yatırımlarından kademeli olarak çekilmesi velileri özel okullara adeta mecbur bırakmaktadır. Fakat son yıllarda yaşanan ekonomik gelişmeler özel okullardan kamu okullarına kısmen de olsa bir yönelim doğmasına neden olmuştur. Eskişehir'de de ortalama 300 ile 450 bin hatta biraz seçkinci olan okullarda bu rakamların üstünde fiyatlar seyretmektedir. İlkokul ve ortaokul kademesinde özel okulları tercih eden veliler lise öğreniminde devlet okullarını tercih etmektedirler. Bunun temel nedeni ekonomi yanında devlet okullarının YKS’deki başarısıdır.
“OKULLARDA ÜCRETSİZ VE SAĞLIKLI YEMEK İLE TEMİZ İÇME SUYU VERİLMELİ”
Merkezi idarenin yetki alanlarının dışında velilerin öğrenciler ve eğitim alanı için Eskişehir’de yerel yönetimlerden beklentileri neler?
Bu soru bağlamında belediyeler gibi halka doğrudan dokunabilen birimlerin eğitimle ilgili neler yapabileceğini uzun uzun tartışabiliriz. Özellikle Eskişehir gibi eğitimde eşik atlamış kentte yerel yönetimlerden beklenti yüksek olmaktadır. Yerel yönetimler, halkın eğitim ihtiyaçlarını yerel halkın destek ve katkılarını da sağlayarak daha nitelikli bir hale getirebilir. Ayrıca hizmetlerin halka en yakın birimlerce görülmesi halkın demokrasi bilincini de artıran etmenlerden biridir. Eskişehir'de alt belediyeler açtığı belde evleri, halk merkezleri ile başta kadınlar olmak üzere birçok kişiye kurslar vasıtasıyla eğitim sağlamaktadır. Yine yazın açılan çocukların gitti yaz okulları önemli. Eksik kalan çocuk yoksulluğunun bu kadar belirgin olduğu bir dönemde ücretsiz bir öğün yemek ve sağlıklı bir şişe sudur. Bizler olaylara yaklaşırken sosyal fayda ilkesini merkezimize koyarız. Ne yazık ki kentimizde alt belediyelerimizin birinin girişimi dışında somut bir adım görmemekteyiz. Bu nedenle yerel yönetimler devreye girmelidir. Beklentilerimiz ütopik değil günümüzün Eskişehir’de gerçekliğidir. Okullarda ücretsiz ve sağlıklı yemek ile temiz içme suyu sunulmalıdır. İhtiyaç sahibi çocuklara kırtasiye, giysi, ayakkabı ve ücretsiz ulaşım desteği verilmelidir ki bu kısmen kentimizde yapılmaktadır. Çocuklara ve ailelere ücretsiz psikolojik destek ve koruyucu sağlık hizmetleri sunulmalıdır.
Son dönemde okullarda “akran zorbalığı” arttı. Veliler de çocukları için tedirgin. Bu konuda Eskişehir’i nasıl değerlendiriyorsunuz? Eskişehir’de akran zorbalığına ilişkin şikayet alıyor musunuz?
Son yıllarda toplumun bütün kesimlerinin eğitime dair en çok tartıştığı konuların başında şiddet ve akran zorbalığı gelmektedir. Eskişehir'de lokalde olsa bizlere ulaşan şikayetler gelmektedir. Eğitimde arkan zorbalığı günümüz çok yaygın olan bir olgudur. Bu sorunla yüzleşmek ve mücadele etmek için aile, okul ve internetin rolünün büyük olduğunu düşünüyorum. Bu konuda ilimizde birçok okullarda birçok eğitim yapıldı. Fakat eksik kalan kısmı aile yani velilerdir. Ailelere başkalarını aşağılama, alay etme, başkasının eşyasını izinsiz alma ya da başkaları üzerinde güç kurma eğilimi gibi davranışların erken uyarı işareti olabileceği yönünde eğitimler mutlaka verilmelidir.
Eskişehir LGS ve üniversiteye giriş sınavlarında başarılı olan iller arasında yer alırdı hep. Eskişehir’in bu yıl ki performansını nasıl değerlendiriyorsunuz? Eskişehir hala bir eğitim şehri mi?
Bu tür sınavlar öğrencinin zekasını ölçen sınavlar değildir. Müfredat, sınav teknikleri, sınava hazırlık süreçleri ölçen sınavlardır. Adil değildir. LGS’de aynı sorularla baş başa bırakılan çocuklar eşit koşullara sahipmiş gibi bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Bu doğru değildir. Yine unutmamak gerekiyor ki, çocuklar yaşamlarının en güzel yıllarını elemeye, rekabete dayalı sınav merkezli bir eğitim sistemi ile yaşamak zorunda bırakılıyor. Yoksulluğun ve eğitimde eşitsizliğin her geçen yıl daha da derinleştiği günlerde veliler temel gereksinimlerinden dahi vazgeçerek bütçesinin önemli bir kısmını eğitim için harcıyor. En son bir hatırlatma yapmakta yarar gördüğüm bir konuyu belirtmek isterim. Sınavdan sonra başta proje okulları olmak üzere mahalli yerleştirmeye tabii Anadolu liselerinin kontenjanları düşürüldü. Bu dönemde bizi arayan velilere sık sık bunu hatırlattık. İstatistikler açıklanmadığı için net bilgi sahibi değiliz. Sınavla alan okulların tamamının dolduğunu, mahalli yerleştirme ile öğrenci alan Anadolu liselerinin de bir iki lise hariç kontenjanlarının dolduğunu biliyoruz.
“ESKİŞEHİR'DE BİR VELİNİN EĞİTİME HARCADIĞI ORAN BİRÇOK İLİN ÜSTÜNDE”
TÜİK tarafından hazırlanan İç Göç İstatistikleri’ne göre eğitim, şehirler arasında en büyük göç etkenlerinden biri olmaya devam ediyor. Evet Eskişehir bir eğitim şehri olma özelliğini korumaktadır. Bu durumu yapılan araştırmalarda da görmekteyiz. Fakat her geçen gün eğitimin düşen niteliği ve ekonomik zorluklar bir aşınma getirmektedir. Eskişehir'de bir velinin eğitime harcadığı oran birçok ilin çok ilerisindedir. Fakat kapanan okul yurtlarının da varlığı ortada somut bir gerçeklik olarak durmaktadır.




