Bu hafta istikbalgazetesi.com Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Cansu Tunç, Eskişehir’in gündemini belirleyen kritik başlıkları mercek altına alıyor: Yıllardır tartışılan eski devlet hastanesi alanının geleceği, ekonomik dalgalanmaların vatandaşa yansıması ve şehirde yeni açılan hayvan bakımevi...
ESKİ DEVLET HASTANESİ TARTIŞMALARDAN ÖTEYE GİDEBİLECEK Mİ?
2018’de depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılan eski Devlet Hastanesi’nin yerine yıllardır yeni modern bir hastane yapılacağı söyleniyor. 600 yatak, 750 yatak derken farklı rakamlar telaffuz edildi, ihaleden bahsedildi, yatırım programı işaret edildi.Ancak gelinen noktada Resmî Gazete kararıyla alanın özelleştirme kapsamına alınması, tüm bu vaatlerin havada kaldığı yönünde ciddi bir algı yarattı.
Peki Eskişehirliler hastane arazisinin özelleştirme kapsamına alınmasını nasıl öğrendi? Bizler CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan’dan konuyu öğrenirken, AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak da kararı Resmi Gazete’de görünce öğrendiklerini söyledi. Hem hastanenin özelleştirilmesi hem iktidar partisinin kurmaylarının bunu Resmi Gazete’den öğrenmesi haklı olarak başta CHP’liler olmak üzere herkesin tepkisini çekti.
Gürhan Albayrak'tan Sağlık Bakanı'na ziyaret
AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak ve AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nu ziyaret etti ve eski devlet hastanesinin durumunun Eskişehirliler için hassas bir konu olduğunu anlattı. Albayrak, “Daha önceki yıllarda kamuoyuna hastane arazisinin sağlık tesisi olarak kullanılacağına dair açıklamalar yaptığımızı Bakan Bey’e anlattık. Bu arazi özelleştirildi, hemen satıldı diye bir şey yok. Eski devlet hastanesinin bulunduğu alana mutlaka bir sağlık tesisi yapılacak. Şu an bütçe oluşturulmaya çalışılıyor” dedi.
Eskişehirliler hayal kırıklığına uğradı
Bu açıklama, projeye dair belirsizliklerin tamamen havada olmadığını gösterse de asıl önemli olan vatandaş acil bir durumda ulaşabileceği bir hastane bulabilecek mi? Yıllardır yapılacak denilen bir hastanenin bugün özelleştirme tartışmasıyla anılması, kamuoyunda doğal olarak “yine mi vazgeçildi?” sorusunu doğurdu. Bu mesele artık sadece bir “arsa” tartışması değil, doğrudan şehrin sağlık altyapısı ve yönetim anlayışıyla ilgili…
ESKİŞEHİRLİ VATANDAŞLAR KUYUMCULARA AKIN ETTİ
Orta Doğu’daki gelişmelerin etkisiyle dalgalı bir seyir izleyen altın fiyatlarında son haftalarda dikkat çeken bir düşüş yaşandı. Mart ayı başında yaklaşık 7 bin 600 TL seviyelerine kadar yükselerek rekor kıran gram altın, gerileyerek 6 bin 238 TL seviyelerine kadar düşüş yaşadı. Fiyatların kısa sürede gerilemesini fırsat bilen vatandaşlar kuyumculara akın etti. Pek çok vatandaş, euro ve dolar bozdurup altın almaya başladı. Vatandaşların ilgisi düşüşün yaşandığı gün boyu sürdü ve çoğu kuyumcuda stoklar tükendi. Hatta kuyumcular altın kalmadığına dair vatandaşlara yeminler etti. Bir gün sonra ise gram altın tekrar yükselişe geçti.
Eskişehirlilerin altınları yastık altında
BDDK’ya göre yastık altında en çok altını olan iller arasında Eskişehir 16,37 milyar TL ile 10’uncu sırada. Bugün Eskişehir’in Türkiye genelinde yastık altı altın sıralamasında üst sıralarda yer alması tesadüf değil. Çünkü mesele faiz değil, kur değil; mesele güven. İnsan, yarın ne olacağını öngöremediğinde parasını en ilkel ama en “garanti” gördüğü yere götürür. Ama işin ilginç tarafı şu; altın fiyatı düştüğünde normalde piyasada temkinli bir bekleyiş olur. Burada ise tam tersi yaşanıyor. Fiyat düşünce insanlar kuyumculara akın ediyor. Çünkü kimse “ucuzladı alayım” demiyor.
Herkesin kafasında aynı cümle var: “Yarın daha pahalı olacak.”Bu davranış yatırım refleksi değil, fırsatı kaçırma korkusu. Akaryakıt zammından bir gün önce benzin istasyonlarında uzun kuyruklar oluşmasıyla aynı mantıkta ilerliyor bu durum. Günü kurtarma, üç beş kuruş kara geçme… Bir başkasının kazandığını görüp geride kalmama telaşı…
BÜYÜKŞEHİR HERKESİN BEKLEDİĞİ HAYVAN BAKIMEVİ’Nİ AÇTI
Eskişehir’de uzun süredir konuşulan konulardan biri olan sokak hayvanları meselesinde, Büyükşehir Belediyesi somut bir adım attı ve Sarısungur Mahallesi’nde kurulan yeni Hayvan Bakımevi kapılarını açtı.
