9 Ocak 2019 Çarşamba 1307 Okunma

NİSA-43 ve MAİDE-6’DA ANLAM KAYDIRMALARI - 1

 


Lise çağlarımdan itibaren başlayan dine ilişkin merak ve Kur’an araştırmacılığım sırasında, her Kur’an okuyuşumda beni rahatsız eden tercüme ve yorumlar olmuş ve seyrekleşmiş olsa bile halen de devam etmektedir. Duymakta olduğum bu huzursuzlukları Kur’an’ın genel ruhu ile bağdaştıramıyordum ve bu durumu zaman zaman konferanslarım ve yazılarımda açıkça şöyle ifade ediyorum; “Kur’an’da bir ayeti okuduğunuzda, içinizde ufacık bir huzursuzluk kırıntısı ve - bu tercüme aklıma yatmadı ve böyle olmaması gerekir – şeklinde bir düşünce oluştuysa, yapılan tercüme doğru olmamıştır, hemen doğru kabul etmeyin.”. Yine devamla “Her Kur’an tercümesi mutlak doğru olmayabilir. Çünkü yapılan tercüme, kişinin bilgi dağarcığı yanında, Kur’an’a hakimiyeti ve yıllar içinde oluşmuş ön yargıları ile inancına ilişkin yorumları temelinde yapılmıştır. Bu nedenle Kur’an’ı anlamak üzere kendi ana dilinizde okurken, kendi anladığınız sizin doğrunuz olsun, çünkü her kişi kendi doğrusundan Allah tarafından sorgulanacaktır.” diyerek açıklamalar yapıyorum.


       İşte yıllardır beni rahatsız edip Kur’an’ın ana ruhuna uygun bulmadığım ayet tercüme ve yorumlarını daima düşünmüş ve kendi düşünceme uygun doğrularını yine Kur’an’ın genelinden faydalanarak bulmayı kendime bir görev kabul etmiştim. Bu nedenle de yıllardır sürekli bir arayış ve doğruyu yakalama çabası içindeyim ve halen öyleyim. Elli beş yıldır Kur’an’ı döne döne okuyorum, büyük bir titizlikle tercüme de ettim ve şu anda kitap evlerinde olan 3 ncü baskısı, öncekilerden bazı düzeltmelerimle farklı durumda. Şunu kabul ettim ki bu düzeltmelerin sonu gelmeyecek de.


       Hz. Muhammed Kur’an’ı tebliğ etmeye başlayınca ilk karşı çıkanlar menfaatlerine ters gelen ve toplumun kodamanları olan öz amcaları yanında, Allah’ın yanında putlara da tapmakta olan ve müşrik diye adlandırılanlar ile bekledikleri peygamberin kendilerinden olmamasını kabul etmek istemeyen Yahudiler, az da olsa Hıristiyan’lar olmuştu. Saldırmaları üzerine Hz. Muhammed’in savunma savaşları yaptığı gruplar da bunlardı. Peygamberin vefatını takiben bir taraftan Kur’an’ın anlaşılmasını engellemek, diğer taraftan da Kur’an’da bildirilen din kurallarını zorlaştırmak üzere kelimelerde anlam kaydırmaları ile kendi toplumlarının geleneklerini,  rivayet ve hurafelerini yamamak üzere yoğun çabalayanlar özellikle Yahudiler olmuştur. Kur’an’da hiçbir şekilde kelime veya cümle değiştirmek, eklemek veya çıkarmak mümkün görülmeyince bu yöntemi uyguladılar. Bu uğraşlarını da, o zamanlarda başlanan Kur’an tefsircilerini ikna edip tefsirlere koydurarak gerçekleştirme yolunu kullandılar. Sonraki tefsirciler de ilk tefsirlerde olan anlam kaydırmaları, rivayetler ve hurafelerini dokunulmaz gerçekler diye kabul edip günümüze kadar devam ettirdiler. Çünkü ilk ve onlardan sonraki tefsircilerin, Yahudi ve Hıristiyan’lık inançları ve kitaplarına ilişkin ayrıntılı ve kıyaslayıp eleme yapacak kadar bilgileri yoktu.


