Eskişehir Genç Rençberler Sözcüsü Burak Kuşan, İstikbal Gazetesi’nden Meltem Karakaş’ın sorularını yanıtladı. Genç çiftçiye destek verilmesi gerektiğini söyleyen Kuşan, açıklanan hububat, pancar ve mısır fiyatlarının çiftçiyi iflasa sürüklediğini ifade etti. Bir senelik emeğin bir dakikada açıklanan fiyatlarla heba edildiğine dikkat çeken Kuşan, insanların çiftçiliği bırakmaya başladığını, bunu da her gün satışa çıkardıkları aletlerinden, takımlarından, tarlasından ya da traktöründen anladıklarını belirtti.
Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) önüne siyah çelenk bıraktınız. Eyleminizden sonra dönüşler nasıl oldu size? Çiftçi nasıl bu noktaya geldi?
TMO önüne siyah çelenk bıraktık, bunun da sebebi açıklanan hububat fiyatlarının yetersiz olmasıydı. Girdi maliyetlerimizi düşündüğümüzde açıklanan hububat fiyatları bizi hayal kırıklığına uğrattı ve bu konu hakkında da çiftçilerimizden gelen bir talep vardı. Kamuoyunda oluşan da bir talep vardı ve bu fiyatı açıklayan kurum Toprak Mahsulleri Ofisi olduğu için eylem yapacağımız, şikayetimizi dile getireceğimiz kurum da Toprak Mahsulleri Ofisi’dir. Ve bunun önünde bir siyah çelenk bırakma eylemi gerçekleştirdik. Basın açıklamamızı yaptık. Çiftçilerimiz tarafından ve kamuoyu tarafından tepkiler güzeldi. Fakat TMO Müdürümüz bu konuda biraz sitem ediyor. Bizim onunla hiçbir derdimiz yok, hiçbir sıkıntımız yok. Kesinlikle şikâyetimiz ona ve personeline değil.
“YÜZDE 16’LIK ZAM BİZİ İFLASA SÜRÜKLÜYOR”
2023 yılından itibaren her sene hububat fiyatlarımızda, mısır fiyatlarımızda, pancar fiyatlarımızda artışlar sürekli enflasyonun altında kalıyor. Hatırlarsınız, Tarım Fuarı’nda bir eylemimiz olmuştu. Mısır fiyatları o zaman yüzde 5,6 açıklanmıştı. Geçen senelerde yine aynı şekilde yüzde 20’lerde, yüzde 30’larda enflasyon oranının altında açıklanan fiyatlar. Bu sene enflasyon oranının yarısında açıklanan fiyatlar. Arpaya yüzde 16’lık bir artış geldi. Geçen sene Eskişehir Genç Rençberler olarak Tarım Bakanlığı’na gittik. Girdi fiyatlarımızı gösterdik. Bakanımıza çektiğimiz sıkıntıları aktardık. Bu konu hakkında çiftçilerimize olumlu dönüşlerin yapılacağı belirtildi. Bu sene içinde girdi maliyetleri savaştan dolayı bayağı arttı. Mazot yüzde 100 arttı, gübreler Hürmüz Boğazı kapalı olduğu için yüzde 100 arttı. Tarım Bakanımız dedi ki, biz bu artışların farkındayız, girdi maliyetlerinin farkındayız. Fiyatlarımızı da ona göre açıklayacağız. Biz de buna istianen fiyatın iyi olmasını bekliyorduk. Buğdayda en az 20 TL üzerinde bir rakam bekliyorduk. Açıklanan fiyat 16,5 TL idi. Arpada açıklana fiyat 12 bin 750 TL idi. Bu fiyatlar çiftçilerimizi kurtarmıyor. Girdi maliyetlerimizin yüzde 50’nin üzerinde artmışken bize yapılan yüzde 16, yüzde 22’lik zam bizi maalesef iflasa sürüklüyor. Susmak hiçbir şeyi değiştirmiyor. Bir ses çıkarmak istedik. Tepkimizi dile getirmek istedik. TMO önünde böyle bir eylem yapmaya karar verdik. Atık çiftçimizi üzmeyen bir fiyat istiyoruz. Fiyatlar güncellenebiliyor, pirim desteği olarak ödenebiliyor. Biz pirim desteği olarak tarafımıza yansıtılmasını istiyoruz.
“ÇİFTÇİYİ ÖRGÜTLEMEKTE GÜÇLÜK ÇEKİYORUZ”
Toplumun farklı kesimleri sokağa çıkıp derdini dile getiriyor. Ama çiftçiyi sokakta çok görmüyoruz Eskişehir’de. Çiftçiler neden sorunlarını dile getirmekte çekinceli davranıyor? Bu anlamda Eskişehir’de çiftçiyi örgütlemek zor mu sizce?