Toplam 12 ayrı yapıdan oluşan tesis, adeta küçük bir yaşam kampüsü gibi planlanmış. İçinde idari birimlerden ameliyat alanlarına, karantinadan mama üretim merkezine kadar her detay düşünülmüş. Seyitgazi Yolu üzerinde 10 bin metrekarelik geniş bir alan üzerine kurulan tesisin 3 bin metrekarelik kısmı kapalı alan olarak hizmet verecek. Aynı anda 300 köpek ve 100 kediye ev sahipliği yapabilecek şekilde planlanan merkez, modern bakım ve rehabilitasyon hizmetleri sunacak.
Başkan Ünlüce'den kırsaldaki hayvan sorununa vurgu
Açılış töreninde konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, “Sorunun kaynağının büyük ölçüde kırsalda olduğunu hepimiz biliyoruz; bu nedenle kırsalda çözüm üretilmeden merkezde kalıcı başarı sağlamak zor. Bu konuda devletimizin desteğine ihtiyaç duyuyoruz. Kırsalda barınakların kurulmasını kolaylaştıracak destekler sağlanırsa biz de Büyükşehir olarak her türlü katkıyı sunmaya hazırız” dedi.
Neden sorun sadece barınak açmakla çözülmez
Bugün şehir merkezinde gördüğümüz başıboş hayvan yoğunluğu, aslında kırsalda başlayan bir zincirin sonucu. Kontrolsüz üreme, sahipsiz bırakılan hayvanlar, yeterli denetimin olmaması… Kırsalda büyüyen sorun, zamanla şehir merkezine doğru akıyor. Merkezde ne kadar modern tesis yapılırsa yapılsın, eğer kırsalda bu döngü devam ediyorsa sorun sadece yer değiştirecek. Başkan Ünlücede “Kırsala çözüm üretmeden merkezde başarı zor” diyerek devlet desteği istedi.
Eğer kırsalda denetim olmazsa, eğer kısırlaştırma yaygınlaşmazsa… En modern barınaklar bile kısa sürede dolacak. Yani mesele barınak açmak değil, barınağa neden ihtiyaç duyulduğunu ortadan kaldırmak…
“BELEDİYE MECLİSLERİNDE MİMAR, MÜHENDİS SAYISI ARTSIN”
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Salih Eğerci gazetemiz Genel Koordinatörü Meltem Karakaş ile yaptığı röportajda şehrin sadece vitrinden ibaret olmadığının bir kez daha altını çizdi.
Eğerci, şunları söyledi:
“Mühendislerin, mimarların, şehir plancıların mecliste söz sahibi olabileceği bir ortamın yaratılması gerekiyor. Siyasi partilerin bununla ilgili çalışma yapması gerekiyor. Eğer mühendislik hizmeti almıyorsa bir şehir, geleceğe doğru bakamaz.” Karar mekanizmalarında mühendislik bakış açısının zayıf olduğu eleştirisi, “Şehir demek mühendislik demek” anlayışını ortaya çıkıyor. Eğerci’nin söyledikleri şuna işaret ediyor: Şehircilik sadece siyaset değil, aynı zamanda teknik bir mesele. Eğer bu teknik akıl masada yoksa, alınan kararların uzun vadede sağlıklı olması da zor.
“ESKİŞEHİR ŞU AN NÜFUSU KALDIRAMAYACAK DURUMDA”
Bir yandan da “Eskişehir göç almıyor” tartışmaları yapılırken, Eğerci daha kritik bir noktaya işaret ederek, “Eskişehir şu an itibariyle nüfusu kaldıramayacak durumda. TOKİ’ler yüksek katlarda ve dar alanda çok fazla konut yapılan yapılar. Yapılan alanla ilgili alt yapıyla ilgili bir çalışma yapılmış mı? Hayır. Oraya elektrik nasıl gelecek? Planlama yapılmadan TOKİ temelini atıyor. Kanalizasyonu, elektriği, suyu yok, telekomünikasyon alt yapısı yok. Plansız bir şekilde yürüdüğü zaman şehri sağlıklı büyütemezsiniz” dedi.
Yani şehir büyüsün mü büyümesin mi tartışmasından önce, mevcut büyümenin ne kadar sağlıklı olduğu sorgulanmalı. Eğerci’nin eleştirisinin özü şu: Önce plan, sonra inşaat. Eğerci, önemli bir soru soruyor ve “Bizim doğal kaynaklarımız ne kadarlık bir nüfus artışını kaldırır?” diyor. Ama mevcut durumda bunun tersinin yapıldığını, yani bina yapıldıktan sonra altyapının düşünülmeye çalışıldığı görülüyor. Bu da kısa vadede sorunları öteler gibi görünse de uzun vadede şehir yaşamını zorlaştıran bir tablo yaratıyor. Mesele sadece konut üretmek değil, yaşanabilir bir şehir kurmak. Eğer altyapı, ulaşım ve kaynak planlaması eş zamanlı yapılmazsa, büyüme dediğimiz şey aslında kontrolsüz bir yük haline geliyor.


