8 bin yıl önce Porsuk kıyısında yaşayan kadının çok özel bir hikayesi var. Porsuk kültürünün detaylarını Prof. Dr. Ali umut Türkcan ile konuştuk.

· Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Umut Türkcan, ülkemizde çok önemli kazılar yürüttü! Çatalhöyük kazılarına 14 yıl başkanlık yaptı! Göbeklitepe ile ilgili çok sayıda makale yazdı konferanslar verdi. Ali Umut Türkcan hocamızın Eskişehir’de de yaptığı önemli bir kazı var. İnönü ilçesinin Aşağı Kuzfındık Köyü yakınlarında bulunan Kanlıtaş Höyüğü kazısı!
· Kanlıtaş’ın ve Yukarı Porsuk Vadisi’nde sürdürülen çalışmalarında, dönemin ölü gömme adetlerine de uyan ilk Kalkolitik Dönem olarak adlandırılan en geç M.Ö 6. Binin ilk yarısına tarihlendirilebilecek bir kadına ait mezar ortaya çıkarıldı. Ali Umut Türkcan, iskeleti kamuoyu ile paylaşınca “en eski insan” diye manşetlerde yer almıştı. Türkrcan “Şehrin en eski bilinen ve çok özel hikâyeleri olan ve şehrin en eski insanı olan bu kadının belki bir sergi veya Balmumu müzesinde sergilenmesi kentin ve gelenlerin belleğinde yer alması gerekmektedir.” Diyor!


-Hocam Anatolia dergisinde yayınlanan son makalenizde “Frigya’nın en erken sakinleri: Tarih öncesi Porsuk kültürü” başlığını taşıyor. Frigya öncesi yaşayan bu insanlar kim?
-Bu bölgede kendine özgün bir kültür oluşturan bu topluluklar olasılıkla M.Ö 7 bin sonunda ilk yerleşimci tarımcı toplulukların yeni bir safhası. Bu topluluklar şu ana kadar tespit ettiğimiz M.Ö 6.bin yılların başına tarihleniyor, yani günümüzden 8000 yıl önce yaşamış bir Anadolu Kültürü. Tespit edilen yerleşimleri Kütahya ve Eskişehir’in Porsuk Vadisinde 4 yerleşim. Bunların sayısı zamanla artacaktır.
Porsuk kültürürün belirleyici rolü var
-Porsuk kültürü dediğimizde aslında neyi kastediyoruz? Bir coğrafyayı mı, bir yaşam biçimini mi, yoksa binlerce yıllık bir medeniyetler zincirini mi?
-Porsuk kültürü dediğimizde aslında maddi kalıntılarından tanımladığımız ve yüzlerce sene değişimlerini takip edebildiğimiz bir kültür. Bu kültürün en dikkat çekici örnekleri özellikle bölgeye özgü bir çok çanak çömlek üslupları, ve zamanla özelleştirdikleri taş aletler dikkati çekiyor. Bunun yanı sıra özellikle kadın olarak tespit ettiğimiz toprak heykelciklerin de özgün ama bir yandan daha çok Trakya örneklerine benzemesi. Bu kültürün geçim haricinde bölgedeki zengin taş kaynaklarını bilinçli kullanması ve özellikle mermer bilezik üretiminde Anadolu’da eşine az rastlanır bir üretim zincirine sahip zanaatkar bir topluluk olması çok dikkat çekici. Bu özellikle Kanlıtaş Höyük’te çok belirgindi. Zaten bir yerde bu kültürün en iyi korunmuş yerleşmesi İnönü ilçemizde bulunan Kanlıtaş Höyüktür.
