Maliye Eski memurlarından Trabzonlu Ragıp efendinin hatıratından:
Bir tarihte Fizan muhasebeciliğinden ayrılarak Trablusgarb'a geliyordum. Yolda sıtmaya tutuldum. Bir gün, çölün ortasında, kızgın kumlar içinde çadır kurdurup bitab bir halde yattım. Bir aralık deveci, yanıma gelip yatağımın başucuna gelip oturdu, hatırımı sordu. Dedim ki:
-Bir taraftan hastalığın ateşi, bir taraftan güneşin, kumların harareti vücudumu cayır cayır yakıyor. Çölün bir gökyüzü, bir de kumdan ibaret manzarası da canımı pek sıkıyor! Ah, sen bir kere bizim memleketi görsen! O iki tarafı ağaçlı yollar, o zümrüt gibi dağlar, ovalar, ormanlar! O türlü türlü yemiş ağaçlarıyla, sebzelerle dolu bağlar, bostanlar! İki adımda bir buz gibi soğuk, şerbet gibi tatlı akarsular; her taraftan misk gibi çiçek kokuları getiren rüzgar ise adeta insana hayat verir!...
Adam sözüme inanamayıp dedi ki:
-Hey efendi! Galiba rüya görüyorsun. O senin dediklerin dünyada değil, Cennet'te olacak şey!...
Yorumlar