Sana söylüyorum aslında!
2020 neden böyle kötü başladı ve kötü devam ediyor?
Bütün acı olaylar, salgın hastalıklar, felaket sayabileceğimiz bütün olumsuz gelişmeler neden üst üste geliyor?
Neden her şey ‘berbat’ denebilecek kadar olumsuz?
Ben biliyorum.
Nedenleri sorguladığım günden beri de şaşırmıyorum tüm bu olanlara, olacaklara…
Kötüye, olumsuza öyle anlam yükledik ki iyiliği, güzelliği unuttuk aslında…
Hep başkalarıyla kıyaslamalarla başladı her şey…
Belki de sosyal medyanın şehvetine kapıldık.
Onların attıkları sahte kahkahaların şatafatıyla yanıldık.
Unuttuk, uzaklaştık huzurun verdiği tattan!
Sıradanlaştırdık hayatımızın içerisindeki anları…
Sıradanlaştırdıkça da öldürdük…
Halbuki kötülüklere yüklediğimiz anlamı biraz olsun kendi hayatımızdaki monotonluğa yöneltseydik belki de o monotonluğu mutluluğa çevirebilirdik.
Sabah uyandığımızda nefes aldığımıza şükretmeyi, çocuğumuzun yanağımıza kondurduğu sıcacık bir öpücüğü, arkadaşımızla birlikte yudumladığımız bir bardak demli çayın tadını, sokaklarda duyduğumuz çocukların şen sesini klişeleşmiş duygulardan saymaya başladığımız günden itibaren de çıkamadık işin içinden…
Bu güzellikleri sıradan saymaya başladıkça kötülük büyüdü…
Olumsuzluklar peş peşe geldi.
Peki, biz ne yaptık böyle bir yükün karşısında?
Hiçbir şey yapamadık.
Ağırlığında ezildik.
Ezildikçe de ayağa kalkamadık.
çünkü bizim ayağa kalkmamız için daha çok kahkaha atmamız, daha çok eğlenmemiz, daha çok coşmamız gerekiyordu.
Acının verdiği duygu ‘az’ değildi.
Mutluluk onun karşısında daha ‘çok’ olmalıydı.
Hesabımızı öyle yaptık.
Yanıldık.
Kendimizden uzaklaşmaya başladığımız, sıradanlığı küçümsediğimiz günden beri başladı aslında her şey…
Tüm bu felaketlerin, kazaların, ölümlerin, salgın hastalıkların üst üste gelmesi de bu yüzden…
Kendinden milyarlarcasının olduğunu düşünsene…
O zaman şaşırmayacaksın aslında…
Size tavsiyem nedir biliyor musunuz?
Sıradanlığın tadını çıkar…
Gereksiz bir şeye kahkaha atabildiğin, eşinle anlamsızca yürüdüğün, yanından geçen o çocuğun kafasını okşayabildiğin için şükret…
Mucizenin sıradanlığın içinde yer bulduğunu sıradanlığın keşfine çıktığında anlayacaksın.
Ve o zaman beklentilerin de değişecek…
Mutluluğun çoook’larda olmadığını anlayacak…
Aynanın karşısına geçip ‘İyiki sıradan biriyim lan! Ya çoook sıradan biri olsaydım. O zaman ki vay halime!” demeyi öğreneceksin.