12 Ağustos 2020 Çarşamba 1165 Okunma

BİR KARMAŞIK YAZI…

 


Ne yazayım?


Ne anlatayım bilemedim bugün size…


Güneşi, yıldızları, gökyüzünü, yağmur sonrası ortaya çıkan toprak kokusunu…


Yazmaya kayda değer görülmeyen şeyleri kaleme almaya ‘inatla’ devam edeceğim.


Okurken burun bükülüyorsa yazılanlar zaten okurumuz olmamıştır.


Arkasından el sallarız.


Ne düşündüm bu arada…


Bu kentin yazarlarına baktığımız zaman büyük bir çoğunluğunun erkeklerden oluştuğunu görürsünüz.


Doğal olarak en çok okunan kişiler, dikkate alınan kişiler de onlar oluyor.


Taktım abicim!


Anlatacağım kusura bakmayın!


Şu şehrin en çok okunanlarını yazın deseler herkes ilk sıralara erkekleri sıralar.


İstihbaratı onlara verirler.


Biz kadınlar en arka sıralarda yerimizi alırız.


Tıpkı asayiş muhabirliği gibi!


Telsizi kolay kolay teslim etmezler kadınlara…


Neden?


Gece haberleri zor olur, kadın başınıza ne işiniz var sokaklarda?  


Sen ver bana makineyi, arabada otur, başımızı belaya sokma!


Lütuf ediyorlar!


Sağ olsunlar, onlar olmasa her gün dayak yeriz!


Şiddet basının da en temel sorunlarından…


Yolda yürürken gözüne takılan bir şeyi, çantandan fotoğraf makineni özgürce çıkarıp çekebiliyor musun?


Elbette hayır…


Ne yalan söyleyeyim, kendi adıma konuşayım, olası tehlikeli bir durum gördüğümde telefonumla çekerken kalp çarpıntımın sesini duyduğum olur.


Şimdi görecek, ‘Ne çekiyorsun lan sen’ diye bağıra bağıra gelecek…


Oturup sokak ortasında ‘ne çektin sen, sil onu’ kavgasına tutuşacağız.


Anlatılır da anlayana!


Anlamıyorsa neyleyeyim ben!


Basın mensuplarından birçok kişinin özgürce yazmayı denediği için (dikkat edin yazdığı için değil denediği için diyorum) şiddete uğradığını biliyorum.


Fiziki şiddetin yanında psikolojik şiddet had safhada!


Hele ki kadınsan!


‘Size estetik yakışır, çiçek gibisiniz, gülmek anaların işi’ diyen sözüm ona kişiler ucu kendisine dokununca sokak ortasında kadına bangır bangır bağırmayı bilirler…


Sonra da…


İş asayiş muhabirliğine geldi mi, ‘Arabada otur sen, kadının işi değil o!’ deyip narinliğimizi öne çıkarıp gönderirler işin içinden çıkarak…


 Dertleşmek istedim bugün sizinle!


Kadın yazar deyip geçmeyin, bol bol okuyun!


Şimdi bu yine çiçeklerden, böceklerden bahsediyordur demeyin!


Ülkede ekonomik kriz almış başını gidiyor, bunun derdi kuşlar, böcekler olmuşlardan olmayın!


Sorun tam da orada kardeşim!


Sorunu kökünden çözdüğün an düzelmeye başlayacak aslında her şey…


Toprakla, denizle, masmavi gökyüzüyle, yemyeşil çimenle, temiz havayla sorunu çözdüğümüz an, barıştığımız an, gülüştüğümüz an problemler kendiliğinden çözülecek emin olun!


Hatta ekonomik kriz bile kalmayacak.  


Güvenin bana dostlarım!


Bir bildiğim vardır belki…


BİR SORU…


Aklıma takıldı.


Sağlık Sen Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, ‘Muammer Karaman rakibim olamaz’ demiş.  


Neden?


Memur Sen İl Temsilciliğine aday mısın yoksa?