Çiftçiyi örgütlemek gerçekten çok zor. Çiftçi çıkmak istemiyor, eylem yapmak istemiyor, çiftçi sesini çıkarmak istemiyor. Biz sesimizi sadece nerede çıkarıyoruz? Kahvehane köşelerinde birbirimizle konuşurken çıkarıyoruz. Kimse şu an gidişattan memnun değil. Biz çiftçilerimizle bunu konuşuyoruz. Yaklaşık 3 bin kişilik bir grubumuz var. 3 bin kişilik grup içinde böyle bir eylem yapılacağını söyledik. Katılım azdı. Bize göre azdı. Çünkü herkes şikayet ediyor ama şikayetler maalesef sözde kalıyor. İnsanlar kamera karşısına çıkmaya, sokağa çıkmaya korkuyorlar. Fişlenmekten korkuyorlar. Acaba ben görünürsem Ziraat Bankası’ndan süspansiyonlu kredi alabilir miyim? Devlet benim desteğimi keser mi? Veya benim gözükmem torunumun işini acaba bozar mı? İnsanlara korku işlemiş. Maalesef bu yüzden çiftçiyi örgütlemekte güçlük çekiyoruz. Bizim bir senelik emeğimiz, bir dakikada açıklanan fiyatla heba oluyor.
Eskişehir Genç Rençberler grubunun kaç üyesi var?
Eskişehir Genç Rençberler Üretim Pazarlama Kooperatifi olarak 3 bin kişiye yakın WhatsApp gruplarımız var, ulaşabildiğimiz çiftçilerimiz var. Kooperatifi şu an derneğe çevirmeye çalışıyoruz. Dernek olursak, STK olursak daha çok çiftçiye ulaşırız. En ufak ses sessizlikten iyidir.
Türkiye’de tarımın yaşlandığı, çiftçilerin yaş ortalamasının 58’lere, 61’lere ulaştığı söyleniyor. Eskişehir’de de benzer bir durum söz konusu mu? Eskişehir’de de tarım yaşlanıyor mu?
2022’den itibaren çiftçi para kazanamıyor. 2023 mısır fiyatları, 2024, 2025, 2026 hububat fiyatlarında sürekli girdi maliyetlerine oranla açıklanan fiyatlar az seviyede kalıyor. Çiftçilerimin şu anda aşırı derecede bankalara borcu var. Borçsuz çiftçimiz yok. Ve bu işin bu fiyatlarla sürdürülebilirliği yok. Sürdürülebilirliği olmayan bir mesleği ne kadar süreyle yapabiliriz? Dedelerimiz, babalarımız yapıyorlar yapmışlar ama şu anda gençler para kazanmadıkları bir işi yapmak istemiyorlar. Bütün çitçilerimizin SGK borcu var. Genç çiftçilerimizin SGK borcu var. Kooperatiflere borçları var. Tarım bayilerine borçları var.
“DESTEK VERMEZSEK GENÇ ÇİFTÇİYİ BİTİRİRİZ”
Şöyle de bir şey var: Genç çiftçilere devlet destek veriyoruz diyor ama SGK borcu olan çiftçiye şu anda devlet hiçbir şekilde destek vermiyor. Ne hibe programında ne de süspansiyonlu kredilerde. Eğer ki biz genç çiftçilerimize bu destekleri vermezsek, zaten çiftçi ayakta duramıyor. Desteği de vermezsek genç çiftçiyi bitiririz. İlerde genç çiftçi de bitince tarımın ortalama yaşı 58-61 seviyelerinden daha da yukarı çıkar.
“HİBE DESTEĞİNDE ZENGİN DAHA ZENGİN YAPILMAMALI”
Gençler tarımdan uzaklaşıyor. Örneğin kırsal hibe programı açıklandı. Yüzde 50-yüzde 70 arasında hibe vereceğiz, deniliyor. Fakat hibe şartlarını size söyleyeyim, traktörünüz olmalı, 150 dekardan az tarlanız olmamalı. Traktörü olan, 150 dekar tarlası olan hiçbir çiftçi yok. Biz bunun tam tersini savunuyoruz. Bizim zengini daha zengin yapmamamız lazım. Şu an bütün genç çiftler baba-dede mesleğini yapıyorlar. Babasının, dedesinin traktörünü kullanıyorlar. Bu insanlar son 3-4 senedir para kazanamadılar ki kendilerine tarla, traktör alsınlar. Bizim bunlara tarla aldırmamız lazım, traktör aldırmamız lazım. Ve bu desteklerin zengine değil gerçekten ihtiyaç sahibi genç çiftçilere verilmesi gerekiyor. Ancak bu şekilde ortalama yaşı düşürebiliriz, ancak bu şekilde toprağa küsen gençlerimizi geri döndürebiliriz.