Bilimsel Literatürde bilinen ama ülkemizde çok fazla bilinmediğini düşündüğüm Porsuk Kültürü tarihten beri Ankara (batısında başkent Gordion u da kapsayan) dan Eskişehir ( Yazılıkaya ), Kütahya ve Afyon’u kapsayan geleneksel Frigya bölgesinin kuzeyinde 1990’lı yıllarda saptanmıştır. Eskişehir’in 5-6 km güneybatısında, Porsuk Nehri’nin sol kıyısında yer alan Orman Fidanlığı yerleşmesinin keşfedilmesi bir tesadüfe dayanmaktadır. 1985 yılında bölgede araştırma yapan Turan Efe’nin Eskişehir Arkeoloji Müzesi'ni ziyaret ettiği sırada, iki kişinin müzeye içinde iki küçük testi bulunan bir kase getirmesine tanık olması ve daha sonra sahada yapılan detaylı incelemeler sonucunda, kapların bulunduğu yerin yaklaşık 100 metre doğusunda, dik bir kaya çıkıntısının yakınındaki dolgu içinde eskiye giden bir kültür tabakasına rastlanmıştır. Bu yerleşim tabakanın, yaklaşık sekiz metrelik steril bir eski sel dolgusunun altında olduğu saptanmıştır. Orman Fidanlığı Höyük, Eskişehir şehrinin güneybatısında Porsuk nehrinin giriş yaptığı vadide, meyilli inen yamaç üzerindeki sivri bir kayanın batı ve güney eteklerinde kurulmuş ilginç bir kaya üstü yerleşmesidir. Anadolu’da daha önce bilinmeyen özel bir çanak çömlek grubunun saptanması ile arkeoloji yazınına geçirilmiştir. Daha sonra ilerleyen aşamada Orman Fidanlığı kazıları (1992-94) ile ortaya çıkan bulguların da eklenmesi ile bu ve benzeri keşfedilen diğer yerleşmelerin (Kanlıtaş, Kes Kaya, Asmainler) Anadolu-Balkanlar ilişkisi içinde Porsuk Kültürünün M.Ö 6.Binde belirleyici rolünü ortaya koymuştur.

- Porsuk Havzası’nda henüz keşfedilmemiş bir medeniyet hikâyesi var mı?
-Bir medeniyet hikayesi aslında tabi ki Ankara’dan başlayarak batıda Eskişehir, Kütahya ve Afyon merkezli Friglerdir. Bölge illeri bu medeniyeti şimdi daha iyi kavramaya başladı. Porsuk Kültürü adını verdiğimiz bu yerleşmeler tarihlendirilmiş olarak Eskişehir ve Kütahya’daki en eski yerleşmelerdir. Porsuk Kültürü Antik Frigya bölgesinin ilk toplulukları. Tabi arada Tunç Çağına ait önemli yerleşimleri barındırıyor. Onlar da yeni anlaşılıyor son yıllarda.
Porsuk ile anılan Çatalhöyük’den Ege ye kadar çağdaş bazı kültür bölgeleri mevcut, ancak tarihöncesi Anadolu’da ilk araştırılan Burdur Ovası yerleşimleri ile bir Hacılar kültürü bilmekteydik, ancak tarihöncesi Batı Anadolu’da özgün nitelikleri ile ikinci tanımlanan kültür bölgesidir Porsuk Kültürü.
Eskişehir arkeolojik olarak en çok araştırılan iller arasında
-Porsuk Havzası’nda yaşayan toplumları birbirinden kopuk uygarlıklar olarak mı görmeliyiz, yoksa aralarında binlerce yıl süren bir kültürel devamlılık var mı?
İlk yerleşimcilerden Frig, hatta Roma dönemine kadar kesintisiz bir yaşam serisi elimizde. Bu nedenle birbiri ile bağlantılı görmeliyiz. Bugünkü kozmopolit Eskişehir kent kültüründe bile ciddi anlamda Anadolu Marmara ağının kavaşağında gelişen birbirine etki etmiş bir kültür birikimi vardır. Komşu illerden farklı olarak kentte eskiye giden bir kültür birikimi mevcut.
Çok bilinmese de Eskişehir bir yandan Anadolu’nun arkeolojik olarak en çok araştırılan illerinden, son 10 yıldır Kütahya’da da madenler ve baraj alanları için yapılan kurtarma kazıları ile yoğun bilgiye sahibiz.
-Porsuk’un yatağı boyunca ortaya çıkan yerleşimleri bir harita üzerinde birleştirsek, karşımıza nasıl bir medeniyet haritası çıkar?
Porsuk Sakarya havzası arasında gerçekten özgün ve çok derine giden bir medeniyet haritası var. Bu Frigya ile taçlanır. Aynı Kızılırmak Havzasının Hitit medeniyetinin merkezi olması gibi tanımlayabiliriz.
Bir yerde keşif hikayesi ile anlattığımız Porsuk Kültürünün bazı dikkat çeken özelliklerini versek de gerçekten başta mermer bilezik üretimi olmak üzere boncuk, kırmızı boya, taş alet üretimleri; ilginç kaya üstü yerleşimleri, mezarları ile Porsuk Kültürü Batı Anadolu’nun sıra dışı tarihöncesi kültürüdür. Kültürün beslenme tarihi (tarım, botani, besicilik, avcılık, hayvan türleri v.s) de ayrıntılı araştırmalar ile bölgenin en eski bulguları olarak kayda geçirilmiştir. Deprem, değişen su kaynakları, bölgede dikkat çeken kayaç kaynaklarım yoğun işlenmesi gibi burada anlatamayacağımız bir çok özelliği ile bu sıra dışı kültürün gelişmesi ve bitişinde dikkat çeken öğeleridir. Süregelen araştırmalar ilerde bu kültür hakkında daha çok şeyler söyleyecektir.
