Kurşunlu Külliyesi'nin banisi Çoban Mustafa Paşa'nın vakfiyesine 1526 tarihli, tam 500 yıl önce...

Şunu düşünmemiz gerekiyor orası sadece taş ve kubbeden ibaret değil! O külliyenin insanlara sunduğu hayata bakmak gerekiyor…

Vakfiye’yi iyi incelerseniz Eskişehir'in 500 yıl önceki sosyal ve ekonomik hayatını ortaya koyacak çok değerli bir araştırmanın başlangıcı yapılabilir. Elbette bu akademisyenlerin işi…

Ancak 500 yıl önce ile bugününü karşılaştırdığımızda ortaya çok ilginç bir veri çıkıyor…

Eskişehir’in belediye başkanları 500 yıl sonra halk için yaptıkları tüm hizmetler Vakfiye’de yazılanlarla örtüşüyor…

Birkaç örnek vermek istiyorum…

Vakfiye’de çocukların eğitimi için Sıbyan mektebi yer alıyor. Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ne yapmış…

100 kreş hedefi koymuş…

Şartlar elverdiği ölçüde de her semte yapmaya gayret etmiş…

Vakfiyede tabhane var. Yani konaklama yeri! Odunpazarı belediyesi konaklama için ne yapmış kız öğrenciler için misafirhane yapmış…

500 yıl önce mutfak ve yemekhane varmış. Odunpazarı Belediye başkanı göreve gelir gelmez ilk olarak ne yapmış, Aşevi…

Vakfiye’ye görüN Külliye’de fırın varmış…

Odunpazarı belediyesi ne yapmış…

Onlarca mahalleye “imece fırını” yapmış. Vatandaş gidiyor kendi ekmeğini kendi pişiriyor…

Ve en önemlisi 500 yıl önce düşkünler evi varmış…

Tam 500 yıl sonra Odunpazarı belediye başkanı Kazım Kurt, ne yaptı?

-Yaşlı bakım merkezi!

…/…

Şimdi soralım, Çoban Mustafa Paşa’nın Vakfiyesine kim uygun hareket ediyor, Vakıflar mı yoksa Odunpazarı Belediyesi mi?

Kurt, 500 yıllık bir geleneği sürdürüyor. Vakıflar örnek alsın!

İSTİSNAİ UYGULAMA SIRADANLAŞIYOR

Gazeteci dostumuz Ayhan Aydıner’in Vakıflar ile ilgili yaptığı iki haberine anında erişim engeli geldi…

Alıştık ve normal karşılıyoruz…

Daha beterlerini de gördük! Yine Ayhan Aydıner’in 'erişim yasağı haberine erişim yasağı' getirilmesine de tanık olduk…

Haberi tekzip edebilirsiniz. Yalansa, kişileri hedef alıyorsa, kamu yararı yoksa mahkemeye verirsiniz. Hızla yapılan erişim kararları doğru sonuç vermiyor. Sansürün olağanlaştırılması, yalnızca gazetecileri değil, toplumun tamamını susturur. Çünkü özgür basın yoksa, denetim yoktur; denetim yoksa demokratik toplum düzeni zarar görür.

Gazeteciler kamu adına görev yapar. Haberlerin doğruluğu tartışılabilir, tekzip mekanizmaları işletilebilir; ancak haberlerin doğruluğu veya yanlışlığı kesinleştirilmedin erişime engellemek, demokratik hukuk devletlerinde istisnai olması gereken bir uygulamayı sıradanlaştırmaktadır.