“ESKİŞEHİR’DE BÜYÜK ORANDA TARLA, TRAKTÖR SATIŞI VAR”
Eskişehir’de çiftçiliği bırakan, üretimi bırakan çiftçiler var mı? Ya da buna ilişkin elinizde bir rakam ya da tahmin var mı?
Bizim WhatsApp grubumuz var. İkinci el tarım aletleri alım satım ilan grubunuz var. Yaklaşık bin kişi var orada. Her gün bir traktör ilanı geliyor, her gün bir tarla ilanı geliyor. Her gün bir malzeme ilanı geliyor. Biz bundan anlıyoruz ki, insanlar tarlasını, traktörünü satıyorsa, aletlerini satıyorsa bu insanlar çiftçilikten uzaklaşmaya başlıyor. Ve internet sitelerindeki ilanlara baktığımızda geçen yıla oranla büyük oranda tarla satışı var, traktör satışı var. Eskişehir için söylüyorum. Tarlasını bankaya veren, tarlasına haciz gelmiş çiftçilerimiz var. Tarlası, traktörü bankada satışa sunulan çiftçilerimiz var. Bu durum maalesef ki çiftçiliği bitirecek. Oran çok yüksek.
“GENÇ ÇİFTÇİ BORÇ ÖDEMEK İÇİN ALET TAKIMLARINI SATIYOR”
Benim köyümde iki tane genç çiftçi var. Diğer hepsi 55-60 yaşlarında. Ve bunlar da bitikten sonra bizler de eğer ki toprağa küsersek çiftçilik bitecek. Şu anda biliyoruz ki genç çiftçilerimiz takımlarını, aletlerini satıyorlar borçlarını ödeyebilmek için. Şu anda traktör satışları son 6 ayda yüzde 85 oranında azalmış. Çiftçilik aslında bir zincirdir. Çiftçide varsa traktör bayisinde vardır, traktör bayisi traktörünü satarsa sanayici kazanır, yağını, suyunu, filtresini değiştirir. Sanayiciden alınan bu parçalar fabrikada üretiliyor. Ben üretmediğim sürçe traktör alamam. Traktör satmayan firma yağını, suyunu değiştiremeyen sanayici. Hepsi birbirine bağlı. Çiftçi ölürse bütün meslekler ölür.
Belediyeler kırsalda üretimi desteklemek için çiftçiye tohum ya da küçükbaş hayvan desteği veriyor. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz? Yeterli buluyor musunuz?
Karınca kararınca bir destekleri oluyor ama bu desteklerden bütün çiftçilerimiz yararlanabiliyor mu dersek, orada bir soru işareti olabiliyor. 500 dönümlük arazisi olan bir çiftçiye bir bidon sıvı gübre veriliyor. Hiç yoktan iyidir ama bunların da geliştirilmesi lazım. Büyükşehir Belediyemizin veya ilçe belediyelerimizin de bütçeleri ne kadardır? Onlar da ellerinden geleni yapmak istiyorlar ama onlar da yetersiz.
“KÖYLERİMİZDE, VERİMLİ ARAZİLERİMİZDE MADEN İSTEMİYORUZ”
Alpu’ya Esence Altın-Gümüş Maden Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi Projesi yapılmak isteniyor. Alpu sizin memleketiniz. Üretici olarak maden projesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Esence benim yan köyüm. Esence merasında, o tarafta da arazilerimiz var. Bu altın madeni projesi bir süredir Esence’de. Şu anda maalesef ki sulama sularımızı etkileyeceğini ve oranın da 660 dekarlık, bin dekara yakın arazinin etkileneceği söyleniyor. Biz bunları istemiyoruz. URAYSİM projesi vardı. Verimli tarım arazilerinin üzerinden geçeceği söylendi. İptal edildi. Alpu’daki kömürlü termik santral projesi iptal edildi. Bu projenin de iptal edilmesini canı gönülden istiyoruz. 22 Temmuz’da halkın katılımı toplantısı varmış. 22 Temmuz’da bütün köylülerimizle, çiftçilerimizle birlikte orada bu madeni yaptırmamaya, verimli topraklarımızı kirletmemeye ve yarınlarımızı öldürmemek için orada hakkımızı savunacağız. Biz köylerimizde, verimli arazilerimizde böyle bir şey istemiyoruz.