Porsuk Kültürü Balkanlarda Tuna Havzasına kadar giden bir etkileşimi var
- Porsuk Havzası’nı yalnızca Eskişehir ölçeğinde değil, Anadolu’nun büyük tarihsel coğrafyası içinde değerlendirdiğimizde nasıl bir tablo ortaya çıkıyor?
-Anadolu’nun birçok idari bölgesinde bu kadar eskiye giden ve tanımlı bir yerleşik kültür yoktur. Anadolu’da ve Doğu Anadolu başta olmak üzere, Orta Anadolu’da ise Konya Kapadokya dışında gördüğümüz en eski kültürün izleri. Tabi bahsettiğim gibi Porsuk Kültürünün Balkanlarda Tuna Havzasına kadar giden bir etkileşimi ve hatta öncüsü olması bu kültürü diğerlerinden özel kılıyor. Bu 90’lardan beri konuştuğumuz tarihöncesi bir göç olgusunun konusu, tabi göçlerin şehir kültürünü şekillendirdiği Eskişehir de olması da güzel bir rastlantı mı veya süregelen bir coğrafi olgu mu konuşmak gerek.
-Hocam bu kültürün izlerini taşıyan en önemli yerlerden biri Kanlıtaş höyüğü. Burada sanırım kazılar durdu devam etme olasılığı var mı? Çatalhvöyük’te uzun yıllar kazı başkanlığı yaptınız Göbeklitepe ile ilgili konferanslar verdiniz, makaleler yazdınız. Arkeolojik bulgular açısından bakıldığında Kanlıtaş ve Porsuk Havzası'nın hak ettiği değeri gördüğünü düşünüyor musunuz?
Kesinlikle anlaşılmadı, maalesef! Müzemizde çok zayıf bir teşhir, belediyenin herhangi bir kurumunda ise pek yer alamadı. Oysaki ellerinde bir hazine yatıyor. Oysaki kazıldığı yıllarda her sene ulusal basında yer alan haberleri ile göz doldurmuştu. Bu görünmezlik bile zaten belki sosyolojik bir çalışma ister.
Bir yandan, Göbeklitepe Dünya da bilinirken ülkemizde bir skandal iddia üzerine ancak 10 sene sonra bilinmeye başlamıştı. Artık belki bir şöhret dokunur ilerde.
-----------------------------------
ESKİŞEHİR’İN EN ESKİ HİKAYESİ!
-Kanlıtaş höyüğünde M.O 6 bin yılına ait bir mezar bulundu. O yıllarda “En eski insan” diye manşet attığımız hatırlıyorum. Bu insana “en eski Porsuk’lu diyebilir miyiz?
Kanlıtaş’ın ve Yukarı Porsuk Vadisi’nin şu ana kadar sürdürülen çalışmalarında, dönemin ölü gömme adetlerine de uyan ilk Kalkolitik Dönem olarak adlandırdığımız en geç M.Ö 6. Binin ilk yarısına tarihlendirilebilecek bir kadına ait mezar. Yetişkin bir kadının (cenin şeklinde) pozisyonunda yerleştirildiği ve yerleştirme sonrası vücudun belirli bölgelerine yassı taşlar konulduğu ( kaburga kemikleri, kalça kemiği, bacak kemikleri, ayak bilekleri) saptanmıştır. Sol elin yanında bulunan bıçak ya da kesici alet olarak tanımlanan objelerin ise mezar hediyesi olarak düşünülmektedir. Özellikle üst kol (humerus) topuzunun daha tıknaz olan vücuduna göre fazla gelişmiş olması, kadının hayatı boyunca çok yoğun bir dairesel çevirme göstermiştir ( olasılıkla mermer bilezikler). İç Batı Anadolu bölgesinin en erken insan kalıntısı olarak kayıtlara geçen buk adın birey, özel durumu ve içindeki ritüelleri ile birçok şey söylemiştir. Ayrıca kadının 50’ye yakın tohum ile gömülmesi Anadolu’da günümüze yaklaşan bu ölü gömme ritüelinin en eski örneğini vermektedir.
Şehrin en eski bilinen ve çok özel hikâyeleri olan ve şehrin en eski insanı olan bu kadının belki bir sergi veya Balmumu müzesinde sergilenmesi kentin ve gelenlerin belleğinde yer alması gerekmektedir.

