5 Aralık 2019 Perşembe 684 Okunma

“DELİ OLMAK MUTSUZ OLMAKTAN İYİDİR”

 


Etrafıma bir göz gezdiriyorum.


Kimse mutlu değil…


Hiç kimse!


En mutlu olması gereken kesim ‘aşıklar’ bile…


Aşkın bile tadı kalmamış kardeş!


O da mı zamana, sisteme yenik düştü diye sorgulamaya başladım.


Okullar bölgesini bilirsiniz…


Cumhuriyet Lisesi, Gazi Kız Meslek lisesi gibi birçok okulun yan yana dizildiği…


Sık sık geçerim oradan…


Bir banka usulca oturur, izlerim etrafı…


Sessizce…


Göstermeden, tanıtmadan kendimi…


Nedendir bilmem?


Aşkı ya da aşksızlığı anımsatır orası bana…


Zalimliği de orada görürüm, isyanın bayrağını da…


Gençlerin, çocukların yüzlerine bakarak sevgiyi de anlarım, sevgisizliği de hissederim.


Her geçişimde içimde bir yerlere dokunur tam da o bahsettiğim yer…


Gariptir ama gerçektir.


Bana ‘aşkı’ anlat dese birisi…


Giderim Ahi Evren Lisesi’nin arkasındaki parka, gençlerden ilham alarak yazarım sayfalar dolusu…


Yine yolum düştü oraya…


Sonbaharı uğurladığımız şu günlerde…


Eski neşesi kalmamış gibiydi…


Yan yana dizilen birkaç gencin suratındaki donuk ifade dışında dikkatimi çeken bir şey olmadı. 


‘Yüzlerdeki aşksızlığı’ fark ettim.


Ağaca yaslanan iki çiftin konuştuğunu ama birbirini duymadığını gördüm.


Huzursuzluğun sessizliğe hiç de yakışmadığını anladım.


Oysa ne güzeldir dinginlikte sessizlik…


Rüzgarın melodik uğultusuyla müzik gibi gelir.


İçten gülmenin tanımını da tam da orada tecrübe ettim.


Bir görevi yerine getirmenin edasıyla iki yana açılan dudakların hiç şık durmadığını oradaki gençlerin yüzüne bakınca doğruladım. 


Sessizlikte gülümsemenin hiçbir anlam ifade etmediğini keşfettim.


Çünkü benim bildiğim kahkaha bağıra bağıra, katıla katıla olur!


Bir de neyi keşfettim biliyor musunuz?


Mutluluğun abartıda gizli olduğunu…  


Abartılı bulduğu için de kimse yanaşmaz, yanaşmaya çekinir.


Kendi sıradan köşesinde sessizce gülümseyerek ‘mutluluk süsü’ vermeyi tercih eder. 


Ama hiç kimse mutluluğun gerçek hazzını bilmez.


Eminim…


Devir değişti biliyorum ama inancım var.


Aşk değişmedi, mutluluk el değiştirmedi…


Hiç düşündünüz mü?


Çocuklar neden hiç kimseyi umursamadan, sırf canı öyle istediği için ulu orta, yüksek sesle, bağıra bağıra güler…


Çünkü mutludur.


Hadi sıra sende!


Git o bahsettiğim yere!


Bağıra bağıra gülmeyi dene!


Bırak deli desinler!


Daha önce bir çocuğa deli dendiğini hiç duymadım çünkü…