Bu amaçla üst seviye Hahamlarından olup sözde Müslümanlığa geçenler bu değişimi gerçekleştirmişler ve bu sayede ilk tefsirlere Telmud’da bulunan birçok kıssa bunlar aracılığı ile girmiştir. Hatta bazı iddialarını Hz. Muhammed’den işittikleri şeklinde benimsetmişlerdir. Bu uğraşılarında Kur’an’ı etkisiz, şüpheli yönleri olan ve tartışılır bir kitap haline getirmeyi ve hem din grupları, hem de siyasî gruplar oluşturmak üzere Müslüman toplumu parçalamayı hedef olarak belirlemişler ve Müslümanların aralarına kin, nefret, kıskançlık, haset ve düşmanlık sokmak stratejisini kullanmışlardır. Bu amaçlarını da son 3 halifeyi öldürterek, Sıffin ve Cemel savaşlarını gerçekleştirerek ve Müslümanları daha işin başında Halife Ali taraftarları, karşı olanlar ve Hariciler olmak üzere 3 grubun oluşması ile gerçekleştirmişler ve diyebiliriz ki halen bu başarıları devam ettirilmektedir.  Bu sırada da Müslüman âlim hüviyetinde dolaşmışlar ve insanları eski Yahudi din bilgileri ile kendilerine inandırmış ve bağlamışlardır.


Halbuki Kur’an’ın en güvenilir Allah sözü /Hadis ve en doğru tefsir olduğu, bizzat Kur’an tarafından vurgulanmış ve Kur’an’ı en iyi açıklayacak olanın yine Kur’an, yani ayetlerin başka ayetlerle açıklanıp yorumlanacağı belirtilmiştir.


A’raf-185. Onlar ayrıca göklerin ve yerin mükemmel işleyiş düzenine ve Allah'ın yarat­tığı şeylerin mükemmelliğine de bakıp düşünsünler. Yaşamlarının son anlarının yaklaşmakta olabileceğini de hiç akıllarına getirmezler mi? Bunlar Kur'an'dan başka hangi hadise /söze inanıyorlar?


Zumer-23. Rablerini sayanların derileri, en güzel hadis /söz olan kitabın /Kur'an'ın sözlerini işitince ürperir.  Kur'an, tutarlı, çelişkisiz ve evrensel olan muhkem /değişmez amaç hükümler ile her toplumun kendisine uygulayabileceği, çok anlamlı /zaman ve zemine göre farklı olabilen müteşabih /değişken araç mesajlar olmak üzere iki tip mesajlı bir kitaptır.


Furkan-33. Böylece de şirk koşarak küfre sapmış olup Seni red edenlerin sordukları her sorunun cevabını en doğru bir şekilde açıklayacak /tefsir edecek olan Kur’an’ı indirmiş oluyoruz.


Bu iki yüzlü ve fesatçıların en etkili ve tanınmışları, gizli Yahudi komitesinin üyeleri olup şunlardır;


Abdullah Bin Selam (Öl. 663). Hz. Muhammed’in vefatından 2 yıl önce Müslüman olmuştur.


Abdullah ibn Sebe, İbnus Sevda lakabı ile tanınan ve Halife Osman zamanında Müslümanlığa geçmiş Himyerli bir Yahudidir.


Ka’bul-Ahbar (Öl. 653). Yemen Yahudilerindendir ve Halife Ebubekir zamanında Müslüman olmuştur. Daha sonra Muaviye’nin danışmanlığını yapmıştır. En tehlikeli ve etkin olan Ka’b’ın yardımcıları Abdullah b. Amr, Abdullah b. Ömer ve Ebu Hüreyre idi.


Vehb bin Münebbih (Öl. 730). Kendi İsrailiyat kökenli eklemeleri yanında, tefsirlere baba soyundan gelen İran kökenli Mecusilik ve Zerdüştlük kaynaklı alıntılar da yapmıştır.


Hıristiyan papaz iken sözde Müslümanlığa geçen ve az da olsa yine anlam kaydırmaları, yorumlar ve rivayetleri ilk tefsirlere ekleten, Bizanslı Cüreyc oldu (Öl. 767). Cüreyc, Mekke âlimlerinden diye tanınmış ve Taberi ondan çok alıntılar yapmıştır.


Köşe yazılarımın kapasitesini göz önünde bulunduracağımdan şimdilik sadece Nisa-43 ve abdestin asgari alınma şeklini anlatması yanında Nisa-43’ün bir nevi tekrarı olan Maide-6 ncı ayetlerde belirlemiş olduğum 6 adet anlam kaydırmalarına inşallah haftaya köşe yazımda değineceğim.


NOT: Şu kitaplarımın gelirleri ile Eskişehir Tıp Öğrencilerine burs veriyoruz. Almanızla bize destek olursanız, öğrenci sayımız artacaktır: "DİN VE BEYİN", "TÜRKÇE KUR'AN", "KUR’AN KADINI KORUYOR", "İSLÂM'IN ŞARTI SADECE 5 DEĞİL", "OKU! KONULARINA GÖRE KUR'AN AYETLERİ" ve "KUR'AN'IN KULU KÖLESİ MEVLANA", “TEVRAT VE İNCİL’DE ÖNCEKİ İSLAM” VE “KUR’AN VE SON İSLAM”.