Tarihi Kurşunlu Külliyesi’nin kapısına “nihayet” kilit vuruldu ve Odunpazarı Belediyesi’nin elinden alındı. “Nihayet” diyorum çünkü Eskişehir’de bir yanda ellerini ovuşturup siyasi rövanş alma hırsıyla olan biteni izleyen bir kesim, diğer yanda Eskişehir'in kültür mirasının ve emeğinin kapısına kilit vuruluşunu gözyaşlarıyla izleyen esnaf ve sanatçılar…
İnsan bazen gerçekten hayret ediyor. Siyasette rekabet olur elbette ama bu rekabetin hırsa dönüşmesi ve bu düzeye gelmesi olacak iş değil. AK Parti’nin önceki dönem Eskişehir İl Başkanlarından Dündar Ünlü bile yaşananlara sessiz kalamamış ve partiler üstü bir tavırla Külliye için “Odunpazarı Belediyesi’nde kalmalı” demişti. Sonrasında da her türlü ithama maruz kalmıştı maalesef. İnsan da ister istemez, Dündar Ünlü’ye bunu yapan “hayat” sana, bana neler yapmaz demeden edemiyor.
Dün ki tahliye işlemi öncesinde YENİ Partili siyasilerin ve Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un açıklamaları oldu. Sonrasında Odunpazarı Kaymakamlığı’ndan gelen görevliler, Külliye’nin içini gezerken, Fotoğraf Sanatçısı Osman Yaşar Tanaçan’ın kızı Vicdan Tanaçan Erginer, “Yapmayın. Siyasete kurban etmeyin buraları” dedi ama haykırışları etki etmedi. Başka bir kadın girişimci de ağlayarak, “Bu müzeler olmazsa bizim de işlerimiz olmaz” dedi ama onun da sesini duyan pek olmadı.
Adı üstüne Tarihi Odunpazarı Bölgesi… Ama Odunpazarı’nın sadece binalardan değil, yaşayan ve dünden bugüne birikerek gelen sanatsal bir ekosistemden oluştuğu, her ruhun ya da her bir insanın kendinden bir şeyler bulabileceği kapsayıcı bir alan olduğu maalesef anlaşılamamış. İnsanın avlusunda yürürken bile adımlarını yavaş attığı, küçük harflerle konuştuğu bir yerde, bunca yüksek ses, bunca hoşgörüsüzlük Külliye’nin ruhuna o kadar ters ki.
…
Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Külliye’nin kapısına kilit vururken, kendileri açısından dört duvara kilit vurulmuş gibi gelebilir ama gerçek maalesef öyle değil. O kilit kadın esnafın/girişimcilerin ekmek kapısına vuruldu, sanata vuruldu, Türkiye’nin dört bir yanından akın akın gelen turiste vuruldu, dünyanın farklı yerlerinden gelen sanatçıların geçmiş ve gelecekteki emeğine vuruldu. O kilit parçası, sadece Külliye’nin kapısına değil Eskişehir’in sanatına, emeğine, çeşitliliğine vuruldu.
Peki sadece bu kadar mı? Kurşunlu Külliyesi’nin kedisi Prens de sokakta kaldı. Külliye’nin içinde bulunan Ahşap Müzesi’nde kalan, müzeyi gezen sanatseverleri çoğu zaman kapıda karşılayan, onlarla beraber içerde gezen Prens’in de evi elinden alındı.
Dün ki basın açıklamaları ve tahliye işlemlerinin ardından kameraman arkadaşım Ahmet ile beraber bir süre daha Külliye çevresinde bekledik. Prens, kilitli kapının önünden hiç ayrılmadı. Kapıya kilit vurulmasına rağmen her şeyden habersiz ama belki de hissetmiş halde kapının eşiğinde beklemeyi sürdürdü.
Tutanaklar tutuldu, imzalar atılmadı, siyasetçiler çok sert açıklamalar yaptı. Sesler yükseldi. Hepsi uçtu gitti havada ama yaşanan sessizliğin ve vedanın asıl simgesi Prens oldu. Siyasi hırslara ve bürokratik soğukluğa karşı sessiz ama en ağır protestoyu Prens yaptı. Vakıflar Bölge Müdürlüğü sadece sanat eserlerini değil Prens’i de evsiz bıraktı.